<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
  <channel>
    <title>Papba Sezai Babakuş on Sezai Babakuş</title>
    <link>/</link>
    <description>Recent content in Papba Sezai Babakuş on Sezai Babakuş</description>
    <generator>Hugo -- gohugo.io</generator>
    <language>tr</language>
    <copyright>(c) sezaibabakus.net</copyright>
    <lastBuildDate>Tue, 01 Apr 2025 00:00:00 +0000</lastBuildDate>
    <atom:link href="/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml" />
    <item>
      <title>Papba Sezai Babakuş: Unutmadık</title>
      <link>/vlog/papba-sezai-unutmadik/</link>
      <pubDate>Tue, 01 Apr 2025 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/papba-sezai-unutmadik/</guid>
      <description>Sevgili arkadaşımız Papba Sezai Babakuş&amp;rsquo;u aramızdan ayrılışının 3. yılında sevgie ve özlemle hatırlıyoruz.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Papba Sezai: Az Sonra Dönecekmiş Gibi...</title>
      <link>/vlog/papba-sezai-az-sonra-donecekmis-gibi/</link>
      <pubDate>Sun, 25 Aug 2024 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/papba-sezai-az-sonra-donecekmis-gibi/</guid>
      <description>Sevgili arkadaşımız Papba Sezai Babakuş&amp;rsquo;u hep az sonra dönecekmiş gibi anıyoruz. Kendisini unutmadık, unutmayacağız&amp;hellip;&#xA;There should have been a video here but your browser does not seem to support it. </description>
    </item>
    <item>
      <title>Düşlerimizi ve Şarkılarımızı Geri İstiyoruz</title>
      <link>/flog/duslerimizi-ve-sarkilarimizi-geri-istiyoruz/</link>
      <pubDate>Sun, 01 Oct 2023 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/flog/duslerimizi-ve-sarkilarimizi-geri-istiyoruz/</guid>
      <description>Önsöz uzaklara, çok uzaklara gideceğim&#xA;az sonra dönecekmiş gibi&#xA;diyor Sezai Babakuş, Moskova’da 1999 yılında yazdığı bir şiirinin sonunda. Söylediğini yapıp çok uzaklara gitmiş olsa da, dokunduğu hayatları, iş edindiği, uğraştığı sorunları etkileme, değiştirme, iyileştirme gücüne sahip insanlardan biri olarak iz bıraktı belleklerimizde. Bir de bilerek ve isteyerek hep genç bir delikanlı olarak kalabilenlerdendi her anlamda. O’nun ardında bıraktığı, hemen her konuda kaleme aldığı yazın hazinesinden makaleleri, anıları, gezi yazıları ve şiirlerini okudukça da hep “az sonra dönecekmiş gibi” bir duygu uyanıyor biz dostlarının içinde.</description>
    </item>
    <item>
      <title>1. Ölüm Yıldönümünde Sezai Babakuş&#39;u Anıyoruz</title>
      <link>/vlog/1-olum-yildonumunde-sezai-babakusu-an%C4%B1yoruz/</link>
      <pubDate>Sat, 01 Apr 2023 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/1-olum-yildonumunde-sezai-babakusu-an%C4%B1yoruz/</guid>
      <description>Sezai Babakuş&amp;rsquo;un 1 Nisan 2022&amp;rsquo;de vefatının üzerinden 1 yıl geçti. Kendisini seven arkadaşları anılarını paylaştılar. Papba Sezai Babakuş&amp;rsquo;u saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Gülüşüm, Bakışım, Umudum Size</title>
      <link>/flog/gulusum-bakisim-umudum-size/</link>
      <pubDate>Sat, 01 Apr 2023 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/flog/gulusum-bakisim-umudum-size/</guid>
      <description>Önsöz Papba Sezai Babakuş, 78 kuşağının değerli Çerkes aydınlarından biriydi. Ondan söz ederken, geçmiş zaman fiili kullanmak biz önsöz yazarları için çok zor. Bu yüzden aşağıdakileri yazarken o hem çok uzağımızda, hem çok yakınımıza olacak.&#xA;&amp;hellip;&#xA;Sezai, 27 Mayıs ile köyünde, henüz bir yaşına girmeden karşılaşır, 12 Mart muhtırası verildiğinde ise Hendek’tedir. Daha iyi bir gelecek ve eğitim için ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınırlar. Gazetecilik eğitimi almaya başlar, üniversitede öğrenciyken Türkiye İşçi Partisi’ne katılır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Sezai Babakuş’a Veda</title>
      <link>/alog/sezai-babakusa-veda/</link>
      <pubDate>Sat, 25 Jun 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/sezai-babakusa-veda/</guid>
      <description>Hayat, gündoğumundan günbatımına yolculuk gibi.&#xA;‘Hayat, gündoğumundan günbatımına yolculuk gibi.’ derdi Sezai. Bu kısacık yolculukda ölüm, her canlı için kaçınılmaz son; dünyanın kurgusu böyle, biliyorum ama yine de aklım almıyor. Günler, aylar gelip geçiyor ama ben, yoğun bakımın kapısında beklerken ‘Sezai’nin kalbi durdu’ dedikleri o ana, o dakikaya takılıp kalmış gibiyim. Yürüyüp gidemiyorum. Koşup uzaklaşamıyorum. Kaçıp kurtulamıyorum.&#xA;Tam ‘artık yaralarım iyileşiyor’ derken çalan bir telefonla ya da kapı zili ile karşıma çıkan bir dost sesi yada kaçınılmaz olarak yüzleşmek durumunda kaldığım ‘nasılsın’ sorusu karşısında gözyaşlarımı tutmak imkansız oluyor; yeniden tüm ışıklar sönüyor, tüm renkler soluyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>21 Mayıs Etkinlikleri</title>
      <link>/plog/21-mayis/</link>
      <pubDate>Sat, 21 May 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/plog/21-mayis/</guid>
      <description>21 Mayıs etkinlikleri ilk defa İstanbul&amp;rsquo;da kamusal alanda Demokratik Çerkes Platformu ve Sezai&amp;rsquo;nin katkıları sonucu gerçekleşti.&#xA;2004, 21 Mayıs Anma Programı, Kadıköy 2010, Kefken; Cumhur, Meral ve Handan 2011, Beşiktaş 2011, Kefken, Ayten, Yusuf, Handan ve Meral </description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya</title>
      <link>/plog/abhazya/</link>
      <pubDate>Sat, 21 May 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/plog/abhazya/</guid>
      <description>Abhazya direniş mücadelesinde Sezai Abhazya&amp;rsquo;daydı. 1996&amp;rsquo;da Türkiye&amp;rsquo;ye döndü, fakat Abhazya ile ilişkileri hep devam etti, her fırsatta Abhazya&amp;rsquo;ya gitti.&#xA;1995, Sohum 2008, Agop&amp;#39;un kahvesi 2008, Bagapş ile görüşme 2013, Chirikba ile görüşme 2014, 21 mayıs Etkinlikleri 2014, Diaspora Müzesi anı defterini imzalarken 2014, Diaspora Müzesi 2014, Emin ile Abhazya Üniversitesi&amp;#39;nde 2014, Geriye Dönüş Komitesi 2014, Meçhul Asker Anıtı, Sohum 2014, Novy Afon 2014, Sohum 2014, Şehitler Anıtı, Sohum </description>
    </item>
    <item>
      <title>Ardzinba ile</title>
      <link>/plog/ardzinba-ile/</link>
      <pubDate>Sat, 21 May 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/plog/ardzinba-ile/</guid>
      <description>Papba Sezai Babakuş 1990’da Abhazya’ya gitti. 1996’ya kadar devlet başkanlığı, başbakanlık ve dışişleri bakanlığı bünyesinde ekonomi ve dış ilişkiler danışmanı olarak çalıştı.&#xA;Abhazya Devlet Başkanı Ardzinba&amp;rsquo;nın 1992 yılında gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretinin organizasyonunda Papba Sezai Babakuş önemli bir rol oynadı, tercümanlık görevini de üstlenerek Ardiznba&amp;rsquo;nın tüm görüşmelerinde yer aldı.&#xA;Abhazya müzesindeki fotoğrafı Anıtkabir hatıra defteri imzalanırken Anıtkabir ziyareti Ardzinba ile Swiss Hotel&amp;#39;de Ardzinba ve Ayşe Eyüpoğlu, Swiss Hotel Ardzınba Basın Toplantısı, Hilton Oteli, 1992 Ardzınba Türkiye Ziyareti, 1992 Ardzınba ile Abhaz Derneği&amp;#39;nde, Ardzınba ile Lıhnı&amp;#39;da, 1992 Ardzınba&amp;#39;ya tercümanlık yaparken, 1992 Bülent Ecevit ile görüşme Mesut Yılmaz ile görüşme </description>
    </item>
    <item>
      <title>Arkadaşları</title>
      <link>/plog/arkadaslari/</link>
      <pubDate>Sat, 21 May 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/plog/arkadaslari/</guid>
      <description>Sezai arkadaşları ile&amp;hellip;&#xA;1975, Lise yılları 1983, Askerde, önsıra sağbaşta 1990, ABD&amp;#39;de İngilizce Dil Okulu 1990, ABD&amp;#39;de İngilizce Okulundan arkadaşları 2000, Handan ve Olcay 2000, Handan 2012, Handan 2013, Abhazya Diaspora Müzesi 2013, Eric Mikaa 2013, George Hewitt 2014, Arda ve Liana, Sohum 2014, Chirikba 2014, Sevda ve Handan 2014, İstanbul&amp;#39;daki arkadaşları 2015, İstanbul&amp;#39;daki arkadaşları 2016, Arkadaşları ile 2019, Handan Handan, Fahri ve Muharrem Inga Şamba, Sezai&amp;#39;nin Karnavalında Dans Mehtap, Hicran, Nefin ve Handan Mümtaz ile Mümtaz Şamba, Moskova Yusuf, Cihan ve Handan, Ankara KAFFED </description>
    </item>
    <item>
      <title>Ayaayra</title>
      <link>/plog/ayaayra/</link>
      <pubDate>Sat, 21 May 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/plog/ayaayra/</guid>
      <description>Ayaayra Abhazya&amp;rsquo;nın Zafer ve Özgürlük Günü. 30 Eylül 1993&amp;rsquo;de Abhazya işgalci güçleri ülkesinden kovarak bağımsızlık ve egemenliğini kazandı. 30 Eylül diasporada da her yıl kutlanıyor. Ayaayra uzun bir dönem Akbalık&amp;rsquo;da kitlesel olarak kutlandı.&#xA;2011, Ayaayra 2012, Ayaayra 2013, Ayaayra, Kartal Belediye Başkanı Altın Öz 2014, Ayaayra </description>
    </item>
    <item>
      <title>Demokratik Mücadele ve STK&#39;lar</title>
      <link>/plog/stk/</link>
      <pubDate>Sat, 21 May 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/plog/stk/</guid>
      <description>Sezai, Türkiye&amp;rsquo;deki demokratik mücadelede yer aldı, Çerkes diasporasının haklarının savunulması için çeşitli platformlarda görevler üstlendi. 1992 Abhazya&amp;rsquo;nın işgaline karşı düzenlenen mitingden Gezi Parkı&amp;rsquo;na, Düzce&amp;rsquo;deki Bağımsızlık Kutlamaları&amp;rsquo;ndan konferanslara kadar her yerde Sezai&amp;rsquo;yi görmek mümkündü.&#xA;12 Eylül, Savunma 1990 Öncesi, DİSK Toplantısı 1990 Öncesi 1992, Sakarya mitingi 1993, Abhazya&amp;#39;da Barış İstiyoruz Konferansı 1993, Ankara mitingi 2003, DAAB Kongresi&amp;#39;nde 2003, DAAB Kongresi 2008, Bağımsızlık Kutlamaları, Düzce 2009, Abhazya Konferansı 2012, Ortak Akıl Toplantısı 2013, 23 Şubat, Dünya Anadili Günü 2013, 23 Şubat, Dünya Anadili Günü 2013, Abhazya Kültür Günleri 2013, Gezi Parkı, Taksim 2013, Kaffed İstişare Toplantısı 2013, Sakarya Üniversitesi Dünya Anadili Günü Etkinliği 2014, Abhazya Çalışma Grubu 2014, Dünya Anadili Günü, Adapazarı Kültür Merkezi 2015, Abhazya Çalışma Grubu 2015, HDP&amp;#39;li Çerkesler toplantısı George Hewitt ve Dayanışma Komitesi üyeleri </description>
    </item>
    <item>
      <title>Geziler</title>
      <link>/plog/geziler/</link>
      <pubDate>Sat, 21 May 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/plog/geziler/</guid>
      <description> 1990, ABD 1996, Moskova 2013, Amsterdam 2014, Prag 2014, Kafka Müzesi, Prag 2014, Nazım Hikmet Masası, Prag 2014, Nazım Hikmet köşesi, Prag 2014, Prag Kar-kış demeden yollarda Sırt çantası ile yollarda </description>
    </item>
    <item>
      <title>Papba Ailesi</title>
      <link>/plog/papba-ailesi/</link>
      <pubDate>Sat, 21 May 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/plog/papba-ailesi/</guid>
      <description>31 Ekim 1959’da Hendek’in Kalayık köyünde doğdu. 4 erkek kardeşi olan Sezai&amp;rsquo;nin kızı Daria 1992&amp;rsquo;de doğdu. Annesini 2020&amp;rsquo;de kaybetti.&#xA;1966, Çekirdek aile 1973, Hendek 1989, ABD&amp;#39;de yeğenleri ile 1990 Öncesi, annesi ve kardeşleri ile 1990&amp;#39;lar, Abhazya&amp;#39;da Papbalar buluşması 1993, Papba kardeşler 1995, Yengesi Kathy ve yeğenleri Sera ve Alex 1998, Annesi, babası, ağabeyi ve yeğeni ile 1998, Kardeşleri ile 1999, Annesi Nebile hanım ve ağabeyi Emir 2003, Kızı Daria 2007, Yeğeni Sera, Kardeşi Erol 2010, Babakuş kardeşler 2010, Yeğeni Sera 2011, Annesi Nebile hanım 2011, Ağabeyi Muharrem 2011, Kardeşi Erol 2011, Kızı Daria, Handan, annesi Nebile, yengesi Neriman ve yeğeni Whitney 2011, Yeğeni Esra 2012, Yeğeni Sera, ağabeyi Emir ve Handan 2013, Abhazya&amp;#39;dan Tata hala ziyareti 2013, Kızı Daria 2013, Tata hala ziyareti 2016, Papbalar 2017, Annesi Nebile hanım 2017, Papba kardeşler 2019, Annesi Nebile hanım </description>
    </item>
    <item>
      <title>Portreler</title>
      <link>/plog/portreler/</link>
      <pubDate>Sat, 21 May 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/plog/portreler/</guid>
      <description>Özlemle hatırlıyoruz&amp;hellip;&#xA;1990&amp;#39;lar 2003 2006 2010 2013, Anadoluhisarı 2013, Anadoluhisarı 2013 2015, Hidiv Kasrı 2020 2021, CSA&amp;#39;da Hoşçakalın </description>
    </item>
    <item>
      <title>Diğer</title>
      <link>/plog/diger/</link>
      <pubDate>Fri, 20 May 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/plog/diger/</guid>
      <description>Sezai Babakuş, Türkiye ve Abhazya&amp;rsquo;da yazarlar ve sanatçılar ile yakın dostluklar kurdu, özel olarak Abhazya konusunu, genel olarak da diaspora Çerkeslerinin sorunlarını Türkiye kamuoyuna aktarmak için çalıştı.&#xA;1989, Fazil İskender 1989, Vera Tulyakova 1996, Hibla ve Katya 1996, Hibla Gerzmava 2008, Murat Belge 2010, Aydın Boysan 2014, Ali İhsan Varol Hibla Gerzmava ;stanbul Konseri Hibla Gerzmava ve eşi </description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Taziye Mesajı</title>
      <link>/alog/abhazya-cumhurbaskani-taziye-mesaji/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/abhazya-cumhurbaskani-taziye-mesaji/</guid>
      <description>Türkiye Cumhuriyeti&amp;rsquo;nde yaşayan soydaşımız Sezai Papba&amp;rsquo;nın geçirdiği ciddi bir hastalığı nedeniyle vefatı haberini derin bir acıyla aldık.&#xA;Sezai Papba, tarihi Anavatanına bağlıydı ve Abhazya halkının Vatanseverlik Savaşı öncesinde kuşaklar arasındaki bağların güçlenmesine büyük katkılarda bulundu. Sezai defalarca Abhazya&amp;rsquo;ya geldi, uzun süre yaşadı ve çalıştı. 1999 yılında Abhazya Cumhuriyeti&amp;rsquo;nin ilk Cumhurbaşkanı Vladislav Ardzınba&amp;rsquo;nın Türkiye Cumhuriyeti&amp;rsquo;ni ziyareti sırasında Sezai, İstanbul Konferansı&amp;rsquo;nı gazeteci ve çevirmen olarak gerçekleştirdi.&#xA;Halkına bu kadar bağlı olan önemli bir devlet ve halk adamı Sezai Papba&amp;rsquo;nın ölümü tüm Abhaz halkı için büyük bir kayıptır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya&#39;dan Arkadaşları</title>
      <link>/alog/abhazyadan-arkadaslari/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/abhazyadan-arkadaslari/</guid>
      <description>I am deeply moved by the sad news of the untimely passing of our dear friend Sezai! Please accept my sincere condolences! Please convey our sincere sympathy to all Sezai&amp;rsquo;s relatives and loved ones! The good memory of this outstanding person, who made a huge contribution to strengthening ties between the Diaspora and Abkhazia, will forever remain in our hearts.&#xA;Arda, Liana, Asida, Batal, Manana and many others&#xA;Değerli dostumuz Sezai&amp;rsquo;nin zamansız ölümünün üzücü haberi beni derinden sarstı!</description>
    </item>
    <item>
      <title>Çerkeslerin 21. Yüzyılı</title>
      <link>/alog/cerkeslerin-21-yuzyili/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/cerkeslerin-21-yuzyili/</guid>
      <description>Dipnot Yayınları bize “Çerkeslerle ilgili bir kitap” hazırlama önerisinde bulunduğunda altı kişilik editör grubumuzla gerçekleştirmeye başladığımız ve her hafta en az bir gün buluşulmasına bakarak toplamında yüzlerce saat olduğunu söyleyebileceğimiz çevrimiçi görüşmelerin başlangıcında ilk tartıştığımız konu kitabın ana temasının ve içeriğinin ne olması gerektiğiydi. Yayın kurulu üyemiz, sevgili arkadaşımız Papba Sezai Babakuş, her zamanki inancı ve kararlılığıyla geçmişi unutmadan geleceğe bakmamız konusunda bizleri ikna etti ve bu kitapların Çerkeslerin geleceği konusuna odaklanmasını sağladı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Halkımızın Acı Kaybı Sezai</title>
      <link>/alog/halkimizin-aci-kaybi/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/halkimizin-aci-kaybi/</guid>
      <description>Olgunluk çağına gelmiş, bilgisi, becerisi ve tecrübesiyle, yaşam boyu karşılaştığı güçlükler karşısında verdiği mücadelesiyle direnci çelikleşmiş, bilge bir kişinin beklenmedik şekilde acı haberini almak inanılması güç bir durum…&#xA;Sezai Papba…&#xA;Ben Sezai abiyle 20 kişilik bir öğrenci gurubu olarak Türkiye’den üniversite eğitimi için geldiğimiz Abhazya’da tanıştım.&#xA;O dönemlerde kendisi Türk basınının amiral gemisi Hürriyet gazetesinin ekonomi bölümü editörü iken çoğu kişinin asla cesaret edemeyeceği bir adımla işini bırakıp Abhazya’ya gelmiş ve halkımızın umutlarını bağladığı önderi Vladislav Ardzınba’nın basın, ekonomi, diaspora ve dış ilişkiler gibi birçok konuda danışmanlığını üstlenerek yoğun bir çalışma sürecine girmişti.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Sezai Babakuş&#39;un Ardından</title>
      <link>/alog/sezai-babakusun-ardindan/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/sezai-babakusun-ardindan/</guid>
      <description>Oktay Çkotua ile yapılan bu söyleşi Radyo Sputnik Abhazya’nın “Abhazya’nın Tanınmış Kişileri” programında 4 Nisan 2022’de yayınlanmıştır. Abhazcadan çeviren Ataman Kucba&#xA;Oktay Çkotua hoş geldiniz.&#xA;Doğrusu bizim kuşağımız için Sezai Papba gibi değerli bir büyüğümüzü hakkıyla bilmiyor olmak büyük bir eksiklik. Yaşam akıp gidiyor, anılar kalıyor geriye.&#xA;Siz Sezai Papba ile uzun süre birlikte oldunuz, onunla ilgili anılarınızın bir bölümünü bizimle de paylaşır mısınız? Onunla tanışmanız nasıl oldu? Nasıl biriydi?</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/ahmet-papba/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/ahmet-papba/</guid>
      <description>Handan seni çok iyi anlıyorum.&#xA;Değerlerimiz avucumuzun içinden kayıp gidiyor. Bir şey yapamıyoruz… Kalbi güzel, kendi güzel, yarattığı değerler güzel ve hayatımızdan erken giden güzel insan Sezai…&#xA;Bir an aklımdan çıkmıyor. Tesellimiz onun güzel değerlerini yaşatma çabamız. Kabullenmesi zor bir kayıp.&#xA;Ne güzel ifade etmişsin.&#xA;“Elbet zamanla kabuklanacak ama içten içe kanaması sanırım hiç durmayacak,tıpkı gözyaşlarım gibi&amp;hellip;”</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/ali-can-eynipa/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/ali-can-eynipa/</guid>
      <description>Onu tanımak güzeldi onunla çalışmak da güzeldi güzel adamdı velhasıl mekanın cennet olsun değerli abim kattığın tüm değerler için itabup&amp;hellip;</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/ayse-hur/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/ayse-hur/</guid>
      <description>Çok ama çok üzgünüm&amp;hellip; Hasta olduğunu öğrenmemle ölümünü duymam arasında sadece 12 saat var. Bu öylesine beklenmedik, öylesine acı veren bir şey ki anlatamam&amp;hellip; Yakışıklı, temiz, derin ve damıtılmış bir insan evladıydı&amp;hellip; Kaybı hem ailesi, hem toplumu, hem Handan Özden Demiröz gibi yakın dostlarının, hem de benim gibi uzak dostlarının kalbinde onulmaz bir yara bıraktı. Dünyaya bıraktığı güzel iz daim olsun!</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/betul-kanbolat/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/betul-kanbolat/</guid>
      <description>Olmuyor. Yazamıyorum. Anlatamıyorum. Yüzlerce ayrı kare geçen 20 yılın içinden süzülüp gözlerimin önüne geliyor. 2002&amp;rsquo;de CSA çatısı altında hayata atıldım. O dönemin baş kahramanlarından birini, nüktedan yöneticimi, yüreklendiren ağabeyimi kaybettim.&#xA;Sezai Babakuş&amp;rsquo;u tanıdığımda 42 yaşındaydı. 1 Nisan 2022&amp;rsquo;de onu sonsuzluğa uğurladık. 42 yaşımdayım. Zaman dağıldı, zaman sustu.&#xA;Beylerbeyi&amp;rsquo;nde şipşirin çatı katında, Kuzguncuk&amp;rsquo;ta bostana bakan cumbada, Abhazya&amp;rsquo;da yağmur altında,&#xA;kahveli, siyah zeytinli, çikolatalı, votkalı,&#xA;Stiglitz&amp;rsquo;li, Schröder&amp;rsquo;li, Huntington&amp;rsquo;lı,&#xA;şapkalı, kitaplı, yazılı,&#xA;müzikli, tenisli, dünya kupalı,</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/birgul-asena/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/birgul-asena/</guid>
      <description>Çok üzüldüm. Sezai Babakuş&amp;rsquo;u kaybetmişiz. Sabır diliyorum yakınlarına.&#xA;Beşiktaş&amp;rsquo;taki 21 Mayıs&amp;rsquo;ta kürsünün üzerinden seslenişini, pşinemin acemi nağmelerini nezaketle dinleyişini, Çatalkaya vadisindeki umutlu varlığını unutmayacağım. Mümtaz Abi&amp;rsquo;ye selam.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/cenbey-recep/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/cenbey-recep/</guid>
      <description>Sezai müziği çok severdi, Abhazyanın o zor günlerinde, Abhazyanın dünyaya acılan tek penceresi olan Sezai’nin o küçük ofisinde, tek iletişim uydu telefonu da o odada idi, Sezai abhazyaya gide bilmem için gerekli olan belge ve davetiyeyi hazırlayıp gönderdiğinde Sezai yi arayıp birşey istiyorn mu diye sorduğumda, CD çalar getire bilirsen getir, bir kaçtanede senin zevkine göre CD getir, yalnız Gheorghe Zamfir de unutma demişti. Sezai dün bütün gece senin için Gheorghe Zamfir dinledim.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/csa-is-arkadaslari/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/csa-is-arkadaslari/</guid>
      <description>Ajansımızın kurucu ortağı, şirketimizin vazgeçilmez ilkelerinin ve çalışma prensiplerinin yol göstericisi, yeni ve ufuk açıcı fikirleri ile düşünce önderi, gazeteci-yazar Sezai Babakuş’un rahatsızlığı sonucu aniden aramızdan ayrılmış olmasının derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Bizlere Bıraktığı ‘farklı düşün,hayal etmekten asla vazgeçme, geçmişe değil geleceğe odaklan, toplumsal meselelere duyarlı ol, adil ve etik davran’ ilkeleri yolumuza ışık tutacak ve kendisi sonsuza kadar hem yüreğimizde hem de anılarımızda yaşayacak.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/erol-taymez/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/erol-taymez/</guid>
      <description>Maalesef artık onun yenilikçi düşüncelerinden ve umut dolu, neşeli sohbetlerinden yararlanamayacağız, fakat yazdıkları ve yaptıkları bizlere her zaman esin kaynağı olacak.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/george-hewitt/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/george-hewitt/</guid>
      <description>My dear friend, Sezai Babakush died in Istanbul. It was only a few days ago that I learnt from Handan Özden Demiröz, that he was dangerously ill. We thank Sezai for the help he gave us during visits to Istanbul and for his role in serving Abkhazia during the 1992-93 war. We offer our sincere condolences to Sezai&amp;rsquo;s family and friends. May he rest in peace.&#xA;Canım arkadaşım Sezai Babakuş İstanbul&amp;rsquo;da öldü.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/halit-yasar-nogay/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/halit-yasar-nogay/</guid>
      <description>Çok değerli bir vatansever, yaratıcı usta bir kalem, iyi bir dostu kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Ruhu şaad olsun.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/handan-demiroz/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/handan-demiroz/</guid>
      <description>Onu apansızın kaybettiğimiz günden bu yana sürekli düşünüyorum; 2000 yılı sonrasında yaşadıklarımız, birlikte hayata geçirdiklerimiz, kimi zaman çektiğimiz sıkıntılar, yaşadığımız anlaşmazlıklar ya da fikir ayrılıkları, bazen üzerimize boca edilen düşmanlıklar, ama çoğu kez deneyimlediğimiz dostluklar, yakaladığımız başarılar ya da tattığımız macera, huzur, mutluluk, sürpriz ve sevinç anları durmaksızın birbiri ardına gözümün önünden geçiyor.&#xA;Hala inanmakta zorlandığım bu kayıp, kocaman bir yara açtı yüreğimde. . Elbet zamanla kabuklanacak ama içten içe kanaması sanırım hiç durmayacak, tıpkı gözyaşlarım gibi&amp;hellip;</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/hayri-kutarba/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/hayri-kutarba/</guid>
      <description>Gerçekten çok üzgünüm&amp;hellip;.&#xA;Bugün Abaza halkı çok ama çok önemli bir insanını yitirdi&amp;hellip;&#xA;Toprağın bol mekanın cennet olsun Sevgili Papba Sezai! Yaptıklarınla, yaşamımıza kattıklarınla her zaman yüreğimizde yaşayacaksın!&amp;hellip;</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/hazal-senses/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/hazal-senses/</guid>
      <description>Sezai abiyi kaybettik. Çok üzgünüm.&#xA;Yaşama veda eden bir yakınımın ardından ilk defa bir şeyler yazıyorum. Onu unutmam mümkün değil; onu nasıl hatırladığımı da unutmamak için yazmak istiyorum. Aileme çok şey için minnettarım ama sanırım en önemlisi kurdukları dostluklar. Onlar sayesinde hem arkadaşlığın ne olduğunu öğrendim hem de seçilmiş geniş bir ailem daha oldu. Sezai abi de bu geniş aileden, doğduğumdan beri hayatımda olan, her konuda danışabileceğim, her zaman büyük bir keyif ile dinlediğim ve çok sevdiğim biriydi.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/hust-emel-bezek/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/hust-emel-bezek/</guid>
      <description>Yine çok erken bir kayıp, boşluk bırakarak gidiş&amp;hellip;&#xA;Seni ilk defa 1998 yılında Krasnodar&amp;rsquo;da yapılan DÇB toplantısında görmüştüm. Sonra Demokratik Çerkes Platformu&amp;rsquo;nda, Derneklerde heyecan yaratan Avrupa Birliğine giriş ile ilgili toplantı ve seminerlerde, muhtelif dernek çalışmalarında yollarımız kesişti. Seni esprilerinle, hüzünlü gülümsemenle, güçlü kaleminle hatırlayacağım.&#xA;Güle güle Sezai Babakuş, çok üzgünüm.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/kafdav-yayincilik/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/kafdav-yayincilik/</guid>
      <description>Vakfımızın saygın üyesi, Abhazya davasında en başından itibaren elini taşın altına koymuş bilinçli mücadele adamı, toplumsal sorunlarımızın ve çözüm yollarının inanmış bir teorisyeni, güzel insan SEZAİ BABAKUŞ kardeşimizi kaybetmiş olmanın tarifsiz üzüntüsü içerisindeyiz. Ailesinin, akraba, dost ve arkadaşlarının, toplumumuzun acılarını paylaşıyoruz. Yüce Tanrımızdan Sezai kardeşimizden sonsuz rahmetini esirgememesini içtenlikle diliyoruz.&#xA;KAFDAV camiası adına&#xA;KAFDAV Yönetim kurulu</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/kaffed/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/kaffed/</guid>
      <description>Abhazya Cumhuriyeti kuruluşu sürecinde, gerek savaşta gerekse savaştan sonraki dönemde Cumhurbaşkanı Vladislav Ardzınba&amp;rsquo;nın yakın çalışma arkadaşı ve danışmanı Hendek Kalayık köyünden Papba Sezai Babakuş&amp;rsquo;u kaybettik.&#xA;Sezai Babakuş, Çerkes ve Abaza örgütlenmelerinde fikren ve emeği ile büyük destekleri olan değerli bir aydınımızdı.&#xA;Cenazesi 2 Nisan Cumartesi günü, İstanbul Kerem Aydınlar Camii’de kılınacak öğle namazına müteakip Çengelköy Mezarlığında toprağa verilecektir.&#xA;Merhuma rahmet sevenlerine sabır ve başsağlığı dileriz.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/kucba-ataman-oguz/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/kucba-ataman-oguz/</guid>
      <description>Eşit, adil, özgür, sömürüsüz bir dünya için yetmişli yıllarda, TİP (Türkiye İşçi Partisi) saflarına katılan bir sosyalisti, değerli bir Abhaz aydınını, Sezai Babakuş&amp;rsquo;u yitirdik. THA, UBA, ANKA gibi haber ajansları ve Cumhuriyet, Hürriyet dahil bir çok gazetede başarılı çalışmalara imza atan Sezai Babakuş, geride sayısız yazı, eser ve anı bırakarak göçtü bu dünyadan.&#xA;Yakınlarına, dostlarına sabır diliyorum.&#xA;Bizler sağ oldukça anını yaşatacağız sevgili kardeşim.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/muhittin-unal/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/muhittin-unal/</guid>
      <description>Kafder ve Kaffed çalışmalarımda, Abhaz Dayanışma Komitesi ve Gürcü Sivil Toplum Örgütleri ile yaptığımız görüşmelerde beni en iyi anlayan, her ortamda ortak aklın sakin sözcülüğünü yapan güzel insan sensizliğe alışmak zor olacak. Son yolculuğuna uğurlanırken yanında olamamaktan dolayı çok üzgünüm. Ruhun şad olsun, ışıklar içinde uyu kardeşim.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/nihal-eser/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/nihal-eser/</guid>
      <description>Onurlu yaşamı ve halkımız için yaptığı hizmet ve emekler için saygıyla selamlıyor, sonsuz yolculugunda, huzur ve rahmet diliyoruz, acı hepimizin, kayıbımız çok büyük, kıymetli abimiz huzurla uyusun toprağı bol olsun.&#xA;Gittiğin Yer&#xA;gittiğin yer bir yağmur damlası kadar yakın&#xA;gittiğin yer bir uçurum kadar uzak&#xA;herkes yeniden yazgısına kanacak&#xA;gittiğin yer kalbimizde hep kan kadar sıcak&#xA;gittiğin yeri anlamak&#xA;gittiğin yeri ağlamak&#xA;bir çerçevede yarım bir gülüş&#xA;ve yalnız bir fotoğraf bırakarak</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/okan-iscan/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/okan-iscan/</guid>
      <description>Patronumdu…&#xA;Herkesin öyle veya böyle onunla bir hukuku vardı, benim ise dostluğumuzun yanısıra ‘üsküdar beykoz hattı’ kısıtlamasına uymayan bir çalışan olarakta bir hukukum vardı…&#xA;Patronumdu…&#xA;Çok aradım fakat bulamadım, bence en güzel fotoğrafı Gerzmava’nın dizinin dibinde, yere oturduğu fotoğrafıdır, bulabilseydim paylaşacaktım…&#xA;Gümüş ile bezenmiş küçük kadehi doldurandır Sezai Ağabey…&#xA;Çok emeği geçmiştir bana…&#xA;Annesinin yaptığı aşureyi Küçükyalı’dan, Beylerbeyi’ne kadar bize ikram etmek için getirmesi…&#xA;Cenazeye giderken neredeyse pert ettiğim arabadan sağlam çıktığıma sevindiğini dile getirmek üzere beni araması…</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/oktay-chkotua/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/oktay-chkotua/</guid>
      <description>İnandığı yolda, baş koyduğu davada hiç yolundan dönmedi.Büyük davaların, yüksek ideallerin adamı idi. Camiamız ve toplum büyük bir değer kaybetti. Tüm yakınlarına, dostlarına ve Dava ve İş arkadaşı sevgili Handana sabırlar diliyorum. Mekanı cennet olsun..</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/osman-gudu/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/osman-gudu/</guid>
      <description>1 Nisan 2022 Sezai Babakuş arkadaşımızı sonsuzluğa uğurladık. Her ölüm beraberinde derin düşünceler ve yaşamın gerçeklerini bir kez daha gözler önüne getirir. Bir muhasebesini yaparsın yaşamının. Bilirsin ki ölüm gerçek. İşte o zaman keşke ler gelir insanın aklına Ve hesaplaşma ! Bir çok şeyi sorgularsın. Sezai&amp;rsquo;nin ardından tüm beraberliklerimizdeki Çalışmaları bir film şeridi gibi gözümün önünden geçirdim. Mücadelesini verdiği davaları Ve yaşam bakışı İle çok önemli bir dostu kaybettik. Bize bıraktıkları önemli ve bunun farkında onun anısı İle olacağız.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/papapha-mahinur-tuna/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/papapha-mahinur-tuna/</guid>
      <description>Handancığım kolay değil, siz gerçekten birlikte çok büyük işler başardınız. Sezai yakın akrabaları kadar bir çok seveni olan ve toplum için önemli bir değerdi. Hepimiz hala inanmakta güçlük çekiyoruz. Tek teselli onun bu güne kadar emek verdiği güzellikleri yaşatmak olacak. Bu gün hayatta olsaydı yine bunlarla uğraşıyor olacaktı. Bu uğraşları en iyi bilen sensin canım, bıraktığı yerden devam ettirmek için sen öncü olacaksın ve hepimiz senin yanında olacağız. O zaman göz yaşlarının yerini biraz huzur alır, onun da ruhu şad olur.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/rifat-ozbey/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/rifat-ozbey/</guid>
      <description>Yaşamı boyunca verdiği mücadele asla unutulmaz. Bir çok kişi farkında olmayabilir o hem düşünür hem lider olarak her daim doğru karar alıp uygulamıştır nurlarda uyu kardeşim.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/saim-tuc/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/saim-tuc/</guid>
      <description>Tüm toplumlarda birikimli ve yararlı kimselerin hayata vedası daha bir etkileyici ve hüzünlendirici oluyor. Sanıyorum Abhazya ve camiamıza önemli katkıları, özellikle yazım ehillerimizce unutulmayacaktır! Kaybından dolayı üzüntü duydum Yüce Mevla rahmet eylesin. Abhazya Gaziliği sıfatıyla Allah Ahiret hayatını nurlandırsın! &amp;ldquo;Evet, yaşarken kıymet bilmek&amp;rdquo; doğru bir tesbit&amp;hellip; Şimdi Babakuş&amp;rsquo;a gönül rızasıyla bir dua&amp;rsquo;da bulunmanın dışında ne verebileceğiz? Geride kalan aile mensupları hısım, akraba, eş, dost, arkadaş ve sevenlerine kalbi taziyelerimle birliktte sabılar diliyorum, Mekanı cennet olsun, Allah unutturmasın!</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/sakarya-kafkas-kultur-dernegi/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/sakarya-kafkas-kultur-dernegi/</guid>
      <description>Derneğimizin değerli üyesi, abimizi, yol arkadaşımızı kaybettik.&#xA;Hendek, Kalayık Köyünden Papba Fazıl ve Akusupha Nebile&amp;rsquo;nin oğlu, Emin, Emir, Muharrem ve Erol&amp;rsquo;un sevgili kardeşi, toplumumuzun önemli düşünce insanlarından biri olan Sezai Babakuş&amp;rsquo;u kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/sevda-alankus/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/sevda-alankus/</guid>
      <description>Aşağı yukarı Pandemi başladığında biz her pazartesi Merih (Taymaz) Abi’nin davetiyle Çerkeslerin 21.yüzyılı Kitabının içeriğine karar vermek, yazarlarıyla buluşmak, yazıları tartışmak ve elbette güncel politik durumu, hallerimizi konuşmak için zoom üzerinden buluşmaya başladık. Her defasında en az üç-dört saat süren bir yılı aşan süre devam eden buluşmalar. Sezai hep öyle zihin açıcıydı ki (bilmezdi ama notlar alırdım) ve öyle konuşmak konuşmak istiyor ama yazmaktan imtina ediyordu ki yer yer kızıyordum ona, kitapta bi şeyler eksik kalacak diye.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Taziye</title>
      <link>/alog/ulvi-ozcan/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/ulvi-ozcan/</guid>
      <description>Sıradışı , güzel insan Sezai abi &amp;hellip;&#xA;Dostuna dostluğunu his ettiren, düşmanı olmayan ama davranışlarından hoşlanmadığı insanlara “mesafeleri olan” ama onlara da hep saygılı olan özel bir adamdı …&#xA;Dostu, kardeşi olmaktan hep onur duyacağım onun…&#xA;Sezai abi; ölümün bir nokta değil, bir virgül olduğunu bir kez daha gösterdi bizlere…&#xA;Değerleri ile yaşayan, okuyan, yazan, üreten en önemlisi tüm bunları samimiyetle yapan insanların sadece bedenleri ölür, isimleri daima yaşar… Sezai abi bu durumun örneğidir…</description>
    </item>
    <item>
      <title>Yaptıkları Çerkesler için bir İlkti</title>
      <link>/alog/yaptiklari-cerkesler-icin-bir-ilkti/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/yaptiklari-cerkesler-icin-bir-ilkti/</guid>
      <description>1991 Nisanıydı. Kişisel olarak organize ettiğimiz bir gezi ile 40 küsur kişi bir otobüse dolup Gürcistan üzerinden yaklaşık 44 saat süren bir yolculukla gittiğimiz Abhazya&amp;rsquo;dan, Sezai Babakuş&amp;rsquo;u iki küçük bavulla bırakıp geri dönmüştük. 1989 da yaptığı kısa gezi sonrası Abhazya&amp;rsquo;ya gitmeyi kafaya koymuştu.&#xA;Kendisinden başka kimsenin konaklamadığı Ritsa Oteli&amp;rsquo;nde girişin üstündeki balkonlu odaya yerleşen Sezai o zamanlar çatpat konuştuğu Abhazcasına rağmen kısa sürede Abhazya&amp;rsquo;nın entelektüelleri ve de halkı ile bağlar kurdu.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Papba Sezai Babakuş&#39;un ardından...</title>
      <link>/alog/papba-sezai-babakus-un-ardindan/</link>
      <pubDate>Wed, 18 Aug 2021 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/papba-sezai-babakus-un-ardindan/</guid>
      <description>Papba Sezai, “eskitilmemiş sevgiler ve bitirilmemiş gülümsemeler” bırakarak gitti.&#xA;8 Şubat’ta elimize tutuşturan tomografi raporu ile hayatımızı dramatik bir şekilde değiştirecek korkunç gerçekle yüzleştik; Sezai, kimsenin adını anmak istemediği illete yakalanmıştı.&#xA;Sol böbrekten başlayan kanser, yaygın olarak kemiklere ve sol akciğere de sıçramıştı. Çocukluk yaşlarından beri hiç aralıksız sigara içen biriydi. 2019’da tesadüfen konulan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) teşhisi bile onu sigaradan vazgeçirememişti. Ve işte tüm nikotin bağımlılarının yaptığı gibi ısrarla sürdürdüğü “bana bir şey olmaz” yanılgısı, hiç beklemediği bir hızla yaşamını elinden almaya gelmişti.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Çerkes Kadınları Hakkında Söyleşi</title>
      <link>/vlog/cerkes-kadinlari-hakkinda-soylesi/</link>
      <pubDate>Mon, 15 Feb 2021 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/cerkes-kadinlari-hakkinda-soylesi/</guid>
      <description>Çerkes Kadınları konulu toplantı öncesi Handan Demiröz ile karşılıklı fikir alışverişinde bulundukları özel bir söyleşi. Konuşma kaydedilirken genele açık olması düşünülmemişti. Genel olarak çağdaş kadın meselesinde Çerkes kadını nerede, kültürel kodlarımız ve toplum olarak bu konuda artılarımız eksilerimizin irdelenmeye çalışıldığı bir sohbet. Söyleşiyi herhangi bir değişiklik yapmadan yayınlıyoruz.</description>
    </item>
    <item>
      <title>KRT TV, Büyük Çerkes Sürgünü</title>
      <link>/vlog/krt-tv/</link>
      <pubDate>Thu, 21 May 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/krt-tv/</guid>
      <description>2020 yılında KRT televizyonunda Osman Güdü&amp;rsquo;nün konuğu olan Sezai Babakuş Kafkasya&amp;rsquo;daki cumhuriyetlerimizin siyasi ve idari haklarına getirilen kısıtlamalar ile merkezileşme eğilimi konusunda ki endişelerini dile getirdiği konuşmasını &amp;lsquo;Kafkasya&amp;rsquo;da Cumhuriyetlerimiz, Diyasporada Nüfusumuz ve Gelecek için Umudumuz&amp;rsquo; var diye bitiriyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>21 Mayıs: Geçmişin Gerçekleri, Geleceğin Olasılıkları...</title>
      <link>/blog/21-mayis-gecmisin-gercekleri/</link>
      <pubDate>Sat, 16 May 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/21-mayis-gecmisin-gercekleri/</guid>
      <description>Geçmişin gerçekleri geleceğin olasılıklarını belirler. Geçmişi ne kadar iyi bilirseniz, ne kadar iyi anlar ve ne kadar doğru tanımlarsanız gelecek kurgunuzu da o kadar iyi ve doğru yaparsınız. Bu yüzden, 21 Mayıs’la simgelenen savaş ve sürgünle bütünleşik tarihin nasıl ve ne kadar bilindiği, nasıl algılandığı ve nasıl anlamlandırıldığı hayati derecede önem taşır.&#xA;Karadeniz’den Hazar Denizi’ne uzanan Kuzey Kafkasya coğrafyasının tümünü kapsamış, burada yaşayan halkların hemen tamamını içine almış uzun bir savaşın (savaşlar silsilesinin), ağır bir yenilginin ve etkisi kuşaklar boyu sürecek bir sürgünün tarihinden söz ediyoruz.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Loreena&#39;yı Sevmek…</title>
      <link>/blog/loreena-yi-sevmek/</link>
      <pubDate>Sun, 03 May 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/loreena-yi-sevmek/</guid>
      <description>Ona ilk kez Ortaköy sahilinde rasladım. Doksanüçün kasımıydı. Güneşin, dışarda oturmaya davet edip sonra yüzüstü bıraktığı o yalancı yaz günlerinin bir öğleden sonrasıydı. Bir kafenin iskemlesinde, masamda soğumuş bir çay, elimde kendi kendini tüketen bir sigara, gelen-geçenin renkleri arasından Boğaz’ın turkuaz sularına dalmışken, arkamdan usulca seslendi. Bir meltem esintisi kadar hafif, ılık bir ses…&#xA;Hiç üstüme alınmadım, kendi iç dünyamın dalgalarından öte birşey duyacak halim yoktu. Bir savaştan gelmiştim. Karadeniz’in öte yakasında, Abhazya’da, Sovyetler’in çöküşünden hemen sonra ateşlenen bir savaştan.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya Savaşı, Rusya Faktörü ve Sergey Baburin’in Rolü…</title>
      <link>/blog/abhazya-savasi-rusya-faktoru-ve-sergey-baburinin-rolu/</link>
      <pubDate>Sun, 30 Sep 2018 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/abhazya-savasi-rusya-faktoru-ve-sergey-baburinin-rolu/</guid>
      <description>25. Yılında…&#xA;Abhazya savaşı, Rusya faktörü ve Sergey Baburin’in rolü…&#xA;Yıllar akıp gitti, daha dünmüş gibi hatırladığımız Abhazya-Gürcistan savaşı olup biteli çeyrek yüzyıl geçti. 14 Ağustos 1992’de Gürcistan’ın işgal ve ilhak amaçlı saldırısıyla başlayan savaş, 30 Eylül 1993’de Abhazya’nın zaferiyle sonuçlanmıştı. Savaştan sonra iki ülke ilişkilerinin geleceği üzerine yürütülen müzakereler sonuçsuz kalmış, Gürcistan’ın yeni saldırı girişimleri boşa çıkarılmış ve Abhazya 1999’da bağımsızlığını ilan etmişti. 2008’de Rusya’nın (ve akabinde başka ülkelerin) bağımsızlığı tanımasıyla bugünlere gelindi…</description>
    </item>
    <item>
      <title>1992-1993 Abhazya Bağımsızlık Savaşı Hakkında Röportaj</title>
      <link>/vlog/abhazya-bagimsizlik-roportaj/</link>
      <pubDate>Mon, 30 Jul 2018 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/abhazya-bagimsizlik-roportaj/</guid>
      <description>Türkiye&amp;rsquo;de üniversiteyi okuyan ve bugün Abhazya&amp;rsquo;lı bir STK çalışanı olan Angela Pataraya&amp;rsquo;nın Sezai Babakuş ile Anadoluhisarı&amp;rsquo;ndaki ofisinde yaptığı gayriresmi görüşme, hatıra olarak kalsın diye Handan Özden Demiröz tarafından kayda alınmıştı. Abhazya Savaşı (1992-1993) döneminde yaşadıklarını, şahit olduklarını sohbet havasında anlattığı bu söyleşi dizisi, Sezai Babakuş&amp;rsquo;un 2022 Nisan&amp;rsquo;ın da ani vefatı sonrası sözlü tarih açısından değerli bir belgeye dönüştü.&#xA;Sezai Babakuş, 1992-1993&amp;rsquo;de Gürcistan&amp;rsquo;a karşı bağımsızlık savaşı veren Abhazya&amp;rsquo;nın haklı mücadelesinde Abhazya&amp;rsquo;da, Abhaz önder ve ilk kurucu devlet başkanı Ardzınba&amp;rsquo;nın ekonomi ve siyaset danışmanı olarak yer almıştı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>ARTI TV, Tarihin Peşinde</title>
      <link>/vlog/artitv-tarihin-pesinde/</link>
      <pubDate>Sun, 20 May 2018 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/artitv-tarihin-pesinde/</guid>
      <description>Sürgünün 155 yılı vesilesiyle davet edildiği ARTI TV&amp;rsquo;de Sezai Babakuş&amp;rsquo;un tarihçi Ayşe Hür ile yaptığı söyleşi.&#xA;1. Bölüm 2. Bölüm </description>
    </item>
    <item>
      <title>KAFFED İstişare Toplantısı, 2015</title>
      <link>/vlog/kaffed-istisare-2015/</link>
      <pubDate>Sat, 28 Nov 2015 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/kaffed-istisare-2015/</guid>
      <description>2015 Kaffed Genel Kurulu öncesi yapılan istişare toplantısında söz alan Sezai Babakuş, KAFFED&amp;rsquo;in daha geniş bir kitleyi kucaklayabilmesi için alternatifler neler olabilir konusunu tartışıyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>2014: Kurgular ve Gerçekler...</title>
      <link>/blog/2014-kurgular-gercekler/</link>
      <pubDate>Thu, 01 Oct 2015 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/2014-kurgular-gercekler/</guid>
      <description>Kurgu boşa çıktı, Kafkasya ve Kafkas halkları 2014’ü kazasız-belasız atlattı. Kurgu tutsaydı, muhtemelen Kafkasya, şu günlerde, Batı ile Rusya arasında yaşanan yeni soğuk savaşın yegane sıcak hattı olacaktı. Neyse ki tutmadı…&#xA;Neydi kurgu? Sürgünün 150.yılıydı. Üstüne üstlük, Rusya, sürgünle özdeşik Soçi/Kbaada’da kış olimpiyatları düzenliyordu. Velhasılı 2014, Kafkas (ya da Çerkes) intifadası için biçilmiş yıldı. Durumdan vazife çıkaran Amerikalı (biraz da Avrupalı) sivil-askeri kurmaylar Tiflis karargahında toplanıp planlar hazırlamışlardı. Ne zaman? Gürcistan’ın G.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Sanaldan Gerçeğe, Hamasetten Eyleme...</title>
      <link>/blog/sanaldan-gercege/</link>
      <pubDate>Thu, 01 Oct 2015 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/sanaldan-gercege/</guid>
      <description>Ne kadar söz varsa düne ait&#xA;Dünle beraber gitti cancağızım&#xA;Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.&#xA;Mevlana&#xA;Gelmişini-geçmişini bilmeyenin dünyası&#xA;şimdi gördüğü kadardır.&#xA;Neşat Ertaş&#xA;Bugünü anlamak… Toplumumuzun bugünkü durumunu pekçok açıdan değerlendirebilir ve tanımlar çıkarabiliriz. Ben şöyle görüyorum: Geçmiş, şimdi ve gelecekten oluşan zaman köprüsünün ortasında durmuşuz. Bir geriye-geçmişe bakıyoruz, bir ileriye-geleceğe. Aklımız, yüreğimiz, ayaklarımız bocalıyor. Ne yapacağımıza, nereye gideceğimize karar veremiyoruz. Şaşkınız, telaşlıyız, biraz da çaresiz. Oyalanıyoruz, ağır-aheste…</description>
    </item>
    <item>
      <title>Dünya Abhaz-Abaza Kongresi</title>
      <link>/blog/dunya-abhaz-abaza-kongresi/</link>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2015 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/dunya-abhaz-abaza-kongresi/</guid>
      <description>Arkadaşlar,&#xA;Bu toplantıya davet almayanlardanım. O yüzden, yazacaklarımın ne kadarının haset’ten ne kadarının gerçek’ten olduğuna karar vermeyi size bırakıyorum.&#xA;Ön bilgi:&#xA;-1989’da, Abhaz/Abaza’larla birlikte Kuzey Kafkas halklarının hemen tamanının yer aldığı Kafkasya Dağlı Halklar Asamblesi (1991’de adı Kafkasya Dağlı Halklar Konfederasyonu oldu) kuruldu ve ilk kongresi Sohum’da yapıldı. -1991’de, anavan ve diyasporada yaşayan Adige, Abhaz/Abaza ve Wubıh’ları kardeşlik ve birlik çatısı altında biraraya getirmek üzere Dünya Çerkes Birliği kuruldu ve ilk kongresi Nalçik’te yapıldı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>İyiye Gidiyoruz...</title>
      <link>/blog/iyiye-gidiyoruz/</link>
      <pubDate>Fri, 19 Dec 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/iyiye-gidiyoruz/</guid>
      <description>Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun 13-14 Aralık’ta Ankara’da düzenlediği “Sürgünün 150.Yılında Çerkesler: Güncel ve Gelecek” konferansı, her yönüyle çok başarılı geçti. İki gün boyunca zengin bir program içeriği, ilgili ve istekli kalabalık bir dinleyici kitlesi vardı. KAFFED yönetimini ve emeği geçen herkesi kutluyorum.&#xA;Bu konferansın bana söylediklerini ve düşündürdüklerini paylaşmak istiyorum.&#xA;Her toplum gibi bizim de farklı duygu, düşünce, inanca sahip bireylerden oluştuğumuzu, bu yüzden farklı örgütlenmelerin doğal olduğunu, birbirimize tekçi anlayış dayatmak yerine farklılıklara saygılı bir çalışma birliği oluşturmanın doğru yol olduğunu anlamaya başladık.</description>
    </item>
    <item>
      <title>150. Yılda Çerkesler ve Gelecek Konferansı</title>
      <link>/vlog/150-cerkeler-ve-gelecek/</link>
      <pubDate>Sun, 14 Dec 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/150-cerkeler-ve-gelecek/</guid>
      <description>13-14 Aralık 2014&amp;rsquo;de KAFFED tarafından düzenlenen &amp;ldquo;150. Yılda Çerkesler ve Gelecek&amp;rdquo; konferansında Sezai Babakuş Çerkes toplumunun geçmişi unutmadan geleceğe bakmasının önemi üzerine görüşlerini paylaşıyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Kafkas Atlantisi: 300 Yıl Süren Savaş</title>
      <link>/flog/kafkas-atlantisi/</link>
      <pubDate>Thu, 04 Dec 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/flog/kafkas-atlantisi/</guid>
      <description>Bu kitabı,&#xA;sürgünün 150. yılında,&#xA;Kafkas halklarının acılarla ve kayıplarla dolu&#xA;geçmişlerinin hatırasına ithaf ediyoruz.&#xA;Ve elbet, bugüne ve geleceğe dair umutlarına da…&#xA;Türkçe Yayın Editörünün Notu İnsanlık tarihinin en uzun ve en yıkıcı savaşlarından biri Kafkasya’da yaşandı. 1700’lerin başından itibaren Rusya İmparatorluğu’nun kısmi askeri harekatlarıyla başlayan, 1800’ler boyunca tüm Kafkasya’yı içine alacak bir ateşe dönüşen ve nihayet Rusya’nın Kafkasya’yı hakimiyeti altına almasıyla sonuçlanan bu savaşın en trajik boyutu, savaş boyunca ve ağırlıklı olarak savaştan sonra Kafkas halklarının (özellikle de Adige, Abhaz/Abaza ve Ubıhların) yurtlarından sürgün edilişidir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhaz-Adige Gençlik Konseyi Toplantısı</title>
      <link>/vlog/abhaz-adige-genclik-konseyi/</link>
      <pubDate>Mon, 01 Dec 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/abhaz-adige-genclik-konseyi/</guid>
      <description>Sezai Babakuş Adige-Abhaz Gençlik Konseyi toplantısında Rus gazetecinin sorusunu cevaplıyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya Dersi</title>
      <link>/blog/abhazya-dersi/</link>
      <pubDate>Thu, 05 Jun 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/abhazya-dersi/</guid>
      <description>Abhazya’da, mufalefetin parlamentoyu, yönetim merkezlerini ve radyo-televizyon kurumunu işgaliyle başlayan siyasi kriz, erken seçim mutabakatıyla şimdilik yatışmış görünüyor. Krizin çatışmaya dönüşmeden ve kan akmadan atlatılmış olmasını bir teselli vesilesi saysak da, durum, “dünyaya demokrasi dersi veriyoruz” yollu hamasetlerle geçiştiremeyeceğimiz kadar ciddidir ve derinlemesine irdelenmeye muhtaçtır. Abhazya’da olup bitenler hem demokratik hukuk devleti olamamanın, hem de henüz tamamlanmamış olan ekonomik paylaşım savaşının sonuçlarıdır. Bu yönüyle, pekçok ülkede yaşanan ve yaşanmakta olan güç ve iktidar kavgalarının bir benzeridir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Sürüldük Ey Tarih, Unutma Bizi...</title>
      <link>/blog/surulduk-ey-tarih/</link>
      <pubDate>Tue, 20 May 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/surulduk-ey-tarih/</guid>
      <description>Bizim trajik hikayemiz (ya da kaderimiz) imparatorluklar çağının sonlarına doğru yazıldı.&#xA;Her şey, Rusya İmparatorluğu’nun Karadeniz’den Kafkas Dağları’nın doruklarına, oradan da Hazar Denizi’nin kıyılarına uzanan coğrafyamıza göz koyuşuyla başladı.&#xA;Buralar epey zamandır Osmanlı İmparatorluğu’nun nüfuz alanıydı, elde tutulmalıydı. Buralar epey zamandır İngiltere İmparatorluğu’nun stratejik değer atfettiği coğrafyaydı, Rusya’ya kaptırılmamalıydı. Tek isteği kendi yurdunda özgür ve barış içinde yaşamak olan bizlerse, bu üç büyük gücün, bu üç büyük hesabın arasına sıkışıp kalmıştık.</description>
    </item>
    <item>
      <title>İlk Çağlardan Günümüze Abhazya Tarihi</title>
      <link>/flog/abhazya-tarihi/</link>
      <pubDate>Thu, 08 May 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/flog/abhazya-tarihi/</guid>
      <description>Şamba Mümtaz Demiröz’ün anısına…&#xA;Türkçe Yayın Editörünün Notu Bu kitap Abhazya’nın önde gelen tarihçileri, arkeologları, etnografları, folklor uzmanları, dilbilimcilerı, edebiyat araştırmacıları ve sanat tarihçileri tarafından ortak yazılmıştır. Yazarlar kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili bölümleri kaleme almış ve bu yazılar yetkin editörlerin titiz çalışmasıyla bütünleştirilmiştir. Kitabın ilk baskısı 1991’de (Rusça olarak) Sohum’da yapılmış, daha sonra, kitabın iki editör-yazarı (Stanislav Lakoba ve Oleg Bgajba) tarafından gözden geçirilerek ve güncellenerek 2007’de aynı adla yeniden basılmıştır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>İKKD Soçi ve Çerkesler Paneli</title>
      <link>/vlog/ikkd/</link>
      <pubDate>Sat, 28 Dec 2013 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/ikkd/</guid>
      <description>İstanbul Kafkas Kültür Derneği&amp;rsquo;nde 2014 Soçi Olimpiyatlarının Çerkesler için taşıdığı risklerin konuşulduğu panelde konuşmacılardan biri olan Sezai Babakuş Adige ve Abazaların Soçi Olimpiyatları karşısında durumlarını &amp;lsquo;kader birliği&amp;rsquo; olarak gördüğünü ifade ediyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>KAFFED İstişare Toplantısı, 2013</title>
      <link>/vlog/kaffed-istisare-2013/</link>
      <pubDate>Sat, 23 Nov 2013 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/kaffed-istisare-2013/</guid>
      <description>Kaffed Genel Kurulu öncesi yapılan istişare toplantısında söz alan Sezai Babakuş, genel Türkiye siyaseti içinde hem sağ hem sol siyasette yer alan Çerkeslerin kendi kimlikleri konusunda ne yapıp yapamadıklarını sorgulandığı bir değerlendirme konuşması yapıyor.&#xA;KAFFED İstişare Toplantısı&amp;rsquo;nda &amp;ldquo;Suriye&amp;rsquo;deki Çerkeslere Soydaş mı, Kardeş mi demeliyiz?&amp;rdquo;, &amp;ldquo;Yaptığımız destekleri Yardım mı, yoksa Dayanışma olarak mı adlandırmalıyız?&amp;rdquo; gibi hatırlatmaların yapıldığı bir kısa konuşma.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya: ‘Az’dan ‘Çok’ Yaratma Pratiği...</title>
      <link>/blog/abhazya-az-dan-cok-yaratma/</link>
      <pubDate>Sun, 20 Oct 2013 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/abhazya-az-dan-cok-yaratma/</guid>
      <description>Abhazya&amp;rsquo;da 28 Eylül-8 Ekim (2013) tarihleri arasında, Kartal Belediye Başkanı Altınok Öz’ün de yer aldığı kalabalık bir heyetle Abhazya’daydık. Zafer ve özgürlük günü kutlamalarına katıldık, devlet yetkilileriyle ve sivil toplum temsilcileriyle görüştük, dostlarla kucaklaştık, gezdik, gördük, gözledik. Yakın tarihini savaşlarla, tehditlerle, baskılarla ve ağır ambargolarla geçirmiş olan bu küçük ülke, son yıllarda heyecan verici bir gelişme içinde. Kıt kaynaklarına (ekonomik, teknik ve işgücü) rağmen olağanüstü bir kalkınma hamlesi başlatmış. Söz yerindeyse,‘az’dan ‘çok’ yaratıyor…</description>
    </item>
    <item>
      <title>Kronolojik Anlatı: Tarihin Aynasında Abhazya</title>
      <link>/blog/abhazya-kronoloji/</link>
      <pubDate>Tue, 17 Sep 2013 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/abhazya-kronoloji/</guid>
      <description>M.Ö. 5.binyıl&#xA;Abhazların ilk ataları Abeşla’ların bugünkü Abhazya ve çevresinde tarih sahnesine çıkışı.&#xA;3.binyıl&#xA;Abhazların ataları Abasg, Apsil, Sanik ve Misimian’ların bugünkü Abhazya ve çevresinde ayrı topluluklar halinde yaşamaya başlaması.&#xA;2.ve 1.binyıl&#xA;Abasg, Apsil, Sanık ve Misimian’ların bugünkü Abhazya kıyılarında ve yamaçlarında ilk yerleşim merkezlerini oluşturmaya başlaması.&#xA;6.-1. yy&#xA;Pitiund (Pitsunda), Gienos (Novy Afon), Eşera ve Dioskuria (Sohum) ön şehirlerin kuruluşu.&#xA;M.S. 2.-6. yy&#xA;Abhazya’da Roma-Bizans kolonizasyonu.&#xA;4.yy&#xA;Gotların Abhazya’ya saldırısı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>KAFFED Olağanüsütü Genel Kurulu, 2013</title>
      <link>/vlog/kaffed-olaganustu-genelkurul-2013/</link>
      <pubDate>Sun, 21 Apr 2013 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/kaffed-olaganustu-genelkurul-2013/</guid>
      <description>2013 Kaffed Olağanüstü Genel Kurulu&amp;rsquo;nda Federasyonun isim değişkliği talebi konusunda Sezai Babakuş&amp;rsquo;un görüşü neydi?</description>
    </item>
    <item>
      <title>Öfke ve Nefret</title>
      <link>/blog/ofke-ve-nefret/</link>
      <pubDate>Fri, 25 Jan 2013 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/ofke-ve-nefret/</guid>
      <description>Sanal sitedeki komşumun öfkesi de başbakanınki gibi, durdurulamaz ve kontrol edilemez. Büyük, güçlü ve ‘her faninin tadacağı’ türden mutlak bir öfke. Ne yapsanız ondan kaçamazsınız, sadece sırasının size geç gelmesi için dua edebilirsiniz. Duanız tuttu diye sakın ha benim gibi gevşemeyin, öfkecinin tokadı her an ensenizde patlayıverir…&#xA;Sanırım beni bugüne kadar koruyup kollayan şey komşuluk şemsiyesiydi.&#xA;Şemsiye dediğim ‘komşuluk hukuku’dur. Hayatımızı düzenleyen değerlerden biridir o. Diğer düzenleyiciler (kardeşlik hukuku, arkadaşlık hukuku vs.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Kaf Dağının Ardındaki Masal Ülkesi Abhazya</title>
      <link>/blog/kaf-daginin-ardindaki-masal-ulkesi-abhazya/</link>
      <pubDate>Sun, 20 Jan 2013 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/kaf-daginin-ardindaki-masal-ulkesi-abhazya/</guid>
      <description>Apsını ‘Canlar ülkesi’ Abhazların ülkelerine verdikleri isim; Abhazlar’ın kendileri verdikleri isim ise ‘Apsuva’ yani ‘Canlar’&#xA;Abhazlar hakkındaki ilk bilgi onlardan ‘Abeşla’ diye bahseden M.Ö: 12. yüzyıla ait Asur belgelerinde geçiyor. M.Ö.1.ve 2. yüzyıllarda ise ‘Apsil’ ve ‘Abazg’ adıyla anılmışlardır.&#xA;M.Ö. 6. yüzyıldan itibaren Miletli Grekler sahilde bugünkü Sohum ve Oçamçıra kentleri yakınlarında koloniler kurmuşlardır.&#xA;Abhaz halkının tarihi Antik Yunan kaynaklarından izlenebilmektedir. Antik Grekler, ayrım yapmadan Doğu Karadeniz kıyılarında yaşayan herkese ‘COLCHIS’ demişlerdir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Nalçik / DÇB Notları </title>
      <link>/blog/nalcik-dcb-notlari/</link>
      <pubDate>Fri, 12 Oct 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/nalcik-dcb-notlari/</guid>
      <description>Giriş 8-22 Ekim tarihleri arasında Dünya Çerkes Birliği’nin (DÇB) 9. genel kuruluna katılmak üzere Nalçik’teydik. Dostlarla görüştük, Nalçik’in şa’şasına göz attık, DÇB’nin yeni yönetimini seçtik. Yediklerimizi-içtiklerimizi kendimize bırakarak, gördüklerimizi-duyduklarımızı anlatalım istedik&amp;hellip;&#xA;Önce DÇB ile ilgili kısa bir hatırlatma yapalım. Mayıs 1991’de, dünyanın pekçok ülkesinden delegelerin katılımı ile Nalçik’te yapılan ilk uluslararası kongre sonunda DÇB adıyla ve Adığe-Abhaz/Abaza birliği olarak kuruldu. Abhazya’yı “Aydgılara”, Karaçay-Çerkesk’deki Abazaları ise “Rodina” temsil ediyordu. Daha sonra bu temsiliyet, 1992/93’de Abhazya’da yaşanan savaşla birlikte kurulan Dünya Abhaz/Abaza Kongresi üzerinden devam ettirildi.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Küllerinden Doğmak </title>
      <link>/blog/kullerinden-dogmak/</link>
      <pubDate>Fri, 14 Sep 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/kullerinden-dogmak/</guid>
      <description>30 Eylül 30 Eylül: Abhazya’nın zafer ve özgürlük günü&#xA;Bize dair ne varsa bir satırda söylenmiştir: Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde&amp;hellip; Nartların çocuklarıyız biz; savaşlarda-sürgünlerde ölsek, kırılsak, savrulsak da&amp;hellip; köklerimize tutunup yeniden ve yeniden boy atarız. Kafdağının anka’larıyız biz; kor ateşlerde yansak kül olsak da&amp;hellip; ruhumuza tutunup yeniden ve yeniden kanat çırparız. Evet, biz halkız ve yeniden doğarız ölümlerde&amp;hellip;&#xA;Bütün toplumlar gibi biz de tarihin aynasında yol alırız. İnişli-çıkışlı uzun bir yolculuktur bu.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Ahra ve Sergey’in Türküsü...</title>
      <link>/blog/ahra-ve-sergeyin-t%C3%BCrk%C3%BCs%C3%BC/</link>
      <pubDate>Tue, 03 Jul 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/ahra-ve-sergeyin-t%C3%BCrk%C3%BCs%C3%BC/</guid>
      <description>Abhazya savaşında şehit olan iki genç müzisyen arkadaşın ve onları yıllardır unutmayan dostlarının öyküsü&amp;hellip;&#xA;Sohum’un ortasında bir park, parkın ortasında bir anıt, anıtın üstünde yüzlerce ad&amp;hellip;. Her yıl, 27 Eylül sabahının alacasında üç insan, bir gün önce gelip yerleştikleri Ritsa Oteli’nden çıkıp usulca bu parka yürür. Sabahın esintisi ve kuşların güne merhaba diyen cıvıltısı eşlik eder onlara. Ellerinde karanfil, keman-viola-flüt, yüzlerinde hüzün-özlem-sevgi… Özenle saf tutarlar anıtın başında. Sessiz bir saygı duruşuyla başlar seremoni.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Zaferimiz, Özgürlüğümüz ve Şehitlerimiz…</title>
      <link>/blog/zaferimiz-ozgurlugumuz-ve-sehitlerimiz/</link>
      <pubDate>Tue, 03 Jul 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/zaferimiz-ozgurlugumuz-ve-sehitlerimiz/</guid>
      <description>14 Ağustos 1992 şafağı tanklar girince Sohum’a, kartal bakışlı lider kurmaylarının gözüne baktı tek tek. Tek bir söz çıktı ağzından, tek ve net: Direniyoruz. Evet, Vladislav Ardzınba’ydı o kartal bakışlı lider. Gözleri şimşek oldu çaktı ve yurtsever gençlerimizin yüreğini ateşledi. Ve KrasnyMost’ta, yani KızılKöprü’de, tankların karşısına dikilip tetiği ilk çeken 18 yaşında bir cesur yürek, direnişi başlatmıştı…&#xA;Ve direniş başlamışsa Sohum’un ortasında, Abhazya’nın her köşe-bucağından en yiğitler, en cesurlar, en yurtseverler öne atılır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhaz Derneği Genel Kurul Konuşması</title>
      <link>/slog/abhaz-dernegi-genel-kurul-konusmasi-2012/</link>
      <pubDate>Sun, 03 Jun 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/slog/abhaz-dernegi-genel-kurul-konusmasi-2012/</guid>
      <description>Sayın Divan Heyeti, Saygıdeğer Büyükler, Sevgili Dostlar…&#xA;Kritik bir süreçte gerçekleştirdiğimiz bu genel kurulun toplumumuza hayırlı olmasını diliyorum.&#xA;Evet, hem diyasporada yaşayan bizler için hem de anavatanda yaşayan tüm kardeşlerimiz için, varoluşumuzu korumak ve geleceğe taşımak bakımından çok kritik bir süreçten geçiyoruz. Zira, uluslararası güçlerin üzerimize kurdukları oyunların giderek keskinleştiği, çetrefilleştiği bir dönemden geçiyoruz.&#xA;Hepimiz uzak ve yakın tarihimizi gayet iyi biliyoruz. 20 yıl önce vatanımıza göz koyan Gürcistan’ın hunhar saldırısını, nice bedeller ödeyerek verdiğimiz kurtuluş savaşımızı hepimiz dün gibi hatırlıyoruz.</description>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul Kafkas Abhazya Kültür Derneği Olağan Genel Kuruluna Önerge</title>
      <link>/blog/istanbul-kafkas-abazya-kultur-dernegi-genel-kurul-onerge/</link>
      <pubDate>Sun, 03 Jun 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/istanbul-kafkas-abazya-kultur-dernegi-genel-kurul-onerge/</guid>
      <description>Değerli Dostlar,&#xA;3 Haziran 2012 Pazar günü İstanbul Kafkas Abhazya Kültür Derneği&amp;rsquo;nin genel kurulu vardı. Genel kurula katıldık ve giderek kronikleşen parçalanma sürecine dur diyebilmek gayretiyle aşağıdaki önergeyi sunduk. Maalesef Cemalettin Ümit başkanlığındaki divan heyetinin olumsuz-yanlış tutumu ve toplumu bölmekte ısrarlarını sürdüren grubun oylarıyla, bu önergemiz gündeme dahi alınmadı. Aksine, derneğin sadece Apsualara değil Aşua ve Aşkarualara, Wubıhlara, Adigelere ve diğer kardeş Kuzey Kafkasyalılara hitap eden-kapsayan adı değiştirilerek sadece Apsuaların derneği haline getirilmesi amacıyla isim değişikliğine gidildi; İstanbul Kafkas Abhazya Kültür Derneği olan ismi &amp;lsquo;İstanbul Abhaz Kültür Derneği&amp;rsquo; olarak değişti.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Benim 21 Mayıs&#39;ım... </title>
      <link>/blog/benim-21mayisim/</link>
      <pubDate>Sat, 12 May 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/benim-21mayisim/</guid>
      <description>Benim 21 Mayıs’ım geçmiş-bugün-gelecek yolculuğudur; kendimi keşfederim, ait olduğum toplumun geçmişine uzanırım, köklerime tutunurum ve buradan bir gelecek tasavvur ederim. 21 Mayıs bana der ki, sen Kafkasyalısın, sen Çerkessin, sen Abhazsın; sen acımasız bir savaşın kırdığı ve trajik bir sürgünün Anadolu’ya savurduğu bir halkın ferdisin; sen parçalanmış bir toplumun zerresisin, doğal yatağından saptırılmış bir nehrin damlası. Ve 21 Mayıs der ki bana, işte geçmişin bu, bugünün gerçekliğini de üstüne ekleyip bir gelecek inşaa et&amp;hellip;</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya Cumhuriyeti’nin Yasal Statüsünün Uluslararası Hukuk Açısından Değerlendirilmesi</title>
      <link>/blog/abhazya-statu/</link>
      <pubDate>Thu, 12 Apr 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/abhazya-statu/</guid>
      <description>Filiz Cicioğlu - Muharrem Saran - Sezai Babakuş&#xA;Giriş Kafkaslarda, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından (Aralık 1991) hemen sonra başlayan Gürcistan-Güney Osetya ve Gürcistan-Abhazya arasındaki sıcak çatışma süreci 7 Ağustos 2008’de Gürcistan’ın Güney Osetya’ya yeniden saldırısı ve Rusya Federasyonu’nun Gürcistan’a askeri müdahelesiyle uluslararası bir boyut kazanmış, nihayetinde 26 Ağustos 2008’de Rusya Federasyonu’nun Abhazya’nın ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanımasıyla noktalanmıştı. Rusya’nın ardından Nikaragua, Venezuela, Nauru, Vanuatu ve Tuvalu’nun da Abhazya’nın ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanıması, bu iki ülkeyi uluslararası siyasi sisteminin bir parçası haline getirmiştir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya’dan Nazım Geçti, İzi Kaldı Yadigar...</title>
      <link>/blog/abhazyadan-nazim-gecti/</link>
      <pubDate>Tue, 20 Mar 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/abhazyadan-nazim-gecti/</guid>
      <description>“İşte geldik gidiyoruz, hoşçakal kardeşim deniz” Dünya şairi Nazım Hikmet’in sık sık Abhazya’yı ziyaret ettiğini ve bazı şiirlerini burada yazdığını biliriz. 4 Nisan 1955’de çekilmiş bu fotoğrafa tutunup bilgimizi tazeleyelim istedik. Nazım, Abhaz şair dostları İvan Tarba, Bagrat Şinkuba ve Kumf Lomiya ile saf tutmuş. Bir selam verelim dedik&amp;hellip;&#xA;Biz de (78’liler), abi-abla kuşağımız gibi (68’liler) Nazım Hikmet’in şiirleriyle hayata tutunduk. Romantizmi, idealizmi, sosyalizmi, enternasyonalizmi Nazım’ın şiirleriyle çoğalttık. Onun sihirli sözleriyle aşkı tattık, ‘ben’ iken ‘biz’ olduk, omuz omuza verip karanlığa meydan okuduk, zincirlerimizi kırıp yürüdük, güneşi içecek kadar yüreklendik, yandık kül olduk ve yeniden ve yeniden doğup güneşe durduk.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Ankvab’ın Yolu...</title>
      <link>/blog/ankvabin-yolu/</link>
      <pubDate>Tue, 28 Feb 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/ankvabin-yolu/</guid>
      <description>Suikast girişimi Geçen hafta Abhazya Devlet Başkanı Aleksandr Ankvab’a düzenlenen suikast girişimi, Abhazya’nın ne kadar keskin bir süreçten geçmekte olduğunu gösteriyor. 22 Şubat (2012) sabahı ağır silahlarla (bombalar, roketatarlar, makinalı tüfekler vs.) gerçekleştirilen bu yeni saldırı da , Ankvab’ın daha önce Başbakan ve Devlet Başkanı Yardımcısı görevlerinde bulunduğu Şubat 2005’den Ağustos 2011’e kadar uğradığı beş saldırıyla tıpa tıp benzerlik taşıyor. Genel kanı, bu saldırıların mafya işi olduğu yolunda. Ankvab da açıklamasında, “saldırganların kimliği üzerinde tahminde bulunacak olursak, bunlar ülke içindeki mafya grupları olabileceği gibi bu iş için dışarıdan gelen kişiler de olabilir, çünkü suç grupları arasında güçlü bir irtibat var” diyerek bu genel kanıyı destekliyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>‘Öteki’lerin Buluşması...</title>
      <link>/blog/otekilerin-bulusmasi/</link>
      <pubDate>Thu, 16 Feb 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/otekilerin-bulusmasi/</guid>
      <description>Ötekiler Geçen hafta, Türkiye’nin yüz yıllık ulus-devlet serüveninde yok sayılan, bastırılan, mağdur edilen, ezilen, zulüm edilen, dışlanan, hakları gaspedilen, kıyıma ve asimilasyona uğrayan&amp;hellip; velhasılı öteki’leştirilen halkların ve dinlerin temsilcilerini buluşturan tarihi bir toplantı yapıldı; Adığe’si, Abaza’sı, Ubıh’ı, Oset’i, Çeçen’i, Laz’ı, Ermeni’si, Süryani’si, Yahudi’si, Kürt’ü, Zaza’sı, Arap’ı, Gürcü’sü biraraya gelip varoluş sorunlarımızı konuştuk ve gelecek için beklentilerimizi ortaya koyduk. Meğer dertlerimiz ne kadar çokmuş, meğer dertlerimiz ne kadar benzermiş ve meğer dertlerimize çare aramak için birlikte mücadele etmek ne kadar elzemmiş&amp;hellip;</description>
    </item>
    <item>
      <title>2012&#39;nin Gündemi</title>
      <link>/blog/2012-nin-gundemi/</link>
      <pubDate>Fri, 03 Feb 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/2012-nin-gundemi/</guid>
      <description>2012’yi sevmedim, rehavet ve karamsarlık olup çöktü üstüme. Günlerdir miskinliğin postunda yatıyorum. Ivır-zıvır özlük işler, biraz gazete-dergi, biraz internet-facebook, biraz televizyon-kitap&amp;hellip; Bir de, penceremden görünen manzaraya dalıp gitmeler; Anadoluhisarı ile Kandilli arasında, Göksu ve Küçüksu derelerinin birlikte oluşturduğu küçük delta semalarında alan savaşı veren martı’larla karga’ların bıkmak yorulmak bilmez dalaşları, kazara aralarına karışan acemi güvercinlerin ürkek kaçışları, sığırcık sürülerinin senkronize uçuşları, ahalinin cömertliğinde semirmiş kedi ve köpeklerin aylak yürüyüşleri&amp;hellip; İşte böyle, gri-ıslak kubbenin altında ve tembelliğin sıcak koynunda geçti günler.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Sınav Yılı</title>
      <link>/blog/sinav-yili/</link>
      <pubDate>Wed, 18 Jan 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/sinav-yili/</guid>
      <description>2013 bizim için zor bir yıl olacak. Sorunlarımız ağırlaşacak ve artacak. Bu sorunlarla başa çıkma kabiliyetimiz kadar, sorunların çoğunda muhatap konumunda olan Rusya ile ilişkilerimizi yönetme becerimiz de sınavdan geçecek&amp;hellip;&#xA;2013’deki en yakıcı sorunumuz Suriye’de devam etmekte olan savaşın orada yaşayan kardeşlerimiz üzerindeki yıkıcı etkisidir. Savaş şiddetlendikçe, Şam ve çevresinde olan 80-90 bin kardeşimiz için yaşam mücadelesi daha da zorlaşıyor, ölenlerin sayısı giderek artıyor. Anavatanda ve diyasporada oluşturduğumuz dayanışma gücümüz Türkiye ve Ürdün gibi çevre ülkelere geçebilen ya da anavatana ulaşabilen birkaç bini kucaklamaya yetebiliyor, ama büyük çoğunluk hala Suriye’de ve ne yazık ki elimiz-yüreğimiz onlara ulaşamıyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Yeni Anayasa İçin Öneriler</title>
      <link>/blog/yeni-anayasa-icin-oneriler/</link>
      <pubDate>Wed, 21 Dec 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/yeni-anayasa-icin-oneriler/</guid>
      <description>KAFFED Anayasa Çalışma Grubu’na,&#xA;Yeni anayasa ile ilgili öncelikli beklentim, bunun;&#xA;“Türkiye, birbirinden farklı etnik, dinsel (ve mezhepsel), kültürel, siyasal, sosyal ve sınıfsal toplulukların-kimliklerin oluşturduğu ve yaşadığı bir ülkedir. Hangi kimliğe-topluluğa mensup olursa olsun, herkes özgürdür ve eşit haklara sahiptir”&#xA;genel kabulü üzerine bina edilmesidir.&#xA;İlaveten, öncelikli bulduğum tamamlayıcı vurgular şöyledir;&#xA;“Hiçbir birey ve hiçbir etnik-kültürel veya dinsel (ve mezhepsel) kimlik, hiçbir düşünce, hiçbir sosyal-siyasal zümre bir diğerinden üstün ya da öncelikli değildir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>&#39;Birlik&#39; Kazandı</title>
      <link>/blog/birlik-kazandi/</link>
      <pubDate>Thu, 08 Dec 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/birlik-kazandi/</guid>
      <description>Kafkas Dernekleri Federasyonu’muzun (KAFFED) 5. genel kurulu (3-4 Aralık, Ankara), her bakımdan çok başarılı geçti. Dinamik, çoksesli, tartışmalı ve düzeyli bir genel kuruldu. Kazanan ‘birlik’ oldu. Katılan ve katkı veren herkesi kutluyorum&amp;hellip;&#xA;Genel kurulun ilk günkü istişare toplantısı çok iyi oldu; delege olsun-olmasın tüm katılımcılara eşit söz hakkı verildi, düşünceler tartıştı, hitabetler yarıştı, bildiriler uçuştu, herkes eteğindeki taşları döktü. Federasyon başkanlığı boyunca uğradığı pekçok haksız eleştiriye ve ahlaksız karalamaya sabır gösteren Cihan Candemir, yüce gönüllülüğünü yönettiği bu istişare toplantısında da gösterdi; varoluşlarını kendisini karalamak ve federasyonu yıpratmak üzerine kurmuş olanlara da söz verdi, aynı sabırla dinledi, nezaketi elden bırakmayan bir üslup ve eksiksiz bir hitabetle cevapladı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>KAFFED Genel Kurulu, 2011</title>
      <link>/vlog/kaffed-genelkurul-2011/</link>
      <pubDate>Sun, 04 Dec 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/kaffed-genelkurul-2011/</guid>
      <description>2011&amp;rsquo;de Genel Kurulu&amp;rsquo;nda yeni görev alan KAFFED yönetim kuruluna 2014 Soçi Olimpiyatları öncesi varlığımıza ve birliğimize Yönelik saldırılar konusunda yapılan uyarılar.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Çare Birliktir, Birlikte Yürümektir</title>
      <link>/blog/care-birliktir-birlikte-yurumektir/</link>
      <pubDate>Sat, 03 Dec 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/care-birliktir-birlikte-yurumektir/</guid>
      <description>Bu açıklama 2011 yılında yapılan Kaffed Genel Kurulu öncesi yayımlanmıştır.&#xA;Bölünmek, kardeş Kafkas halklarının hiçbirine hayır getirmez! ÇARE BİRLİKTİR, BİRLİKTE YÜRÜMEKTİR…&#xA;Biz Kaf dağının kardeş çocuklarıyız. Aynı kökten yeşerdik, aynı kandan-tenden türedik, aynı dili-kültürü devşirdik. Aynı toprağın, aynı havanın, aynı suyun insanı olduk ve geçmişten bugüne birarada yaşadık. Aynı kaderi paylaştık, aynı sevinçleri-acıları bölüştük. Birlikte savaştık, birlikte yendik-yenildik, birlikte kırıldık ve sürüldük. Ve diyasporada hayata birlikte tutunduk; aynı köylerde-mahallelerde, aynı cemiyetlerde-derneklerde omuz omuza varoluş savaşı verdik.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya Gezisi - İzlenimler</title>
      <link>/blog/abhazya-gezisi-izlenimler/</link>
      <pubDate>Mon, 14 Nov 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/abhazya-gezisi-izlenimler/</guid>
      <description>sevgili dostlar,&#xA;abhazya&amp;rsquo;ya bu kez üç adige dostumla beraber gittim; handan demiröz, osman ömür (eşi sunay abhazya&amp;rsquo;da iş yapıyor) ve betül şenyıldız (eskiden bizim şirkette çalışmış genç arkadaşımız). yanısıra, abhazya&amp;rsquo;ya yerleşmiş ve pitsunda&amp;rsquo;da motel işleten ali kucba&amp;rsquo;nın eşi handan ve iki oğlu da bizimle aynı uçakta abhazya&amp;rsquo;ya geldi. keyifli bir gezi oldu. istanbul-soçi arasında sadece thy sefer yapıyor, donavia kış nedeniyle ara vermiş. ucağımız atatürk havaalanı&amp;rsquo;ndan gece 12.15&amp;rsquo;de kalktı, soçi&amp;rsquo;ye (adler) bizim saatle 01:45 soçi saatiyle 03:45 gibi indik.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Çerkeslerin Talepleri</title>
      <link>/blog/cerkeslerin-talepleri/</link>
      <pubDate>Sat, 12 Nov 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/cerkeslerin-talepleri/</guid>
      <description>Prof.Dr. Ayhan Kaya tarafından yürütülen &#34;Türkiye’de Eşit Yurttaşlık Alanında Çerkeslerin Talepleri: Siyasal Katılımın Kurumsallaştırılması&#34; projesi kapsamında Sezai Babakuş ile gerçekleştirilen mülakat metni&#xA;Egitim&#xA;1. Kendi kişisel geçmişinize baktığınızda ilkokuldan buyana eğitim alanında nasıl bir muamele ile karsılastıgınızı anlatırmısınız. Eğitim süreciniz eşitlikçi mi, ayrımcı mı, yoksa hoşgörüye dayalı bir süreç olarak yaşandı?&#xA;Sakarya’nın Hendek ilçesine bağlı, nüfusun tamamı Abhaz (Abaza) olan bir köyde doğdum. İlk duyduğum ve öğrendiğim dil anadilim olan Abhazca’dır; ninniler, masallar, fıkralar, özlü sözler, gündelik yaşam diyalogları hep Abhazca’dır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Avrupa Parlamentosu&#39;nda &#39;Çerkes Günü&#39; Konuşma Özeti</title>
      <link>/slog/ap-cerkes-gunu-2011/</link>
      <pubDate>Mon, 07 Nov 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/slog/ap-cerkes-gunu-2011/</guid>
      <description>Avrupa Parlamentosu’nun saygıdeğer üyeleri,&#xA;Avrupalı Çerkesler Federasyonu’muzun girişimi ve sizlerin desteğiyle gerçekleşen bu toplantıya vize engeli yüzünden gelememiş olmaktan kişisel olarak üzüntü duysam da, bugün burada bizlere, düşüncelerimizi, umut ve beklentilerimizi sizlerle paylaşma fırsatı vermenizden dolayı müteşekkirim. Sizlerin nezdinde üyesi olduğunuz Avrupa Parlamentosu’nu ve parçası olduğu Avrupa Birliği’ni selamlıyorum…&#xA;Hiç kuşku yok ki Avrupa Birliği’nin kuruluşu tüm insanlık adına büyük bir adım olmuştur. Sadece Birliği oluşturan ülkelere ve toplumlara değil, dünyadaki tüm ülkelere ve tüm toplumlara barış, adalet ve refah adına umut vermiştir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Bahar Muştusu</title>
      <link>/blog/bahar-mustusu/</link>
      <pubDate>Tue, 01 Nov 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/bahar-mustusu/</guid>
      <description>Amerikalı oyun kurucular yavaş yavaş dillendirmeye başladı, ‘Arap Baharı’ndan sonra sırada ‘Kafkas Baharı’ varmış. Gila Benmayor, 30 Eylül 2011 tarihli Hürriyet’teki köşesinde, şimdi ‘Atlantik Konseyi’ adlı düşünce kuruluşunun başında bulunan ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Ross Wilson’la yaptığı konuşmaya dayandırıyor, ‘Kafkas Baharı’ muştu’sunu&amp;hellip;&#xA;Amerikalılar pratik ve pragmatik insanlardır, dünyaya çeki düzen verme işinde çağa uygun yöntemler bulmakta ve bunları iletişim illüzyonuyla dünyaya satmakta hamarattırlar. Yakın zamana kadar bu işi doğrudan CIA, Pentagon, NATO vb.</description>
    </item>
    <item>
      <title> &#39;93 Ruhu...</title>
      <link>/blog/93-ruhu/</link>
      <pubDate>Thu, 13 Oct 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/93-ruhu/</guid>
      <description>1 Ekim’de Akbalık’ta tarihi bir gün yaşadık. Abhazya’nın özgürlük bayramını kutladık, şehitlerimizi andık, gazilerimizi selamladık. 30 Eylül 1993’de zafer kazandıran birlik ruhunu yeniden dalgalandırdık.&#xA;1 Ekim (2011) Cumartesi sabahı, Akbalık sosyal ve spor tesislerinde, o gün saat 14:00’de başlayacak Abhazya’nın zafer ve özgürlük kutlaması (Ayaayra Amş) için son hazırlıkları yapılıyorduk. At yarışlarının olacağı pist ile diğer etkinliklerin gerçekleşeceği mahal, altyapı bakımından günler önce hazırlanmıştı. Bir gün önce ise, şiddetli yağmura rağmen, geçe geç saatlere dek süren çalışmalarla tesislerin tamamı bayraklarımızla ve flamalarımızla donatılmış, yiğecek-içecek çadırları kurulmuş, standlar ve masa-sandalya düzeni vs.</description>
    </item>
    <item>
      <title>AyaayraAmş Sunum Konuşması</title>
      <link>/slog/ayaayra-2011/</link>
      <pubDate>Sat, 01 Oct 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/slog/ayaayra-2011/</guid>
      <description>Bugün hepimiz için bayram günüdür. Birlik, zafer ve özgürlük günüdür. Hepimize kutlu olsun…&#xA;Bugün burada, tarih boyunca aynı kaderi paylaşmış, aynı acıları-sevinçleri birlikte yaşamış, birbiriyle iç içe geçmiç iki coğrafyayı birlikte onurlandırıyoruz; Türkiye’mizle Kafkasya’mızı birarada kucaklıyoruz.&#xA;Bu iki coğrafyada yaşayan kardeş halklar olarak yurtlarımızı korumak için omuz omuza nice savaşlar verdik, nice şehitler… Osmanlıdan günümüze… yüzyıllardır Kafkasya’yı ve Anadolu’yu korumak için nice evlatlar verdik. Daha dün Abhazya’mızı savunmak için Efkan’lar, Bahadır’lar, Hanefi’ler, Vedatlar, Zafer’ler verdik…Türkiye’de ve Kafkasya’da vatanlarını korumak için göğsünü siper eden tüm kahramanlarımızı şükranla ve saygıyla anıyoruz.</description>
    </item>
    <item>
      <title>&#39;Tanrı’nın Ülkesi&#39;nde İşler Yolunda</title>
      <link>/blog/tanrinin-ulkesinde/</link>
      <pubDate>Thu, 08 Sep 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/tanrinin-ulkesinde/</guid>
      <description>Abhazya’da zamanın ruhu: Herşey değişir, ve herşey aynı kalır…&#xA;Tanrı&amp;rsquo;nın ülkesinde Tam yirmi yıl sonra Ritsa’nın balkonundan baktım “Tanrı’nın ülkesi”ne. Zamanın durduğu andı ve herşey yolundaydı… Şafak vakti, dostlarımın kanadında geldim buraya. Gözlerimi kapatıp çıktım balkona, derin bir nefes alıp denizin ve havanın serin kokusunu çektim içime. Anılar peş peşe filizlenince, bitmesini istemediğim bir rüyadaymışçasına uzattım o anı. Sonra, tanıdık bir sese uyanır gibi yavaşça açtım gözlerimi. Karadeniz’in sisli uzaklığına baktım.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Ayaayra</title>
      <link>/blog/ayaayra/</link>
      <pubDate>Thu, 08 Sep 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/ayaayra/</guid>
      <description>Sohum’un ortasında bir park, parkın ortasında bir anıt, anıtın üstünde yüzlerce ad&amp;hellip;. Her yıl, 27 Eylül sabahının alacasında üç insan, bir gün önce gelip yerleştikleri Ritsa Oteli’nden çıkıp usulca bu parka yürür. Sabahın esintisi ve kuşların güne merhaba diyen cıvıltısı eşlik eder onlara. Ellerinde karanfil, keman-viola-flüt, yüzlerinde hüzün-özlem-sevgi… Özenle saf tutarlar anıtın başında. Sessiz bir saygı duruşuyla başlar seremoni. Karanfiller bırakılır kaidenin üzerine. Zaman durur bir an, rüzgar susar, kuşlar kanat çırpmaz olur.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Şehitlerimiz</title>
      <link>/blog/sehitlerimiz/</link>
      <pubDate>Thu, 08 Sep 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/sehitlerimiz/</guid>
      <description>Abhazya’nın özgürlük savaşında diyasporadan ilk şehidimiz Efkan’dır. O’nunla hiç tanışmadım; yüzünü fotoğraflardan, öyküsünü anlatılanlardan bilirim… Belki, savaşın başladığı 14 Ağustos’un (1992) hemen ardından Sakarya’da dernek merkezinde yaptığımız telaşlı toplantıda görmüşümdür; belki kalabalığın ön saflarında acil eylem öneren heyecanlı gençlerin arasındaydı ya da arka sıralarda sessizce oturmuş, kendi kendine savaşa katılmak üzere Abhazya’ya nasıl gidebileceğini düşünüyordu. Adını ilk kez, Abhazya’ya giden ilk gönüllüler arasında gördüm. 10 Ekim’de (1992), Gagra’nın kurtarılışından hemen sonra, Dünya Abhaz-Abazin Kongresi kuruluş toplantısı için kalabalık bir heyetle Abhazya’ya gittiğimizde ya da sonraki gidiş gelişlerimizde Efkan’la tanışıp iki laf etmek nasip olmamıştı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>21 Mayıs: Unutmadık, Unutmayacağız</title>
      <link>/blog/21-mayis-unutmadik-unutmayacagiz/</link>
      <pubDate>Sat, 03 Sep 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/21-mayis-unutmadik-unutmayacagiz/</guid>
      <description>Trajik bir sürgünün çocukları olan bizler yaşadıklarımızı unutmadık. Unutmayacağız.&#xA;Anavatanımız Kafkasya bugün de uluslararası güç oyunlarının merkezi halinde; hala savaşlar ve sürgünler yaşıyoruz. Diyasporada asimilasyona karşı kimliğimizi korumakta zorluk çekiyoruz. Dilimizi, kültürümüzü, kimliğimizi her geçen gün biraz daha yitiriyoruz.&#xA;Diyasporadaki Çerkesler adına, dünyaya (tüm halklara, ülkelere ve uluslararası örgütlere) sesleniyoruz: Varlığımızı (dilimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi) korumamız için bize destek olun. Vubıhça gibi diğer Kafkas dillerinin de yok olmasına izin vermeyin.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Geleceğe Dair Umudumuz Eksilmesin</title>
      <link>/blog/gelecege-dair-umudumuz-eksilmesin/</link>
      <pubDate>Wed, 03 Aug 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/gelecege-dair-umudumuz-eksilmesin/</guid>
      <description>Sevgili Abhazya&amp;rsquo;nın Dostları,&#xA;Düzenlediğimiz iki etkinliğe dair çok kişiden yazılı ve sözlü kutlama aldık. Hepsine teşekkür ederiz. Nihayetinde bu çalışmalar (teşekkür eden de alan da) hepimizin birlikte kotardığı işler. Bu birlikteliği daha da geliştirip fazlasını yapabiliriz. Yapmalıyız&amp;hellip;&#xA;Tarih, toplumlara ileriye adım atmaları için ender olarak zaman zaman şans tanır. Abhaz ve Adige halklarının yüzyıllardır ilk kez önemli bir şans yakaladığına inananlardanım. Bunu değerlendirmek bize kalıyor. Ya becerip ileriye hamle yapacağız ya da bu şansın avucumuzun içinden akan su misali heba olmasına seyirci kalacağız.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Düzce Kafkas Festivali açılış konuşması</title>
      <link>/slog/duzce-festivali-konusmasi-2011/</link>
      <pubDate>Sun, 10 Jul 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/slog/duzce-festivali-konusmasi-2011/</guid>
      <description>Umut ve beklentilerimizi yükseltelim…&#xA;Kafdağının kardeş çocukları, Kafkasya’nın güzel insanları hepinize merhaba. Bizi bilen, tanıyan, her daim dostluk eli uzatan Türkiye’nin güzel insanları hepinize merhaba…&#xA;Ne güzel, bugün burda Düzce Kafkas Derneğimizin düzenlediği günlerce sürecek bir festivalin, bir şenliğin açılışını yapıyoruz. Kendi kültürümüze, kendi kimliğimize sahip çıkıyoruz. Biz varız ve varolacağız diyoruz. Bize bu güveni veren dernek yönetimini ve bu festivalin gerçekleşmesine katkı veren herkesi kutluyorum. Coşkumuz daim olsun.&#xA;Tarih, başlangıçtan sonsuzluğa uzanan bir akarsu gibidir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Umut</title>
      <link>/blog/umut/</link>
      <pubDate>Sat, 11 Jun 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/umut/</guid>
      <description>12 Haziran’da Türkiye kendine yakışan bir şekilde sandıklandı. Sürpriz yok, genel görüntü değişmedi. Memleket, milliyetçi-mukaddesatçı ideolojinin dominasyonunda yoluna devam edecek. 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle tahkim edilen sağın 30 yıldır süren yüzde 70’lik hegamonyasının neredeyse ‘makus talih’e dönüştüğünü söyleyebiliriz. AKP, MHP ve diğer milliyetçi-muhafazakar parti ve grupların oylarına bir de CHP’ye yuvalandırılanları eklersek, üzerimizde nasıl bir sağ ağırlık olduğunu daha iyi kavrarız. Yine de, benim gibi nefes almakta zorlanan azınlıktakileri umutlandırabilecek pekçok olumlu gelişme de oldu…</description>
    </item>
    <item>
      <title>Haziran&#39;ın Gelişi</title>
      <link>/blog/haziranin-gelisi/</link>
      <pubDate>Wed, 01 Jun 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/haziranin-gelisi/</guid>
      <description>Mayıs ayını karmaşık duygularla geride bıraktık. 21 Mayıs anmasının muhasebesini tamamlayamadan, kısa süre önce Türkiye’ye gelişiyle hepimizi onurlandıran Abhazya Devlet Başkanı Sergey Bagapş’ın ölüm haberiyle sarsıldık. Velhasılı mayıs, tarihi acımızın güncel acıyla katlandığı bir ay oldu. Evet, Mayıs hüzünlü, sıkıntılı, telaşlı, acılı bir aydı. Yanısıra, umudumuzu ve gururumuzu yükselten de bir ay oldu. Önümüzde sıcak bir Haziran var. Memleketin hal ve gidişinin sandıklanacağı bir ay&amp;hellip;&#xA;21 Mayıs&amp;hellip;&#xA;Nihayet bu kez İstanbul’da bir meydanı doldurduk.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Dudayev&#39;i Hatırlamak</title>
      <link>/blog/dudayevi-hatirlamak/</link>
      <pubDate>Sat, 23 Apr 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/dudayevi-hatirlamak/</guid>
      <description>21 Nisan, Çeçenistan’ın efsanevi lideri Cahar Dudayev’in ölüm yıldönümüdür. Bundan onbeş yıl önce (1996’da), aracı başında telefonla konuşurken yeri tespit edilmiş ve bir Rus savaş uçağı tarafından güdümlü füzeyle vurulmuştu… Merak ettim, Çeçenler ve diğer Kafkasyalılar Dudayev’ı hatırlayıp anıyor mu diye, 21 Nisan öncesi ve sonrası bir hafta boyunca ulaşabildiğim tüm internet mecralarına (mail grupları, web siteleri, facebook sayfaları vs.) bakındım; Çeçenistan’daki bugünkü yönetim ve muhalif gruplar da dahil olmak üzere, hem anavatanda hem diyasporada Dudayev’in ölüm yıldönümüyle ilgili çok az söz, yazı ve etkinlik görebildim.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Bagapş&#39;ın Türkiye Ziyareti</title>
      <link>/blog/bagapsin-turkiye-ziyareti/</link>
      <pubDate>Wed, 13 Apr 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/bagapsin-turkiye-ziyareti/</guid>
      <description>Abhazya Cumhuriyeti Devlet Başkanı Sergey Bagapş’ın yıllardır beklenen Türkiye ziyareti nihayet gerçekleşti. 7-10 Nisan tarihleri arasında Ankara, Adapazarı ve İstanbul’da pekçok toplantıya katılan Bagapş ve beraberindeki heyet, hem Abhazya-Türkiye ilişkilerini geliştirmeye yönelik önemli görüşmelerde bulundu hem de diyaspora ile kucaklaştı. Başta KAFİAD Başkanı Erol Özel ile KAFFED Başkanı Cihan Candemir olmak üzere, bu ziyaretin gerçekleşmesine önayak olan, emek ve destek veren herkesi kutluyorum ve yürekten teşekkür ediyorum.&#xA;Evet, yıllardır beklediğimiz bir ziyaretti bu.</description>
    </item>
    <item>
      <title>İklim&#39;den Lian&#39;a Yolculuk (2)</title>
      <link>/blog/iklimden-liana-yolculuk-2/</link>
      <pubDate>Thu, 31 Mar 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/iklimden-liana-yolculuk-2/</guid>
      <description>İkinci bölüme başlamadan önce, bu anlatının amacının başkasını teşhir etmek ya da başkasının sırrını ifşa etmek olmadığını belirtmek isterim. Zira sözkonusu kişi zaten memleket medyasına defalarca malolacak kadar meşhur biridir, bahsi geçen olaylar ise birçok kişinin tanıklığında yaşanmış ve pekçok kişinin dillendirmesiyle yeterince toplumsallaşmıştır. Ayrıca, anlatıda zikredilen isimler gerçek değildir, sözkonusu kişi tarafından türetilmiş ve kullanılmış müstear isimlerdir. Sonuç olarak yazdıklarım başkasını değil olsa olsa kendi kendimi teşhir mahiyetindedir. Kendi kendimi tekmili birden teşhir ederek, aradan bunca yıl geçmesine rağmen hala kulaktan dolma bilgilerle beni karalamaya çırpınan ‘irfan sahibi zevat’a gani gani kına vermiş oluyorum.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Ortak Akıl Toplantısı, 2011</title>
      <link>/vlog/ortak-akil-toplantisi-2011/</link>
      <pubDate>Wed, 30 Mar 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/ortak-akil-toplantisi-2011/</guid>
      <description>2011 Yılında Kafkas Dernekleri Federasyonu tarafından düzenlenen Ortak Akıl Toplantılarının ikincisi Mart ayında İstanbul&amp;rsquo;da gerçekleştirilmişti. O toplantıda Sezai Babakuş tarafından yapılan konuşmanın kaydı.&#xA;1. Bölüm 2. Bölüm </description>
    </item>
    <item>
      <title>Hal ve Gidiş</title>
      <link>/blog/hal-ve-gidis/</link>
      <pubDate>Wed, 23 Mar 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/hal-ve-gidis/</guid>
      <description>Son dönemlerde toplumsal hal ve gidişatımızda iyiye alamet gelişmeler oluyor. Uzun yıllardır toplumumuzu hapseden atalet kozasını yavaş yavaş kırmaya başladık; bir yandan kurumsal örgütlerimiz daha aktif hale gelmekte, bir yandan da platform, forum, girişim, inisyatif vs. oluşumlar, internet portalları ve sosyal medya olanaklarını da kullanarak alan genişletmekte ve toplumsal dinamizme ivme kazandırmaktadır. Her geçen gün daha çok düşünen-tartışan, daha çok proje-iş üreten, daha çok didinen- rekabet eden bir hareketliliğe ulaşıyoruz. Pekçoğunuz gibi ben de bazen bu dinamizmin bizi sınırsız bir didişmeye, ‘her kafadan ses çıkaran’ bir parçalanmışlığa sürüklemesinden kaygı duysam da, ‘siyasallaşma’ olarak tanımladığım ve genel hatlarıyla ‘eşyanın tabiatına uygun’ bulduğum bu süreci gayet olumlu buluyorum.</description>
    </item>
    <item>
      <title>İklim&#39;den Lian&#39;a Yolculuk (1)</title>
      <link>/blog/iklimden-liana-yolculuk/</link>
      <pubDate>Thu, 17 Mar 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/iklimden-liana-yolculuk/</guid>
      <description>‘Koca kulak çetesi’nin dinlemeleri medyaya sızıp ‘İklim skandalı’ patlamasaydı, Fatih Altaylı ‘İklim’i Haber Türk’e çıkarıp uzun uzun konuşturmasaydı ve İsmet Berkan Hürriyet’te ‘İklim’in ‘Lian’a benzerliğini yazıp tuz biber ekmeseydi ben de küllenmiş anıların üstüne yatmaya devam edecektim. Ama ne fayda, hepsi üst üste geldi, ‘cin şişeden çıktı’, eski anılar acı bir tebessüm eşliğinde ortalığa saçıldı. Kaçış yok. Benim için epeyce zor olsa da, bu evvel zaman yolculuğunu artık yapmalıyım&amp;hellip;&#xA;&amp;hellip;</description>
    </item>
    <item>
      <title>8 Mart, 12 Mart vs</title>
      <link>/blog/8-mart-12-mart-vs/</link>
      <pubDate>Mon, 07 Mar 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/8-mart-12-mart-vs/</guid>
      <description>8 Mart, biz erkekler için en zor gündür. Ne yapacağımızı, ne diyeceğimizi, nasıl davranacağımızı şaşırırız. İktidardan düşmüş hükümet, emekliye sevk edilmiş general, açığa alınmış bürokrat gibi afallarız. 8 Mart’ın kadınlar günü olduğunu biliriz, biliriz de ne halt edeceğimizi bilemeyiz. Dilimiz tutulur, elimiz-ayağımız uyuşur, aciz bir sırıtışla ahmak ahmak dolanırız ortalıkta. Bu kez bu rolü aşmaya kararlıyım&amp;hellip;&#xA;Önce kişisel hesaba değineyim; hayatım boyunca üzdüğüm, kırdığım, ağlattığım, kızdırdığım, küstürdüğüm, kaygılandırdığım, hayal kırıklığına uğrattığım, güvenini suistimal ettiğim, yalan söylediğim, kandırdığım, hoyrat davrandığım, zarar verdiğim, acı çektirdiğim&amp;hellip;.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Ardzınba&#39;ya Saygı</title>
      <link>/blog/ardzinbaya-saygi/</link>
      <pubDate>Thu, 03 Mar 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/ardzinbaya-saygi/</guid>
      <description>4 Mart (2010), Abhazya Cumhuriyeti’mizin kurucu lideri, 1992-93 savaşının başkomutanı ve ilk devlet başkanımız Vladislav Ardzınba’yı kaybettiğimiz gündür&amp;hellip; O’nun kararlılığı, cesareti, ileri görüşlülüğü ve halkını kucaklayan liderliği sayesinde Abhazya bugünlere ulaştı. Abhazya halkı zaferini, onurunu , gururunu ve geleceğini O’nunla kazandı. O sadece Abhazya halkının değil Kuzey Kafkasya’nın tüm kardeş halklarının, dünyada özgürlük mücadelesi veren tüm halkların kahramanıydı. O’nu unutmayacağız ve sonsuza dek kalbimizde yaşatacağız. Anısı önünde saygıyla, sevgiyle eğiliyoruz&amp;hellip;</description>
    </item>
    <item>
      <title>Moskova&#39;da Ölmek</title>
      <link>/blog/moskovada-olmek/</link>
      <pubDate>Tue, 01 Mar 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/moskovada-olmek/</guid>
      <description>17 Şubat (1999), Birgül’ün veda yıldönümüydü. En küçük kızı Ceren, güzel bir fotoğrafını facebook üzerinden önümüze koyup hatırlamamızı sağladı. Fotoğraf tam da onun doğal bakışını yansıtıyor; samimi, müstehzi, muzip bir gülümseme. Oniki yıl geçmiş. Fotoğrafa bakınca, daha dün ‘ne olacak bu dünyanın hali’ üzerine sohbet etmişiz hissine kapıldım, oniki yıl uçuvermişti sanki. Zamanı geri sardım; Birgül, Moskova’da kaybettiğim ikinci arkadaşımdı&amp;hellip;&#xA;Birgül Şahin&#xA;Moskova’da dört kafadardık, biri Avar üçü Abhaz; Mümtaz (Demiröz), Olcay (Özdemir), Birgül (Şahin) ve ben&amp;hellip; En kıdemlimiz Olcay’dı (Avar olan), diğer üçümüz Abhazya’daki savaşın (1992-93) girdabında debelenirken, o çoktan Moskova’nın yolunu tutmuş ve iş-güç tezgahını kurmuştu.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Siyaset, Ama Nasıl</title>
      <link>/blog/siyaset-ama-nasil/</link>
      <pubDate>Wed, 23 Feb 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/siyaset-ama-nasil/</guid>
      <description>Diyasporadaki toplumsal örgütlülüğümüz son on yılda epey mesafe katetti. Uzun yıllar birbirinden habersiz çalışan derneklerimiz Kafkas Dernekleri Federasyonu (Kaf-Fed) çatısı altında biraraya gelerek hatırı sayılır bir güç oluşturdular. Yanısıra, çeşitli vakıflar, platformlar, inisiyatif grupları, internet portalları, yayınlar vs. derneklerimizin yetişemediği alanlarda az-çok iş ve düşünce üreterek toplumsal ihtiyaca cevap vermeye çalıştılar. Asıl sevindirici olan, on yıl öncesine kadar ‘Çerkes’ tanımını kullanmaya dahi çekinen, kültürel hakların ve taleplerin dillendirilmesini ‘sakıncalı’ addeden genel anlayışın büyük ölçüde kırılmış olmasıdır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>21 Şubat &#39;Anadile Saygı Günü&#39;...</title>
      <link>/slog/dunya-anadili-gunu-2011/</link>
      <pubDate>Mon, 21 Feb 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/slog/dunya-anadili-gunu-2011/</guid>
      <description>Hulabzıya. Yeha hazzeyzaz arı amş, ahatı bızfa patu aktsara yazkup. Şüzzıgıy yüşüdüsnühaloyt. Apstazaracı abızfako yızzıgi yeykarop, yeyhadop. Sıhatı bızfa agara ahşara duğ yızısto abızfaku yızzıgı patu ruktsanı yısıdıskıloyt.&#xA;Belki ilk kez duyduğunuz bir dille seslendim size. Ve dedim ki,&#xA;‘İyi akşamlar. Bizi biraraya getiren ‘anadile saygı günü’ hepimize kutlu olsun. Dünyadaki bütün diller eşittir ve aynı değerdedir. Kendi anadilim kadar saygı duyduğum tüm dilleri selamlıyorum’.&#xA;Bu, Abazaca ya da Abhazca diye adlandırılan benim ana dilimdir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Anadile Saygı Günü</title>
      <link>/blog/anadile-saygi-gunu/</link>
      <pubDate>Wed, 16 Feb 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/anadile-saygi-gunu/</guid>
      <description>21 Şubat, ‘Dünya Anadil Günü’dür; anadile saygı günü&amp;hellip; UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü) 1999 yılında bu günü, kültürel çeşitliliği ve çokdilliliği desteklemek için kabul ve ilan etmiştir. Hiç kuşku yok ki dil, insanoğlunun en büyük keşfidir. Sesin söze, sözün cümleye dizilerek anlatıya dönüşmesi ve nihayet harflere dökülüp yazılı hale gelerek mükemmelleşmesi epeyce uzun bir yolculuktur. Her toplum bu uzun yolculuğu tamamlayıp bir dil yaratmıştır. Her dil ait olduğu toplumun belleğidir, bilgeliğidir, özgürlüğüdür.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Zamanın Ruhu</title>
      <link>/blog/zamanin-ruhu/</link>
      <pubDate>Tue, 08 Feb 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/zamanin-ruhu/</guid>
      <description>Hepiniz gibi ben de, Tunus’ta başlayıp Mısır’ı oradan da Ortadoğu’nun diğer ülkelerini sarsan büyük dalgalanmayı ilgiyle izliyorum. Toplumsal meselelere merakımı kırık dökük tarih-siyaset bilgimle harmanlayarak olanı biteni anlamaya ve anlamlandırmaya çabalıyorum. Sanki zamanın ruhu, uygarlığın beşiğiyken sömürge konumuna düşen ve dikta rejimleri altında geri kalmışlığa mahkum edilen bu coğrafyada birşeyleri değiştirmek istiyor gibi&amp;hellip;&#xA;Henüz yorum yapmak için erken. Sorular çok. En canalıcı olanı ise, bu toplumsal başkaldırının yüzyıllardır taassubun ve diktatörlerin baskısı altındaki bu coğrafyaya özgürlük getirip getirmeyeceğidir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Benzeşen Haller</title>
      <link>/blog/benzesen-haller/</link>
      <pubDate>Sat, 29 Jan 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/benzesen-haller/</guid>
      <description>Ruhi Su’nun ‘halimiz benziyor hallerinize’ türküsünü belki siz de duydunuz. Türkü kısadır, özdür, geleneksel bir ezginin üzerine yazılmış birkaç bilge sözdür. Evet, benzeşen hallerdir bireyleri ve toplumları biraraya getiren. Dünya kuruldu kurulalı bu böyledir; tüm örgütlenmeler, tüm birliktelikler benzeşen haller üzerinden sağlanagelmiştir.&#xA;Benzeşen haller birleştiricidir. Bazen kurulu düzenin nemalananlarıdır benzeşenler, bazen de mağdurları. Feodal beyleri birleştiren de benzeşenler denklemidir, feodalizme meydan okuyanlar da. Spartaküs, kendi gibi köle- gladyatörlerle birlik olup başkaldırmıştır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Gelenek, Din, Demokrasi ve Biz</title>
      <link>/blog/gelenek-din-demokrasi-ve-biz/</link>
      <pubDate>Fri, 21 Jan 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/gelenek-din-demokrasi-ve-biz/</guid>
      <description>Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde giderek artan radikal dinci terör saldırıları kadar, KBC Yönetimi’nin sorunu eski gelenekler üzerinden ve ‘sivil savunma komiteleri’ yoluyla çözme arayışı da sorgulanmaya muhtaç gözüküyor. ‘Dini kimlik’ ile ‘milli kimlik’i karşı karşıya getirecek böylesi bir yöntemin daha büyük iç çatışmalara yolaçma riski bir yana, belki de asıl üzerinde durmamız gereken, bunun ‘demokrasi ve hukuk’ bakımından ne anlam taşıdığıdır. Hatta vizörü daha da genişleterek, bireysel ve toplumsal yaşam algımızda gelenek, din, demokrasi ve hukuk kavramlarının ne ifade ettiğini ve nasıl önceliklendiğini tartışmak gerekir kanısındayım.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Dönüşçünün Türküsü</title>
      <link>/blog/donuscunun-turkusu/</link>
      <pubDate>Wed, 12 Jan 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/donuscunun-turkusu/</guid>
      <description>1864’den 1878’e onbeş yılda birbuçuk milyonduk vatanı terke zorlanan, 1990’dan 2010’a yirmi yılda üçbiniz vatana geri yolalan. Henüz üçbin dönüş öyküsü yazabildik, üç bin dönüş türküsü. Binleri onbinlere, onbinleri yüzbinlere ulaştırabilsek bir destan yazmış olacağız. Şimdilik her dönüşçü kendi öyküsünde, kendi türküsünde. Herbirı kıymetli, herbiri destanımıza bir iplik. Ve elbet, bu ayrı öykülerin bu ayrı türkülerin hepsinde ortak bir söz, ortak bir ses vardır: zordur dönüşçü olmak&amp;hellip;&#xA;Evet, dönüşçü olmak zordur.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Karanlığın Gölgesi</title>
      <link>/blog/karanligin-golgesi/</link>
      <pubDate>Wed, 05 Jan 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/karanligin-golgesi/</guid>
      <description>Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde, en son değerli biliminsanı Arslan Tsipinov&amp;rsquo;un öldürülmesiyle doruğa çıkan kaotik şiddet ortamı, hepimizi kaygılandırıyor. Ülkeyi teslim alan bu vahim sürecin biran önce durmasını, barış ve sükunetin sağlanmasını diliyoruz.&#xA;Önceleri başkent Nalçik’de asker ve polisleri hedef alan ‘münferit’ saldırıların giderek artması, sivil hedeflere yönelmesi ve ülkenin tamamına yayılması, toplumu sindirmeye yönelik planlı-sistemli bir karanlık savaşın tırmandırıldığını gösteriyor. Nitekim, orada yaşayan dostlarımızdan aldığımız bilgilere göre, artan şiddet olayları yüzünden toplumda korku ve umutsuzluk giderek yaygınlaşıyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>2011&#39;de Yapılacaklar</title>
      <link>/blog/2011de-yapilacaklar/</link>
      <pubDate>Mon, 03 Jan 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/2011de-yapilacaklar/</guid>
      <description>İşte yeni bir yıl başladı. Önümüzde, harca harca bitmez 360 küsür gün&amp;hellip; Bu coğrafyada ortalama yaşam süresinin 70 yıl olduğunu düşünürsek ve hiç değilse bunu tutturacağımızı varsayarsak, hayatımızın 70’de 1’ini 2011’de yaşayacağız demektir. Ben bu 1/70’lik yaşam dilimini önemseyip, kendime yapacaklar listesi çıkardım. Belki siz de feyz alır, kendi listenizi yaparsınız. Elbette 3’er aylık dilimlerde revize etme hakkımız saklıdır. İşte 2011’deki öncelikli hedeflerim;&#xA;Epeyce eskimiş olan şapkalar yenilenecek. Sakalın iyice beyazladığı dikkate alınarak, uyumlu kontrast adına bir-iki siyah şapka edinilenecek (big brothere duyrululur), eskiler daha da eski olanlar gibi stepne müzesine kaldırılacak.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Marifetler</title>
      <link>/blog/marifetler/</link>
      <pubDate>Tue, 28 Dec 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/marifetler/</guid>
      <description>Bu yazıya başlık olmayı hakeden sözcüğü, en sevdiğim yazarlardan Ursula K. Le Guin’in okumakta olduğum aynı adlı kitabından ödünç aldım. Le Guin’in öyküleri, felsefi ve edebi lezzetlerle seyreltilmiş düşsel nehirlerdir. Usulca sizi kucaklar, uzaklara taşır; farklı dünyalara, farklı coğrafyalara, farklı toplumlara ve insanlara ulaştırır. Öykü bittiğinde, aslında kendi küçük dünyanızda bir yolculuk yaptığınızı anlarsınız. Kendinizi keşfedersiniz. Eğer J.R.R.Tolkien’i sevmişseniz, Le Guin’e taparsınız&amp;hellip;&#xA;Le Guin ‘Marifetler’de (roman), dağda yaşayan ve her biri farklı marifete sahip özgür klanların oluşturduğu federatif bir toplumu anlatır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Tematik Potpuri</title>
      <link>/blog/tematik-potpuri/</link>
      <pubDate>Mon, 20 Dec 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/tematik-potpuri/</guid>
      <description>‘Ortak akıl’ peşinde koşmaktan kendi aklımı yitirip CC’deki okurlarımı biraz ihmal ettim, özür diliyorum. Son bir-iki hafta benim için epey yoğun- yorucu geçti. Henüz toplarlanamadığım için, işin kolayına kaçıp bir ‘potpuri’ yapacağım. Tematik bir potpuri&amp;hellip; Bunu, ‘benzeşik karışım’ ya da ‘benzerlerin karışımı’ diye (öz)Türkçeleştirebiliriz. Daha da anlaşılır kılmak için, kadim dil Abhazca karşılığını da yazayım: Yeypşu yeylapso&amp;hellip; Tam da bizi tanımlayan ve aşağıdaki yazıya anlam katan bir sözcük.&#xA;Ortak aklın ‘siyasi’ hali&amp;hellip; Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun (Kaf-Fed) öncülüğünde düzenlenen ortak akıl toplantısı, 10-12 Aralık tarihlerinde Bolu Koru Otel’de yapıldı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Akıl ve Umut</title>
      <link>/blog/akil-ve-umut/</link>
      <pubDate>Tue, 14 Dec 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/akil-ve-umut/</guid>
      <description>Ve nihayet gerçekliğin eli aklımıza ve yüreğimize dokundu. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden, Kafkasya’dan ve Avrupa’dan elli aydınımızın ve kanaat önderimizin katılımıyla gerçekleşen ‘Ortak Akıl Toplantısı’, toplumumuzu geleceğe taşıyacak çok önemli fikri açılımlar ve dönüşümler ortaya koydu. Kaf-Fed öncülüğünde gerçekleşen bu fevkalade önemli ve başarılı toplantının detaylı içeriği, kısa sürede yayınlanacak ‘sonuç bildirgesi’yle kamuoyuna duyurulacaktır. Bize düşen, Kaf-Fed yönetimine teşekkür etmek ve başta değerli akademisyenlerimiz Ayhan Kaya, Mitat Çelikpala, Sevda Alankuş, Erol Taymaz ve Şamil Erdoğan olmak üzere düşünce zenginliği yaratan tüm katılımcıları kutlamaktır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Soçi Olimpiyatları Öncesi Amerikan-Gürcü Oyunları</title>
      <link>/blog/amerikan-gurcu-oyunlari-/</link>
      <pubDate>Fri, 03 Dec 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/amerikan-gurcu-oyunlari-/</guid>
      <description>Son sözü başta söyleyelim: Washington-Tiflis ittifakının yeni oyunlarına gelmeyelim !..&#xA;Son günlerde Tiflis, Amerikalı danışmanların (kimimiz onları sivil toplumcu sanıyor) akılhocalığında yeni bir siyasi oyun peşinde; 1864 Sürgünü’nü kullanarak Adigeleri ve diğer Kuzey Kafkas halklarını yanına çekmek ve Abhazları yalnızlaştırmak&amp;hellip; Bu çerçevede bir süredir el altından yürütülen çalışmalar artık aleniyet kazandı.&#xA;Washington-Tiflis ekseni, herkesin kolayca anlayabileceği üzere iki adımlı bir plan uyguluyor: (1) 2014’de yapılacak Soçi Kış Olimpiyatları öncesinde, Soçi’nin Kafkas halklarının 1864’deki yenilgisi ve büyük sürgünüyle özdeşikliğinden faydalanıp Kafkasya’da ‘Rus düşmanlığı’nı kışkırtmak.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Şimdi Siyaset Zamanı</title>
      <link>/blog/simdi-siyaset-zamani/</link>
      <pubDate>Tue, 30 Nov 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/simdi-siyaset-zamani/</guid>
      <description>Siyasetin, fırsatları ve riskleri yönetme sanatı olduğu söylenir. Fırsatlar mevzi kazanmak, riskler ise mevzi korumak için yönetilir. Her iki durumun da ustası olmak gerekiyor. Sadece fırsatlara odaklanıp riskleri görmezden gelmek kadar, risklere saplanıp fırsatları ihmal etmek de başarısızlığa çıkıyor. Başka değişle, fırsat varken (tutuk kalıp) avallayan da, risk varken (acul olup) çuvallayan da kaybediyor&amp;hellip;&#xA;Geçmiş kuşaklarımız siyasetin fırsatları ve riskleri yönetme sanatı olduğunu iyi bilselerdi ve risk-fırsat gelgitinde yol almada daha usta olsalardı, hiç kuşkusuz tarihimiz bir başka yazılırdı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Paraziter Güdümlü Milliyetçilik</title>
      <link>/blog/paraziter-gudumlu-milliyetcilik/</link>
      <pubDate>Tue, 23 Nov 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/paraziter-gudumlu-milliyetcilik/</guid>
      <description>Son dönemlerde Çerkes tanımı üzerinden tuhaf bir Adige milliyetçiliği türedi, tıpkı daha önce sahne alan tuhaf Abhaz milliyetçiliği gibi. Tuhaf diyorum çünkü, sözcük oyunlarının sığlığında fırtına yaratmaktan ibaret bir milliyetçilik. Hırçın ve saldırgan. Bu kelime milliyetçiliğinin bayraktarlığını yapanların çoğu, gerilim filmlerinin kötü karakterleri gibi hep gölgede duruyorlar. Gölgeden tehdit ediyorlar, ateş açıyorlar ve bıçak sallıyorlar. İhtiraslı ve iştahlılar. Ya yıkıcı bir travmanın kurbanı psikopat seri katili oynuyorlar, ya da herşeyi kazanmak isteyen şişko patrona çalışan kiralık katili&amp;hellip;</description>
    </item>
    <item>
      <title>Kazım Taymaz&#39;a Saygı</title>
      <link>/blog/kazim-taymaza-saygi/</link>
      <pubDate>Sun, 07 Nov 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/kazim-taymaza-saygi/</guid>
      <description>Hayat böyledir, çare yok; herkes sırası geldiğinde sonsuzluğa akıp gider. Sonsuzluk çağrısı kimine gencecikken ulaşır (isyan ederiz), kimine uzun bir yaşam bahşeder (minnet ederiz). Belki aslolan, hayatı yaşarken kaç yürek ısıttığımızdır ve kaç bakış sevindirdiğimiz&amp;hellip;&#xA;Kazım Taymaz, hem uzun bir hayat sürdü hem çok yüreğe dokunup çok kişiyi sevirdirdi. Hem de çok çok. Bize, ona imrenmek ve saygı duymak düşer.&#xA;Adını ve onyıllardır yoksunluğa meydan okuyuşunu, köy köy dolaşıp binlerce yoksul çocuğun okumasını ve hayata tutunmasını sağlayan insanüstü çabalarını hep duymuşumdur.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Aydın Profilimiz Üzerine</title>
      <link>/blog/aydin-profilimiz-uzerine/</link>
      <pubDate>Sat, 06 Nov 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/aydin-profilimiz-uzerine/</guid>
      <description>Genel kabul görmüş pozitif tanımlamaya göre, toplumların yönlendirici gücü aydınlarıdır. Aydınlar toplumların aklı, vicdanı ve yaratıcı dinamiğidir; gelişime, değişime öncülük eden ‘mızrak ucu’dur&amp;hellip; Yine de, toplum-aydın ilişkisi ve etkileşimi hep tartışma konusu olmuş, aydınların toplumsal konumu yetkinlik, sorumluluk, uyumluluk vs. kıstaslar ışığında daima sorgulanmıştır.&#xA;Bizim gibi diyasporik topluluklarda aydının tanımı, konumu ve rolü daha karmaşıktır. Temel soru, dahil olunan (büyük-hakim) ana toplumun sosyal, kültürel ve siyasal-ideolojik hegamonyası altındayken (küçük-özgün) diyasporik toplumun aydını olunup olunamayacağıdır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Yüzleşme</title>
      <link>/blog/yuzlesme/</link>
      <pubDate>Tue, 02 Nov 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/yuzlesme/</guid>
      <description>Türkiye çok karmaşık ve sancılı bir değişim-dönüşüm süreçinden geçiyor. Hepimiz olup biteni anlamaya ve anlamlandırmaya çabalıyoruz. Kimimize göre otoriter devlet yapısından demokratik devlet yapısına geçiliyor (huraa), kimimize göre ise milliyetçi oteriterliğin yerini muhafazakar otoriterlik alıyor (yuhaa)&amp;hellip; Bir diğer önemli tartışma noktası da, sözkonusu değişim- dönüşümün iç dinamiklerle mi yoksa dış yönlendirilmelerle mi gerçekleştiği. Yani, kendi kendimizi mi dizayn ediyoruz yoksa dışardan mı dizayn ediliyoruz&amp;hellip;&#xA;Kim neyi nasıl yorumlarsa yorumlasın, sonuçta tabuların yıkıldığı ve kutsalların sıradanlaştığı bir dönem yaşanıyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Geleceği Uzun Olanlar Devri</title>
      <link>/blog/gelecegi-uzun-olanlar-devri/</link>
      <pubDate>Mon, 25 Oct 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/gelecegi-uzun-olanlar-devri/</guid>
      <description>Hayatın akışı hızlandıkça ve rekabet keskinleştikçe gençlerin özel ve toplumsal yaşam alanındaki rolleri artıyor; karar ve yönetim erki yaşlılardan gençlere geçiyor. Toplumlar, geçmişin anılarını değil geleceğin hayallerini seslendirenlere prim veriyor. Bu, deneyimden çok atılıma, statükodan çok değişime öncelik veren yeni anlayıştır. Çağımızın en önemli değişimlerinden biridir. 2000’li yıllar, geçmişi uzun olanların değil geleceği uzun olanların devri&amp;hellip;&#xA;Değişim, tam da dünyanın en gelenekçi toplumu sayılan İngilizler’de başlamıştı. Muhalefetteki İşçi Partisi 1994’deki kongresinde 39 yaşındaki Tony Blair’i lider seçmişti.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Geleceği Aramak</title>
      <link>/blog/gelecegi-aramak/</link>
      <pubDate>Mon, 18 Oct 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/gelecegi-aramak/</guid>
      <description>İnsanoğlunun binlerce yıllık bilgeliği, hayata nasıl bakmamız gerektiğini şöyle formüle eder: Dünü hatırla, bugünü anla ve yarını düşün… Bu, geçmiş- şimdi-gelecek arasındaki içiçeliği ve devamlılığı öne koyan diyalektik bir tanım ve pragmatik bir önerme. Hem bireyler için hem toplumlar için geçerli bir rehber…&#xA;Geçmiş-şimdi-gelecek ilişkisi sarkaç gibidir. Ağırlık merkezinde ‘şimdi’, iki ucunda ise ‘geçmiş’ ve ‘gelecek’ vardır. Bu canalıcı bir dengedir. Hayatın akışı hızlandıkça, bireyler ya da toplumlar arası rekabet arttıkça denge ‘gelecek’ lehine değişir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Yalnızlığın Şarkısı</title>
      <link>/blog/yalnizligin-sarkisi/</link>
      <pubDate>Sun, 10 Oct 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/yalnizligin-sarkisi/</guid>
      <description>Yalnızlığın şarkısı hükmeder bize. Kafkasya’nın birliği, Kafkas halklarının birlikteliği diye yola çıkıp yirmi yılda iflas etmemiz ve gele gele Adige- Abaza-(ve Ubıh) birliğini bile çok görecek hale gelmemiz bundandır. Yüzyıl önce de böyle olmuştu, ve ondan önceki yüzyıllarda da. Yalnızlığın şarkısı teslim almıştır bizi&amp;hellip;&#xA;Yalnızlığın şarkısını rüzgar fısıldar kulağımıza. Efsunlu bir ses, kutsal bir söz gibi kuşatır bizi. Aklımıza, yüreğimize ve illaki egomuza hükmeder. Özgürlüğü bibaşınalık, özgünlüğü aykırılık sanacak kadar yalnızlaşmayı yüceltir benliğimizde.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Kazanmayı Öğrenmek</title>
      <link>/blog/kazanmayi-ogrenmek/</link>
      <pubDate>Thu, 30 Sep 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/kazanmayi-ogrenmek/</guid>
      <description>30 Eylül, Abhazya’nın ve tüm Kuzey Kafkasya’nın zafer günü. Abhazya halkı, kardeş Kafkas halklarının desteğiyle Gürcistan’a karşı verdiği özgürlük savaşını 30 Eylül 1993’de kazandı. 18 yıl önceki zaferla Abhazya, bağımsız bir ülke olarak tarih sahnesinde yerini aldı. Kafkas halkları tarih boyunca nice savaşlar gördü, nice acılar çekti. Her savaşta destanlar yazıldı, büyük kahramanlıklar gösterildi. Yüzyıllardır ilk kez -evet ilk kez- kazanan taraf olduk. Yüzyıllardır ilk kez -evet ilk kez- kazandıran liderlere, kazandıran kahramanlara sahip olduk.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Zaferin 16. Yılında Abhazya: Geleceği Birlikte Kurmak</title>
      <link>/blog/zaferin-16-yilinda-abhazya-gelecegi-birlikte-kurmak/</link>
      <pubDate>Mon, 27 Sep 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/zaferin-16-yilinda-abhazya-gelecegi-birlikte-kurmak/</guid>
      <description>Abhazya halkı, Gürcistan kuvvetlerinin 14 Ağustos 1992’deki işgal amaçlı saldırısına karşı karşı verdiği özgürlük savaşını 30 Eylül 1993’de kazandı. 16 yıl önce kazanılan zaferla Abhazya, bugün Rusya, Nikaragua ve Venezuella’nın tanıdığı bağımsız bir ülke olarak tarih sahnesinde yerini aldı.&#xA;Abhazya halkının Kardeş Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerinden, diyasporadan ve dünyanın pekçok ülkesinden gelen gönüllülerin desteği ile kazandığı bu zafer dünyada özgürlük, barış ve adalete inanan, bu uğurda mücadele eden tüm insanlara umut, güç ve cesaret verdi…</description>
    </item>
    <item>
      <title>Herkesin 12 Eylül&#39;ü Kendine (3)</title>
      <link>/blog/herkesin-12-eylulu-kendine-iii/</link>
      <pubDate>Fri, 24 Sep 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/herkesin-12-eylulu-kendine-iii/</guid>
      <description>Biliyorum, bu başlık altındaki yazı epey uzadı. Yine de, kimi okuyucuların merakına binaen son bölümü yazmakla yükümlüyüm. Sıkılanlar pas geçsin, alınmam&amp;hellip;&#xA;Bir önceki bölümde Hasdal maceralarını anlatmış, Harbiye’deki Askeri Müze’nin zeminine doğru yola çıktığımı belirtmiştim. Akşamüzeri nizamiye kapısını geçip avluya girdik. Darbenin yapıldığı tarihten beri hemen hemen dokuz ay geşmiş olmasına rağmen getirilenlerin-götürülenlerin yoğun trafiği şaşırtıcıydı. Nakil assubayı kapıya gitti, dönüşü 45 dakikadan fazla sürdü, “buranın müşterisi çok, zar-zor kabul ettiler” dedi.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Kürtlere Borç Ödemek</title>
      <link>/blog/kurtlere-borc-odemek/</link>
      <pubDate>Fri, 17 Sep 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/kurtlere-borc-odemek/</guid>
      <description>Anayasa değişikliği referandumundan iki gün önce, 10 Eylül tarihli yazımda vicdani ret hakkımı kullanacağımı belirtmiştim. Bundan kastım ‘evet’, ‘hayır’ ve ‘boykot’ üçgeni dışında kalmaktı. Yani, sandığa gidecek, ‘geçersiz’ oy kullanacak ve nev-i şahsıma münhasır bir tavır koyacaktım. İtiraf edeyim ki, öyle yapmadım. Biraz referans aldığım aydınların ve dahil olduğum ‘78 kuşağı solcularının etkisiyle, biraz da içten içe Kürtlere borç ödeme düşüncesiyle ‘boykot’ safında yer aldım.&#xA;Referandum sonuçları, nicedir bilinen dinci-muhafazakar sağın milliyetçi- muhafazakar sağdan daha geniş tabana sahip olduğu gerçeğinin tescilidir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Mümtaz Demiröz için</title>
      <link>/blog/mumtaz-demiroz-icin/</link>
      <pubDate>Sun, 12 Sep 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/mumtaz-demiroz-icin/</guid>
      <description>Hayat, herbirimizin bir süreliğine rol aldığı bir sahne. Ya da herbirimizin bir süreliğine boy gösterdiği bir ayna. Sıramıza göre sahneye çıkar oyunumuzu oynar ve sonsuzluğa akıp gideriz. Kimimiz uzun süre kalır sahnede, kimimiz kısa süre. Aslolan sahnede ne kadar kaldığımız değildir, sahnedeki duruşumuz ve hayat oyununa ne kadar katkı yaptığımızdır. Bizi değerli kılan ve geride bıraktıklarımıza bizden birşeyler bırakan bu duruşumuzdur ve yaptığımız katkıdır. Sevgili dostum Mümtaz Demiröz’ün sahnedeki duruşunu ve hayata katkısını hep alkışlamışımdır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Referanduma Vicdani Red</title>
      <link>/blog/referanduma-vicdani-red/</link>
      <pubDate>Fri, 10 Sep 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/referanduma-vicdani-red/</guid>
      <description>Anayasa değişikliği referandumu öğle bir ayrışma yarattı ki, kırk yıllık yol arkadaşlıkları ve dostluklar ‘evet’ ya da ‘hayır’ın baskısı altında paspas oluverdi. Saflaşma toplumun tüm kesimlerini olduğu gibi yakın çevremi de etkisi altına aldı. Kimi arkadaşlarım ‘evet’in, kimileri de ‘hayır’ın girdabında. Ne yapmalı?&amp;hellip;&#xA;Aklım erdiğince referanduma konu maddeleri anlamaya, bu maddelerin bugünkü toplumsal ihtiyaçlarla ne kadar örtüştüğünü kavramaya çabaladım. Kalın kafamın ermediği noktalarda her iki tarafın savunucularınca yapılan yorumlardan sonuç çıkarmaya çalıştım.</description>
    </item>
    <item>
      <title>1 Eylül Dünya Barış Günü&#39;nde Bir Kimlikten Diğerine Barış Çağrısı</title>
      <link>/blog/bir-kimlikten-digerine-baris-cagrisi/</link>
      <pubDate>Wed, 01 Sep 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/bir-kimlikten-digerine-baris-cagrisi/</guid>
      <description>Ey sen, öteki kimlik!.. Aynı bedeni, aynı aklı-yüreği ve aynı ruhu paylaştığım rakibim!.. Yıllardır birbirimizle savaştık, çatıştık, didiştik. Bazen şartlar senden yana oldu üstünlük kurdun, bazen şans bana güldü seni köşeye sıkıştırdım. Ama ikimiz de zafer kazanamadık. Bence bu savaşın sonu yok ve kazananı olmayacak. Çatışma ikimizi de yiyip bitiriyor. Tek çare birbirimizi kabullenip birlikte yaşamak. 2010’un 1 Eylül’ünde yani tam da dünya barış gününde sana barış elimi uzatıyorum ve ateşkes çağrısı yapıyorum.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Herkesin 12 Eylül&#39;ü Kendine (2)</title>
      <link>/blog/herkesin-12-eylulu-kendine-ii/</link>
      <pubDate>Tue, 24 Aug 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/herkesin-12-eylulu-kendine-ii/</guid>
      <description>Bir önceki yazımı, 12 Eylül askeri darbesinin ardından başlayan kaç-kovala serüveni sonunda 2 Şubat (1981) akşamı derdest edildiğimi belirtmiş, Hasdal- Harbiye-Gayrettepe-Selimiye hattında sürecek 4,5 aylık bir mahpusluğa yol aldığımı söylemiştim.&#xA;Şişli emniyet binasındaki toplama merkezinde dahil edildiğim kalabalığın içinden üç kişiyi yakından tanıyordum; Hüseyin Baş, gazeteci-yazar, Barış Derneği’nden; Mehmet Akan, tiyatrocu, Dostlar Tiyatrosu kurucusu ve koreografı, Tiyatro Sanatçıları Derneği’nden; Metin Deniz, ressam-sahne tasarımcısı, Plastik Sanatçıları Derneği’nden. Üçü de TİP çizgisinden. Merhabalaştık.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Yaz Halleri, Havuz Testleri vs.</title>
      <link>/blog/yaz-halleri-havuz-testi/</link>
      <pubDate>Mon, 16 Aug 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/yaz-halleri-havuz-testi/</guid>
      <description>Bu yılın yazı fazla geldi. Sıcağın nemle katmerlenen yıldırıcı şiddeti, ayarı kaçmış bir saunada mahsur kalmışlık duygusu veriyor. Bedenimi pörsüten, aklımı eriten, bakışımı bulanıklayan bu uğursuz havaya tamamen teslim olacakken şansım döndü, yakınlardaki bir sitenin havuzuna meccane giriş kartı edindim; arada bir, serinlemenin keyfini dalıp sıcağa nanik yapıyorum. Hala cozutmamışsam eğer bu havuzun yüzü suyu hürmetinedir. Bu yüzden, 12 Eylül çetrefiline virgül koyup, bu siteye ve havuzuna borcumu ödemek istiyorum.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Herkesin 12 Eylül&#39;ü Kendine (1)</title>
      <link>/blog/herkesin-12-eylulu-kendine-i/</link>
      <pubDate>Sun, 01 Aug 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/herkesin-12-eylulu-kendine-i/</guid>
      <description>Toplumsal hafızamız kıttır ya, otuz yıl önce üzerimizden silindir gibi geçen 12 Eylül’ü bile hükümet zoruyla hatırlıyoruz. Gündemdeki referandum, hiç değilse bu işe yaradı. Yaşı, aklı ve alakası erenler otuz yıl sonra, otuz yıl öncesinin bu kara tarihini tozlu raflardan indirip yeniden okumaya ve bilinç aynalarından gördükleri kadarıyla 12 Eylül’ü yeniden tanımlamaya başladı. Ne ala!..&#xA;Aradan otuz yıl geçmesine rağmen 12 Eylül’ü anlamada hala iki temel farklı bakış sözkonusudur. İlki, askeri müdahaleyi memleketin içine sürüklendiği kaos, kargaşa ve çatışma ortamının sonucu olduğunu söyler, kabullenir ve destekler.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye&#39;de Yaşamanın Narkodinamiği Üzerine &#39;Dada&#39; Necdet Hatam&#39;a Açık Mektup</title>
      <link>/blog/turkiyede-yasamanin-narkodinamigi-uzerine-dada-necdet-hatama-acik-mektup/</link>
      <pubDate>Fri, 30 Jul 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/turkiyede-yasamanin-narkodinamigi-uzerine-dada-necdet-hatama-acik-mektup/</guid>
      <description>Sevgili dostum, muhterem büyüğüm Necdet Hatam. Nicedir Maykop’tan esip gürlersin, diyasporada demirlemiş halimize. Sorgularsın, azarlarsın dönüş yolunu tutmayan bizleri. Yurtseverliğimizi imtihan edersin yüksek perdeden. Kızarsın bize, öfkelenirsin. Ne etsek ne eylesek kurtulamayız dilinden. Israrla ve giderek sertleşen bir üslupla Türkiye’deki düzenimizi ve dengemizi sarsmak için uğraşırsın. Bilirim uzun yıllar uzaksın Türkiye’den ve bu yüzden bu güzide ülkenin kronik kaotik yapısının hepimizin üzerinde nasıl da ağır bir narkotik etki yarattığını unutmuş gibisin.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Amerikan Şeyi Deyer Bize*</title>
      <link>/blog/bir-amerikan-seyi-deyer-bize/</link>
      <pubDate>Mon, 19 Jul 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/bir-amerikan-seyi-deyer-bize/</guid>
      <description>Dünyanın neresinda olursak olalım mutlaka bir Amerikan şeyi deyer dokunur bize. Bu şey bazen küçüktür gündelik yaşamımıza deyer; bir paket cıgara ya da bir şişe cola olur keyfimize deyer, bir blue jean olur mabadımıza deyer&amp;hellip;. Bazen büyük olur hayatımıza değer; bilimdir, teknolojidir, insanlık namına ilerlemedir. Bazen demokrasidir ve özgürlük. Geçmişimize deyer ve geleceğimize. Bilincimize değer bilincimize. Efendimizmişcesine hayatımıza deyer. İstesek de istemesek de, beyensek de beyenmesek de deyer bize. Bazen tenimize deyer geçer, bazen içimize değer; gözümüzden kulağımıza, dilimizden damağımıza, gırtlağımızdan midemize, kalbimizden aklımıza.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Umudumuz &#39;Yeni Nesil&#39; Abhazlar</title>
      <link>/blog/umudumuz-yeni-nesil-abhazlar/</link>
      <pubDate>Fri, 09 Jul 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/umudumuz-yeni-nesil-abhazlar/</guid>
      <description>Geçen haftaki yazımızda (Gunda Demiröz’ün açık mektubundan hareketle) Abhazya’daki -ve diğer Kafkasya cumhuriyetlerindeki- kara düzene değinmiştik. Abhazya’daki gazetelerde de yayınlanan mektup kısa sürede olumlu etki yarattı; Abhazya Parlamentosu Gunda’nın sesine kulak verdi ve inceleme başlattı. Parlamento incelemesinin yolsuzlukları engelleyici sonuçlar vermesini diliyoruz.&#xA;Dünyanın her yerinde olduğu gibi Abhazya’da da ‘iyi’ ile ‘kötü’, ‘doğru’ ile ‘yanlış’ arasında mücadele devam ediyor. Sözkonusu yazımızda, 1992-93 savaşının talan ve ganimet kültürünü pekiştirdiğini, neredeyse meşrulaştırdığını belirtmiştik.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Mızrak Çuvala Sığmayınca</title>
      <link>/blog/mizrak-cuvala-sigmayinca/</link>
      <pubDate>Thu, 24 Jun 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/mizrak-cuvala-sigmayinca/</guid>
      <description>Gunda Demiröz’ün Abhazya Cumhuriyeti Geriye Dönüş Devlet Komitesi Başkanı Anzor Mukba’ya açık mektubu, Abhazya’da artık mızrağın çuvala sığmadığını ortaya koyuyor. Gunda, çeşitli internet mecralarında yayınlanan mektubunda, (rahmetli) babası Mümtaz Demiröz’ün Sohum’da parasını ödeyerek satın aldığı evin bizzat Anzor Mukba tarafından (kardeşi için) gaspedildiğini yazıyor. İç acıtan bir mektup, can sıkan bir gerçek&amp;hellip;&#xA;Kimse başkasının malını-mülkünü gaspetme hakkına sahip değildir. Hele hele, görevi diyasporadan Abhazya’ya geri dönüşü sağlamak ve dönüşçülerin haklarını korumak olan bir kurumun başındaki kişinin, yetki gücünü de kullanarak bunu yapması kabul edilemez, affedilemez.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Hakları Gaspedilmiş Halklar Örgütü</title>
      <link>/blog/haklari-gaspedilmis-halklar-orgutu/</link>
      <pubDate>Tue, 15 Jun 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/haklari-gaspedilmis-halklar-orgutu/</guid>
      <description>27-30 Mayıs (2010) tarihlerinde Roma’da UNPO’nun genel kurulu vardı, bizi yakinen ilgilendiren bir toplantı. Nedir UNPO?.. İngilizcesiyle The Unrepresented Nations and Peoples Organization, Türkçesiyle Temsil Edilmeyen Milletler ve Halklar Örgütü. Yani, siyasi ve hukuki varlıkları tanınmamış, uluslararası sistemde temsil hakkı bulamamış halkların ve milletlerin sözcülüğünü yapmayı, haklarını savunmayı amaçlayan bir örgüt. Kısaca, hakları gaspedilmiş halklar örgütü&amp;hellip;&#xA;Bugün yeryüzünde yaklaşık yedi bin ayrı halk yaşıyor (tam olarak 6.909). Dilleri, kültürleri farklı yedi bin ayrı etnik kimlik&amp;hellip; Kiminin nüfusu yüzler kadar az kiminin ise yüzmilyonlar kadar çok.</description>
    </item>
    <item>
      <title>&#34;En Yeni Dünya Düzeni&#34;</title>
      <link>/blog/en-yeni-dunya-duzeni/</link>
      <pubDate>Thu, 10 Jun 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/en-yeni-dunya-duzeni/</guid>
      <description>İster beğenin-destekleyin ister kızın-kaygılanın, son dönemde Türkiye’nin dış politikası (diplomasisi) kabına sığmaz oldu. Komşularla sıfır ihtilaf sloganıyla atılan adımlar, karşılıklı vize kaldırmalar, Kuzey Irak Kürt Özerk Yönetimi ile ilişkiler, Rusya ile nükleer santral dahil dev enerji anlaşmaları, Brezilya’yı yanına alarak İran’ı ABD’nin gazabından kurtarma hamleleri vs. derken iş Gazze yüzünden İsrail’le boy ölçüşmeye kadar geldi. Bütün bunları AKP Hükümeti’nin vizyonu ve başarısı olarak alkışlayabiliriz ya da Başbakan Erdoğan’ın İslam soslu ideolojik hırsına ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Ortadoğu’nun Kissinger’i olma hevesine bağlayıp hafife alabiliriz.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Unutmadık, Kimliğimize Tutunduk</title>
      <link>/blog/unutmadik-kimligimize-tutunduk/</link>
      <pubDate>Fri, 28 May 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/unutmadik-kimligimize-tutunduk/</guid>
      <description>Bu yılki 21 Mayıs, öncesinde estirilen fırtınalara rağmen sürprizi olmayan etkinliklerle anıldı. Gürcistan’ın ‘Çerkes soykırımını tanıyacağı’ hayalini kuranlar, boş bir Amerikan rüyası peşinde olduklarını gördüler. Rusya düşmanlığına odaklı ‘milli şahlanış’ (!) bir başka bahara kaldı. Aylardır klavye başında hamaset gazlayanların pekçoğu gün geldiğinde ortalıkta gözükmedi. Yine ‘muvazzaf’ Çerkesler saf tuttu. Bir de, onların sesini duyabilen yeni nesil&amp;hellip;&#xA;21 Mayıs Cuma akşamı Beşiktaş’taki anmaya, 82 yaşındaki vefakar valide önde ailecek katıldık. Valide ortama uyup Abhazya bayrağını sallarken temkinle şakayı harmanlıyor, “şimdi de geriye sürmesinler bizi” diyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>21 Mayıs: Hayat Hatırlamaktır</title>
      <link>/blog/hayat-hatirlamaktir/</link>
      <pubDate>Tue, 18 May 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/hayat-hatirlamaktir/</guid>
      <description>21 Mayıs toplumsal unutkanlığa meydan okuma günüdür. İşaret fişeğidir. 21 Mayıs’a tutunarak geçmişimizi hatırlayabiliriz. Donan hafızamızı çözebiliriz. Kimliğimizi ve varlığımızı onurlandırabiliriz. Ve aynaya baktığımızda boş bir hüzün değil kendi yüzümüzü görürüz.&#xA;. . .&#xA;Alzheimer halk dilinde ‘unutma hastalığı’ olarak bilinir. Birçok semptomu olsa da en belirgini ve canalıcı olanı hafıza kaybıdır. Sinsi bir düşman gibi yavaşça sokulur, hafızayı kemirir, aklı yok eder. Evvel zamana dair herşey erişilmez olur. Geçen yıl, geçen ay, geçen hafta yok olur.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Milliyetçilik ve Yurtseverlik</title>
      <link>/blog/milliyetcilik-ve-yurtseverlik/</link>
      <pubDate>Thu, 13 May 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/milliyetcilik-ve-yurtseverlik/</guid>
      <description>Rusya Devlet Başkanı Medvedev’in Türkiye ziyareti, iç politikadaki Baykal sansasyonu nedeniyle biraz gölgede kaldı. İki ülke arasında birçok alanı kapsayan anlaşmalar yapıldı, stratejik işbirliğinin geliştirilmesi yönünde önemli adımlar atıldı. Sadece vizenin (kısmen de olsa) kalkması için atılan imzalar bile büyük anlamlar taşıyor. Bu ziyaretin detaylarını ve Rusya- Türkiye ilişkilerini nasıl şekillendireceğini önümüzdeki günlerde daha iyi anlayacağız ve yorumlayacağız.&#xA;Hiç kuşku yok ki, Türkiye-Rusya ilişkileri Kafkas halklarının geleceği bakımından kilit önem taşıyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Vladislav Ardzinba Anma Toplantısı</title>
      <link>/slog/vladislav-ardzinba-2010/</link>
      <pubDate>Thu, 13 May 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/slog/vladislav-ardzinba-2010/</guid>
      <description>Vladislav Ardzınba, en kritik, en zorlu süreçlerde insiyatif aldı, halkının kaderine hükmetti ve büyük bir lider oldu; Abhazya’yı bağımsızlığa taşıdı.&#xA;4 Mart sabahı 64 yaşında kaybettiğimiz Vladislav Ardzınba, 14 Mayıs 1945 yılında Abhazya’nın başkenti Sohum’a bağlı Eşera köyünde hayata “merhaba” dedi. 1966’da Sohum Devlet Enstitüsü’nü bitirdi ve Moskova’da Sovyetler Birliği Bilim Akademisi Doğu Bilimleri Enstitüsü’nde Orta Asya tarihi ve kültürü üzerine lisans yaptı. 1985’de bu dalda doktorasını aldı.&#xA;40’dan fazla bilimsel çalışmaya imza atmış bir akademisyendi.</description>
    </item>
    <item>
      <title>1 Mayıs, Sanayi Devrimi ve Biz</title>
      <link>/blog/1-mayis-sanayi-devrimi-ve-biz/</link>
      <pubDate>Wed, 28 Apr 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/1-mayis-sanayi-devrimi-ve-biz/</guid>
      <description>1 Mayıs&amp;hellip; Yılbaşını saymazsak, dünyanın tüm ülkelerinde ve tüm halklarında ortak kutlamayı hakeden tek gün. İşçi sınıfının dayanışma günü. Emeğe saygı günü. Barış ve demokrasi için mücadele günü. Hepimize kutlu olsun.&#xA;Bu yılki 1 Mayıs’ın Türkiye için ayrı bir önemi, anlamı var. 33 yıl aradan sonra işci ve emekçiler yeniden Taksim’e ayak basacak. 1977’de 34 kişinin hayatına malolan kanlı 1 Mayıs, adım adım 12 Eylül askeri faşizmine gidişin işaretiydi. Nice canlar yakıldı, nice karanlık cinayetler işlendi.</description>
    </item>
    <item>
      <title>&#34;Yüz Çiçek Açsın, Bin Fikir Yarışsın&#34;</title>
      <link>/blog/yuz-cicek-acsin-bin-fikir-yarissin/</link>
      <pubDate>Sat, 24 Apr 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/yuz-cicek-acsin-bin-fikir-yarissin/</guid>
      <description>Genel kanı, internet’in yeni bir aydınlanma çağı başlattığıdır. Buna dijital devrim diyenler de var. En sevdiğim tanım ise muhafazakar toplum bilimcilerin kullandığı ‘anarşinin altın çağı’dır. Zira dijital devrimin geniş kitlelere sağladığı ‘bilgiye ulaşma’ imkanı klasik düzeni sarsıyor, hiyerarşik yapıları altüst ediyor. Artık statüko sökmüyor, emir-komuta işlemiyor. Toplumlar devlet elitine ve yönetenlere internet sayesinde meydan okuyabiliyor; toplum-devlet ilişkisi yeniden tanımlanıyor. Şeffaflık ve hesap sorulabilirlik kurumsallaşıyor. Bu demokrasidir, özgürlüktür, özgürleşmedir.&#xA;İnternet bize sadece bilgiye kolay ulaşma olanağı vermiyor, düşüncelerimizi, itirazlarımızı beklentilerimizi&amp;hellip;velhasıl kişisel manifestolarımızı deklare etme, yayma imkanı da sağlıyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>500 Cesur Yürek Aranıyor</title>
      <link>/blog/500-cesur-yurek-araniyor/</link>
      <pubDate>Tue, 13 Apr 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/500-cesur-yurek-araniyor/</guid>
      <description>Geleceği kazanmak için 500 cesur insan arıyoruz. Abhaz-Abazin, Adige, Wubıh, 500 ‘Çılgın Çerkes’… 20 Mayıs 2011 sabahı “Dönüş” adlı gemiyle yola çıkarak 21 Mayıs sabahı güneşi Sohum’da selamlayacak 500 iyi insan arıyoruz. Sürgün ağıtımızı denize bırakıp dönüş şarkımızı söyleyecek 500 güzel insan… 500 insan arıyoruz, anavatana dönüşümüze öncülük edecek. Vakit geldi, yolumuz açık. Şans bizden yana, cesaret bizden ola.&#xA;&amp;hellip;&#xA;Daha yüzelli yıl evvel, imparatorluklar çağının güç savaşlarına kurban olan bir halkız.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Eleni Gitti, Bakışı Bende Kaldı: Abhazya&#39;daki Greklerin Dönüş Öyküsü</title>
      <link>/blog/eleni-gitti-bakisi-bende-kaldi-abhazyadaki-greklerin-donus-oykusu-/</link>
      <pubDate>Tue, 06 Apr 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/eleni-gitti-bakisi-bende-kaldi-abhazyadaki-greklerin-donus-oykusu-/</guid>
      <description>Neredeyse yirmi yıldır bir fotoğraf dolaşır benimle, siyah-beyaz bir sadakatla nereye gitsem peşimde. Bıkmadan, bıktırmadan&amp;hellip; Biraz boynu büküktür. Çocuksu, masum bir yüz. Sanki bir tutam sitem serpmiş müebbet hüznüne. Yine de kıyamaz sanki, helal eden minik bir gülümseyişle selamlar, kocaman zeytin gözleri. Sevgiyle, tutkuyla bakar. Sarıp sarmalar beni.&#xA;Bu, Eleni’nin fotoğrafıdır. Nereye gitsem benimle&amp;hellip;&#xA;&amp;hellip;&#xA;1992’nin 1 Haziran sabahı, henüz güneş uykudayken, ince bir sisin sessizliğinde sahil boyu yürümüştük, Sohum limanına.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Kılıç, Uykuda Vurulur</title>
      <link>/blog/kilic-uykuda-vurulur/</link>
      <pubDate>Mon, 29 Mar 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/kilic-uykuda-vurulur/</guid>
      <description>Mayıs ayı, büyük kurgu (doğa) ile ters düştüğümüz aydır. Doğa için meydan okuyuştur, uyanıştır, direniştir, yenileniştir. Bizim için se yenilgidir, sürgündür, hazandır. Mayıs paradokstur. Doğanın çoşkusunu kıskanacak kadar acı saplar yüreğimize. Mayıs sendromdur. Hüzünlendirir, öfkelendirir, hırçınlaştırır. Yüreğimizi burkar, aklımızı karıştırır.&#xA;Bu kez erken çalmıştır kapımızı Mayıs sendromu. Yeni alametlerle. Bir ihanet ninnisi, bir gaflet uykusu gibi&amp;hellip;&#xA;Denizcilik bilgeliği der ki, ‘kılıç, uykuda vurulur’. Kılıç, avlanması en zor balıkmış. Tehlikeyi çabuk sezen güçlü algıları varmış.</description>
    </item>
    <item>
      <title>21 Mayıs&#39;ı Nasıl Anmalı</title>
      <link>/blog/21-mayis-i-nasil-anmali/</link>
      <pubDate>Thu, 25 Mar 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/21-mayis-i-nasil-anmali/</guid>
      <description>Değerli Dostlar,&#xA;İstanbul&amp;rsquo;daki 21 Mayıs anma programı ile ilgili olarak 24 Mart akşamı İstanbul Kafkas Kültür Derneği&amp;rsquo;nde yapılan hazırlık toplantısındaki değerlendirmeler ışığında, kişisel düşüncelerimi ve önerilerimi aşağıda dikkatinize sunuyorum; İÇERİK HAKKINDA Bu yılki 21 Mayıs anması, ABD ve Gürcistan&amp;rsquo;ın Rusya&amp;rsquo;yı siyaseten köşeye sıkıştırmak ve Kuzey Kafkas halklarını (Abhazlar ve Osetler dışındakileri) yanına çekmek için sürgünü siyasi araç olarak kullanma stratejisi nedeniyle ayrı bir önem ve hassasiyet kazanmıştır. ABD ve Gürcistan diyasporayı da kendi stratejisi doğrultusunda etkileme çabasındadır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Ardzınba&#39;yı Uğurlarken</title>
      <link>/blog/ardzinbayi-ugurlarken/</link>
      <pubDate>Fri, 12 Mar 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/ardzinbayi-ugurlarken/</guid>
      <description>VLADİSLAV ARDZINBA, 1945-2010&#xA;4 Mart (2010) sabahı, Vladislav G. Ardzınba&amp;rsquo;nın öldüğü haberi ile uyandığımda güçlü bir zembereğin harekete geçirdiği mekanik misali giyindim, dışarı çıktım, Anadoluhisarı&amp;rsquo;nın Göksu-Küçüksu derelerinin Boğaz&amp;rsquo;a ulaştığı yayda voltalamaya başladım. Küçüksu Kasrı kenarından gözlerimi denizin, düşüncelerimi zamanın akışına bıraktım.&#xA;Bir sigara tellendirip efkarımı Velimir Hlebnikov&amp;rsquo;un dizeleriyle üfledim;&#xA;Yıllar, insanlar ve halklar akarsu gibi&#xA;Ebediyyete akıp gözden kayboluyorlar&#xA;Kâinatın esnek aynasında.&#xA;Yıldızlar balık ağı, balıksa bizler&#xA;Tanrılar, karanlıktaki hayaletlerdir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Kurtların Dalaşında Kuzular Kaybeder</title>
      <link>/blog/kurtlarin-dalasi/</link>
      <pubDate>Fri, 26 Feb 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/kurtlarin-dalasi/</guid>
      <description>CC’deki ilk yazımın Adige-Abhaz toplumunun özgün gündemiyle ilgili olmasını isterdim; Kafkasya’da olup bitenleri, diyaspora-anavatan ilişkilerini, dönüş, kimlik, örgütlenme vb. yakıcı konuları tartışmayı… Ama ne mümkün. Her geçen gün nefes almanın zorlaştığı bir ülkede yaşıyoruz. Gerilim öyle yükseldi, hesaplaşma öyle keskinleşti ki, mecburen öncelik vermek gerekti.&#xA;Belki bir kısmımız olup bitenleri anlamış-anlamlandırmış ve zihnen rahata ermiştir. Bunu başaranlara ne mutlu. Ben hala ‘acaba’lar labirentinde yuvarlananlardanım. Bitaraf, dolayısıyla bertaraf durumdayım. Üstüme çöken iki büyük hava basıncından hangisinin alçak hangisinin yüksek olduğu üzerine kendi kendime körbahis oynuyorum.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya&#39;nın Bağımsızlığı ve Kafkasya&#39;nın Geleceği</title>
      <link>/flog/abhazyanin-bagimsizligi/</link>
      <pubDate>Mon, 01 Feb 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/flog/abhazyanin-bagimsizligi/</guid>
      <description>Editörünün Notu Bu kitap, Abhazya’nın Dostları, Beşiktaş Belediyesi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin 30-31 Mayıs 2009 tarihinde İstanbul’da ortaklaşa düzenlediği uluslararası konferansta yapılan konuşmaların geniş bir özetini içermektedir. Kitapta, konuşmalarını yazılı (Türkçe, İngilizce ve Rusca) olarak yapan ya da daha sonra yazarak bize ulaştıran konuşmacıların yazıları yanısıra konuşmalarını irticalen (yazılı metin olmadan ya da yazılı metne bağlı kalmaksızın) yapan konuşmacıların ses kayıtlarının deşifrasyonu ile elde edilen metinler yer almaktadır. Charlotte Hille ve Hasan Kanbolat son anda çıkan mazeretleri nedeniyle konferansa katılamamışlar ancak bildirilerini bize ulaştırmışardır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhaz Derneğinde Perşembe Toplantısı</title>
      <link>/slog/abhaz-derneginde-persembe-toplantisi/</link>
      <pubDate>Thu, 28 Jan 2010 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/slog/abhaz-derneginde-persembe-toplantisi/</guid>
      <description>Saygıdeğer büyüklerim, Sevgili dostlarım…&#xA;Bu derneğin 10 nolu üyesiyim. 1976-77’de gençlerin yönetime talip olduğu gergin genel kurul döneminden buyana derneğimizin muhtelif iniş-çıkışlarına tanık oldum. Türkiye’nin içinde bulunduğu büyük siyasi çalkantılar dönemi de (80 öncesi) dahil olmak üzere, hiç bir zaman bugünkü kadar vahim bir bölünme ile karşı karşıya gelmedik. Daha da kötüsü, bizi biz yapan saygı-sevgi anlayışımız bu denli erezyona uğramadı.&#xA;Bu bölünmenin sebebi ayrı federasyon projesi ve onu gündeme getirenlerdir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Masumiyetin Vurulduğu Gün... 14 Aralık 1992 Lata Trajedisi</title>
      <link>/blog/masumiyetin-vuruldugu-gun/</link>
      <pubDate>Mon, 14 Dec 2009 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/masumiyetin-vuruldugu-gun/</guid>
      <description>14 Aralık 1992 tarihi, Abhazya-Gürcistan savaşının en trajik günüdür.&#xA;14 Aralık 1992, Gürcistan işgal kuvvetlerinin kuşatma altında tuttuğu Tkvarchal&amp;rsquo;dan 35&amp;rsquo;i çocuk, 8&amp;rsquo;i hamile kadın olmak üzere toplam 82 sivili taşıyan insani yardım helikopterinin Lata&amp;rsquo;da vurulduğu gündür.&#xA;14 Aralık 1992, helikopterdeki tüm insanların yanarak öldüğü gündür.&#xA;14 Aralık 1992, masum çocukların, çaresiz kadınların, yaşlıların, hastaların Gürcistan ateşinde yandığı gündür.&#xA;Daha dün gibi hatırlıyorum, Abhazya, kuşatma altındaki Tkvarchal&amp;rsquo;da soğuktan, hastalıktan ve açlıktan ölümle karşı karşıya olan sivilleri tahliye için Gürcistan ile geçici ateskes anlaşması yapmış, bu anlaşma kapsamında ilk grubun Gudauta&amp;rsquo;ya getirilmesi için Ruslardan sağlanan helikopter Tkvarchal&amp;rsquo;a gönderilmişti.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Diyaspora Örgütlenmesi Hakkında</title>
      <link>/slog/diyaspora-orgutlenmesi-hakkinda-2009/</link>
      <pubDate>Mon, 16 Nov 2009 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/slog/diyaspora-orgutlenmesi-hakkinda-2009/</guid>
      <description>Cihan Beye ve sesimi duyan herkese iyi günler diliyorum.&#xA;Onur Öymen&amp;rsquo;in konuşması üzerine başlayan ufak tefek fikir yürütmelerimiz, aslında &amp;ldquo;iğneği kendine, çuvaldızı başkasına batırmak&amp;rdquo; babında bir şeydi. Yani kendi halimize bir sitem, bir serzeniş. Denilebilir ki, toplumsal duyarsızlığımızı uyarmak için artık ne iğne, ne çuvaldız, ne şiş kafi gelir. Bu da bir bakıştır. Evet, kötümser olmak için çok neden var. Ve bu nedenlerin herhangi birine sarılıp, birey olarak kendimizi &amp;ldquo;toplumsal yük&amp;quot;ten kurtarabiliriz.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya&#39;nın Dostları Hakkında</title>
      <link>/blog/abhazya-nin-dostlari-hakkinda/</link>
      <pubDate>Tue, 20 Oct 2009 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/abhazya-nin-dostlari-hakkinda/</guid>
      <description>Abhazya halkı ve devleti 5.000 yıllık bir kültürün, 1.500 yıllık bir devletin ve 90 yıllık bir cumhuriyetin mirası ve devamıdır. Abhazya, Gürcistan&amp;rsquo;ın saldırısı ile yaşanan (14 Ağustos 1992 - 30 Eylül 1993) savaştan buyana fiilen bağımsız bir ülkedir. 15 yıldır Gürcistan&amp;rsquo;ın baskılarına ve saldırılarına karşı kendini korumakta ve bağımsızlığının uluslararası camiada tanınması için mücadele vermektedir. Abhazya&amp;rsquo;nın bu mücadelesinde en büyük destek Kuzey Kafkasya&amp;rsquo;daki kardeş halklar, bunların da içinde yer aldığı Rusya Federasyonu ve büyük bölümü Türkiye&amp;rsquo;de bulunan Abhaz-Adige diyasporasıdır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Hibla Gerzmava Konser Açılış Konuşması</title>
      <link>/slog/hibla-gerzmava-konser-acilis-konusmasi-2009/</link>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2009 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/slog/hibla-gerzmava-konser-acilis-konusmasi-2009/</guid>
      <description>Saygıdeğer konuklar, sevgili dostlar…&#xA;Abhazya’nın Dostları adına hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Katılımınız bizi onurlandırdı. Hoşgeldiniz…&#xA;İzninizle, bu akşam bu salonu bize tahsis ederek birlikteliğimizi mümkün kılan Kadıköy Belediye Başkanı Sayın Selami Öztürk’e, sanatsever ekibine ve CKM yönetimine teşekkür etmek isterim.&#xA;Hem kısa süre önce gerçekleştirdiğimiz uluslararası konferansta hem bu organizasyonda desteklerini esirgemeyen Beşiktaş Belediye Başkanı Sayın İsmail Ünal’a minnet duygularımı ifade etmek isterim.&#xA;Ve… Fuayedeki leziz ikramlarıyla bu akşamki ziyafete üvertür sağlayan Çatana Restaurant’ın sahibi Hasan Gökpınar beyi alkışlamak isterim.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazların Muhalif Sesi: Sezai Babakuş</title>
      <link>/alog/abhazlarin-muhalif-sesi/</link>
      <pubDate>Sat, 25 Oct 2008 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/alog/abhazlarin-muhalif-sesi/</guid>
      <description>Kendisini on üç sene önce bizi davet ettiği (kalabalık bir müzik grubu olarak) Emirgan’daki evinde, Abhaz sanatçılarla bir araya getirmiş olarak hatırlıyorum. Abhazya’da sevilen ve profesyonel başarıları olan bu değerli sanatçıları İstanbul Çerkes camiasıyla buluşturmuş, prestijli yerlerde konserler vermelerini sağlamıştı. Hevesle ve heyecanla onları Çerkesler dünyası ile tanıştıran Sezai bey bir yana, bu başarılı sanatçıların, o günlerde hak ettikleri kadar ilgi gördüklerini pek de zannetmiyorum. O akşam, güzel evindeki piyanonun başına, bilen bilmeyen hepimiz oturmuş, bağıra çağıra şarkılar söylemiştik.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Sezai&#39;nin Karnavalı Hakkında</title>
      <link>/blog/sezainin-karnavali-hakkinda/</link>
      <pubDate>Tue, 14 Oct 2008 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/sezainin-karnavali-hakkinda/</guid>
      <description>Sevgili Dostlar,&#xA;Kafkas Dernekleri Federasyonu&amp;rsquo;nun daveti ile Abhazya gezimize katılan Sabah gazetesi yazarı Muharrem Sarıkaya&amp;rsquo;nın Abhazya izlenimlerini aktardığı yazılarının sonuncusu &amp;ldquo;Sezai&amp;rsquo;nin karnavalı&amp;rdquo; başlığı ile pazar günü yayınlanmış (aşağıdaki link&amp;rsquo;ten okuyabilirsiniz). İtiraf edeyim ki, o günkü gazeteyi okumuş (!) olmama rağmen, sevgili dostum Nail Çakırhan&amp;rsquo;ın ölümü ile ilgili haber ve yorumlara konsantre olduğum için, Sarıkaya&amp;rsquo;nın sütünunu pas geçmişim; gruba düşen mail üzerine yazıyı şimdi okudum&amp;hellip;. Bazı düzeltmelerim ve tamamlamalarım olacak&amp;hellip;&#xA;Önce, Nail Çakırhan&amp;rsquo;a dair birkaç söz etmeliyim.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya İçin Tek Yürek Olduk</title>
      <link>/blog/abhazya-icin-tek-yurek-olduk/</link>
      <pubDate>Wed, 08 Oct 2008 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/abhazya-icin-tek-yurek-olduk/</guid>
      <description>Savaşı hatırladık, özgürlüğü tattık, bağımsızlığı kutladık&amp;hellip;&#xA;ABHAZYA İÇİN &amp;lsquo;TEK YÜREK&amp;rsquo; OLDUK.&#xA;Abhazya&amp;rsquo;nın 30 Eylül 1993&amp;rsquo;de Gürcistan&amp;rsquo;a karşı kazandığı büyük zaferin 15. yılı kutlamaları, Abhazya&amp;rsquo;nın bagımsızlığının tanınması süreci ile birleşerek muhteşem bir bayrama dönüştü. Bu bayrama, Abhazya&amp;rsquo;nın Dostları ile Kafkas Dernekleri Federasyonu&amp;rsquo;nun ortak organizasyonu ile katıldık. Abhazya için tek yürek olduk; Savaşı hatırladık, kahramanlarımızı andık, özgürlüğü tattık, bağımsızlığı kutladık ve geleceği birlikte kurmak için umudumuzu yükselttik. Katılan herkesi kutluyorum. &amp;hellip;&#xA;Abhazya&amp;rsquo;nın gururuna, onuruna ve sevincine ortak olmak üzere Abhazya&amp;rsquo;nın Dostları ve Kafkas Dernekleri Federasyonu&amp;rsquo; nun organize ettiği ilk grup 24 Eylül&amp;rsquo;de, ikinci grup 26 Eylül&amp;rsquo;de, üçüncü grup ise 29 Eylül&amp;rsquo;de Abhazya&amp;rsquo;ya ulaştı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>30 Eylül - Abhazya&#39;nın Kahramanları</title>
      <link>/blog/30-eylul-abhazyanin-kahramanlari/</link>
      <pubDate>Tue, 07 Oct 2008 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/30-eylul-abhazyanin-kahramanlari/</guid>
      <description>Abhazya, 14 Ağustos 1992 ile 30 Eylül 1993 tarihleri arasında, Gürcistan’ın saldırısı ve işgal girişine karşı ulusal kurtuluş savaşı verdi. (250 bin nüfuslu) Abhazya inanç, cesaret, kararlılık ve üstün beceri örneği göstererek (4,5 milyon nüfuslu) Gürcistan’a karşı net bir zafer kazandı. Abhazya’ya bağımsızlık kazandıran bu zafer haksızlığa ve zorbalığa karşı verilen onurlu mücadelenin en parlak örneklerinden biri olarak insanlık tarihine geçti. Bu zafer, dünyada özgürlük, barış ve adalete inanan ve bu uğurda mücadele veren tüm insanlara umut, güç ve cesaret verdi.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Vladislav Ardzınba</title>
      <link>/blog/vladislav-ardzinba/</link>
      <pubDate>Mon, 15 Sep 2008 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/vladislav-ardzinba/</guid>
      <description>1990’da acemi bir parlamento başkanıydı, kritik süreçlerde sınav verdi; halkının kaderine hükmetti ve ülkesini bağımsızlığa taşıyan ‘gerçek’ bir kahraman oldu…&#xA;Hiç kuşku yok ki, Abhazya bugünlere, Vladislav Ardzınba’nın bilge, kararlı, karizmatik lider kişiliği sayesinde ulaştı. O’nu 1989’da Abhazya’yı ilk ziyaretimde tanımıştım. O zaman, ekonomi editörü olarak çalıştığım Hürriyet Gazetesi adına, Türk-Sovyet Karma Ekonomi Konseyi toplantısı için Moskova’ya davet edilmiştim. Genel Yayın Yönetmeni Çetin Emeç’den 1 hafta ek izin koparmış, Moskova programı sonrası, Sovyet Yazarlar Birliği’nden Rady Fish ve Vera Feyenova’nın yardımları ile Abhazya’ya gidebilmiştim.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Siyaset Meydanı</title>
      <link>/vlog/siyaset-meydani/</link>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2008 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/siyaset-meydani/</guid>
      <description>2008 yılında Show TV de Ali Kırca&amp;rsquo;nın sunduğu Siyaset Meydanı tartışma programında Abhazya konusunda çarpıtılan gerçekleri tek tek çürüten ve Gürcü gazetecinin ve Gürcü yanlısı katılımcıların gerçek dışı ve kimi zaman saldırgan ifadelerini esprili bir dille yanıtlayan Sezai Babakuş&amp;rsquo;un konuşması büyük beğeni almıştı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Düzce Mitingi - Abhazya&#39;nın Bağımsızlığının Tanınması</title>
      <link>/slog/duzce-mitingi-2008/</link>
      <pubDate>Sun, 31 Aug 2008 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/slog/duzce-mitingi-2008/</guid>
      <description>Değerli dostlar,&#xA;aynı sevinci duyarak,&#xA;aynı coşkuyu, aynı umudu, aynı geleceği paylaşarak,&#xA;bugün buraya gelen yüreği büyük, aklı büyük, kimliği büyük insanlar, Abhazya ve G. Osetya’nın bağımsızlığı hepimize kutlu olsun…&#xA;Çağrımızı duyan ama gelme imkanı bulamayan ya da çağrımızı duyamadığı için burada olamayan ama yüreği bizimle atan dostlarımıza da kutlu olsun…&#xA;Bir de, en yakınlarda olup çağrımızı duymazdan gelen, bu sevince, bu gurura ortak olmak istemeyen, aklı, yüreği, kimliği yetmediği için buraya gelmeyenler var.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Çerkesler Kimlikleriyle Hep Didişecek</title>
      <link>/blog/kafkas-vakfi-roportaj/</link>
      <pubDate>Sun, 16 Dec 2007 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/kafkas-vakfi-roportaj/</guid>
      <description>Ajans Kafkas’ın düşünce turuna konuk olan Demokratik Çerkes Platformu sözcüsü Sezai Babakuş, Çerkeslerin kimlik arayışındaki bunalıma dikkat çekerken gerek etnik, siyasal ve dinsel tanımlamalar gerekse diasporada dayatılan etiketler nedeniyle ‘ben Çerkes’in’ derken hep kimlikleriyle didişme içinde yaşayacağını söylüyor.&#xA;Babakuş’un Kafkasya’nın da etnik tanım olamayacağına dair itirazları var… İşte Babakuş’la düşünce turu…&#xA;BİRİNCİ BÖLÜM: KİMLİK&#xA;Sizi kendi ağzınızdan tanıyabilir miyiz?&#xA;Apsuwa’yım. Hendek doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimden sonra gazetecilik okudum. O zamanlar İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ne bağlı bir gazetecilik bölümü vardı, onu bitirdim.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Özgürlüğü Hatırlama Günü</title>
      <link>/blog/ozgurlugu-hatirlama-gunu/</link>
      <pubDate>Fri, 21 Sep 2007 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/ozgurlugu-hatirlama-gunu/</guid>
      <description>Özgürlüğü hatırlamak&amp;hellip;&#xA;Bugün 14 Ağustos. Abhazya&amp;rsquo;da savaşın başladığı gün&amp;hellip; Başkent Sohum&amp;rsquo;un güney girişi olan Red Brigde-Kızıl Köprü&amp;rsquo;de başlamıştı çatışma. 15 yıl sonra bugün, Moskovalı gençlerin oluşturduğu Aidgılara grubu Rusya sınır kapısından (Pso) Sohum&amp;rsquo;a Kızıl Köprüye yürüdü, Abhazyalı gençlerin oluşturduğu diğer grup ise Gürcistan sınır kapısından (İngur) aynı noktaya yürüdü. Her iki koldan yapılan yürüyüşe &amp;ldquo;Geçmişten günümüze özgürlüğü hatırlamak&amp;rdquo; adı verildi. Gençler Kızıl Köprü&amp;rsquo;ye geldiğinde Abhazya Devlet Başkanı Sergey Bagapş başta olmak üzere çok sayıda insan da &amp;ldquo;özgürlüğü hatırlamak&amp;rdquo; üzere oradaydı&amp;hellip;</description>
    </item>
    <item>
      <title>Seçimler ve DÇP</title>
      <link>/blog/secimler-ve-dcp/</link>
      <pubDate>Sun, 08 Apr 2007 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/secimler-ve-dcp/</guid>
      <description>“Demokrasi şenliği”nde yerimizi aldık&#xA;Demokratik Çerkes Platformu’nun (DÇP) 22 Temmuz genel seçimlerinde İstanbul’dan iki bağımsız adayı (Baskın Oran ve Ufuk Uras) desteklemesi hem Çerkes toplumunda hem genel kamuoyunda büyük ilgi gördü. Her iki adayın seçim çalışmaları “demokrasi şenliği” şeklinde geçti. DÇP bu girişimi ile Çerkes kimliğini Türkiye’de ilk kez siyasete taşıdı.&#xA;DÇP Bağımsız Ortak Aday Sürecine Nasıl Katıldı?..&#xA;Genel seçimlerin 22 Temmuz 2007’de yapılacağının belli olması üzerine önce Demokratik Çerkes Platformu katılımcıları arasında daha sonra da çeşitli platformlarda, derneklerde, vakıflarda ve federasyonda -mail, telefon, yüz yüze görüşme ve toplantılarla- durum değerlendirmesi yapılmış, sonuç olarak da Türkiye’nin sürüklendiği şöven milliyetçi ve dinci kutuplaşmaya karşı “bağımsız ortak aday” alternatifine destek olunması “makul” ve “aklı selim” bulunmuştur.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Kuşların Vurulduğu Gün</title>
      <link>/blog/kuslarin-vuruldugu-gun/</link>
      <pubDate>Wed, 29 Mar 2006 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/kuslarin-vuruldugu-gun/</guid>
      <description>Pencereden, eski limana (şimdinin Muhaceret Parkı’na), palmiye ve okaliptus ağaçlarına ve ardındaki Karadeniz’in dipsiz mavisine bakıyorduk. Bu eski liman, 1864’de yenilgimizle sonuçlanan büyük savaştan sonra, çoğumuzun köhne gemilere doldurulup Osmanlı yurduna sürüldüğümüz yerdi. O ‘kalanlar’ı, ben ise ‘gidenler’i temsil ediyorduk.&#xA;-Savaş olacak. Ne yapsak bundan kaçamayız, dedi.&#xA;Daha önce haftada bir yaptığımız görüşmeler, gerginliğin iyice tırmanması üzerine sıklaşmıştı. Bu yılın Temmuz’u önceki yıllara göre daha nemli ve daha sıcaktı. Arada bir bardaktan boşanırcasına yağan yağmur, aynı hızda buharlaşıyor, yerini boğucu bir nemli-sıcağa bırakıyordu.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Kaffed Genel Kurulu</title>
      <link>/slog/kaffed-genel-kurulu-2005/</link>
      <pubDate>Fri, 25 Nov 2005 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/slog/kaffed-genel-kurulu-2005/</guid>
      <description>Sayın Divan, Sayın Genel Kurul katılımcıları, hepinizi saygıyla selamlıyorum&amp;hellip;.&#xA;Dünyanın en büyük diyasporalarından biri olarak, 1.5 asırdır bu coğrafyada yaşıyoruz. İmparatorluğun son çeyrek yüzyılı ile Cumhuriyete geçiş ve ilk çeyrek yüzyıl içinde değişimlerin, gelişimlerin içinde ve en kritik süreçlerde çeşitli roller üslendik. Bazen öncü olacak kadar basiret gösterdik, bazen ‘değişimin frenleyici unsurları’ olacak kadar geride kaldık. Bazen tasfiye eden, bazen tasfiye edilen olduk. 1930’lara kadar, ama az ama çok, ama doğru ama yanlış bu coğrafyanın kaderine etki ettik.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Gülüşüm, Bakışım, Umudum Size</title>
      <link>/blog/gulusum/</link>
      <pubDate>Wed, 15 Jun 2005 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/gulusum/</guid>
      <description>Mümtaz Demiröz (Aşamba), bize, kahraman olmayan kahramanlığını, milliyetçi olmayan milliyetçiliğini, sıcak gülüşünü, muzip bakışını ve tükenmek bilmeyen umudunu bırakıp veda etti.&#xA;Göçmen kuşlar gibiyiz.&#xA;Bazen küçük bir köy evinden kanatlanır yüreğimiz. Biliriz kimimizi, kimliğimizi. Yine de bocalar dilimiz, kültürümüz.&#xA;Eğitim deriz, iş-güç deriz. Umudumuzu yüklenir düşeriz kent yoluna. Bulunduğumuz ülkede yaşam bıçak sırtındadır. Ya sağa düşmek vardır, ya sola. Kendimizce bir seçim yapar, yürütürüz.&#xA;Sevdalanırız bazen. Sevincimiz çoğalır. Ve direncimiz&amp;hellip;</description>
    </item>
    <item>
      <title>Gürcistan&#39;da Pim Çekildi...</title>
      <link>/blog/gurcistan-da-pim-cekildi/</link>
      <pubDate>Sun, 01 Aug 2004 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/gurcistan-da-pim-cekildi/</guid>
      <description>ABD tarafından tezgâhlanan bir &amp;ldquo;kansız darbe&amp;quot;ye sahne olan Gürcistan&amp;rsquo;da sular durulmadı. 4 Ocak&amp;rsquo;ta yapılacak olan genel seçimler, hem ülkenin hem de Kafkasya&amp;rsquo;nın kaderinde bir dönüm noktası olabilir. Acaristan Özerk Bölgesi, seçime katılacağını ilan etti. Güney Osetya&amp;rsquo;nın durumu ise belirsizliğini koruyor. 10 yıl önce bağımsızlığını ilan eden, ancak uluslararası alanda bağımsız bir devlet olarak tanınmayan Abhazya ise, Tiflis&amp;rsquo;teki iktidar hesaplarını, 1992&amp;rsquo;deki Gürcistan saldırısıyla başlayan savaşın rahatsız edici anıları eşliğinde, dikkatle izliyor. Türkiye&amp;rsquo;deki Abhaz topluluğunun önde gelen isimlerinden Sezai Babakuş, bölgedeki durumu ve yansımalarını Evrensel&amp;rsquo;e anlattı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Kafkasya, Mevcut Sorunlar ve Yakın Gelecekte Muhtemel Tehlikeli Gelişmeler</title>
      <link>/blog/kafkasya-mevcut-sorunlar-yakin-gelecekte-muhtemel-gelismeler/</link>
      <pubDate>Thu, 13 May 2004 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/kafkasya-mevcut-sorunlar-yakin-gelecekte-muhtemel-gelismeler/</guid>
      <description>Sunum Jeopolitik ve tarihsel ilgisi-sorumluluğu-zorunlulukları, Ülkemizin Kuzey Kafkasya ve Trans Kafkas bölgelerinde gelişen olaylara seyirci kalmasını mümkün kılmamakta ve sürecin tehlikeli boyutlara doğru seyri safhalarında ‘önceden-an’da-sonrasında’ yapıcı yönlendirme ve müdahalelerde bulunma gereği kaçınılmaz olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, aşağıya kısa notlar halinde aktaracağımız **Acaristan, Abhazya, Gürcistan sorunu tüm Kafkasya, Rusya ve Ülkemizi, hatta tüm dünyayı istikrarsızlığa sürükleyebilecek bir potansiyele doğru hızla sürüklenmektedir. **&#xA;Gürcistan Tarihi süreç içinde bölgenin istikrarsızlığına maalesef çok katkı sağlamış-başrol oynamış-oynamakta devam eden Gürcistan, Sovyetler Birliğinin çökme devresinde; 1991 yılında 1921 tarihli anayasasına döndüğünü tüm dünyaya ilan etmiş, Federal bir yapıda olan ‘devlet yapısı’nı, çıkan boşluktan emrivaki yaparak istifade hayali ile ‘üniter devlet’ olmaya yönelmişti.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya Başardı, Sıra Bizde...</title>
      <link>/blog/abhazya-basardi-sira-bizde/</link>
      <pubDate>Thu, 15 Jan 2004 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/abhazya-basardi-sira-bizde/</guid>
      <description>Abhazya&amp;rsquo;nın Gürcistan&amp;rsquo;a karşı verdiği bağımsızlık savaşını kazanışının (30 Eylül 1993) 10. yılı kutlamaları ile Dünya Abhaz-Abazin Kongresi&amp;rsquo;ne katılmak üzere, Türkiye&amp;rsquo;den 27 kişilik heyet 25 Eylül 2003 - 5 Ekim 2003 tarihleri arasında Abhazya&amp;rsquo;daydık. 1990&amp;rsquo;dan 1997&amp;rsquo;ye kadar yaşadığım ve çeşitli görevler üstlendiğim Abhazya&amp;rsquo;yı 6 yıl aradan sonra yeniden görmek benim için son derece ilginç ve öğretici oldu. Edindiğim izlenimleri, bilgi, yorum ve değerlendirmeleri soru-cevap şeklinde sizlerle paylaşmak istiyorum.&#xA;Abhazya’ya gidiş-gelişiniz nasıl gerçekleşti.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Khibla&#39;ya Güzelleme</title>
      <link>/blog/khibla-ya-guzelleme/</link>
      <pubDate>Sat, 06 Dec 2003 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/khibla-ya-guzelleme/</guid>
      <description>1991&amp;rsquo;in 21 Mayısı&amp;rsquo;ydı. Abhazya&amp;rsquo;nın başkenti Sohum&amp;rsquo;un eski limanını dolduran binlerce insan, Kafkasya&amp;rsquo;dan büyük sürgünün 127&amp;rsquo;nci hüzün yılını anıyordu. Gün batmış, ellerde yanan binlerce mumun yansısı denizde oynaşıyordu. Ve herkesin gözü Karadeniz&amp;rsquo;in karanlığına asılıydı. Kalabalığın bir adım önünde, denizle karanın kesiştiği yerde, çakıltaşlarının üzerinde bir kız hüzünlü bir şarkı-bir ağıt- söylüyordu. Sesi, yüzyıllık bir şavaşın ve trajik bir sürgünün tüm acısını yüklenmiş gibiydi. Ayakları çıplaktı. Başında siyah bir tül vardı. Adı Khibla idi.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Düşlerimizi ve Şarkılarımızı Geri İstiyoruz</title>
      <link>/blog/duslerimizi-ve-sarkilarimizi-istiyoruz/</link>
      <pubDate>Sun, 03 Aug 2003 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/duslerimizi-ve-sarkilarimizi-istiyoruz/</guid>
      <description>Daha dün gibi hatırlarız; Kuzey Kafkasya’daki güzel yurtlarımızı ve rüzgâr kanatlı atlarımızı. Güzel şarkılarımızı ve sonsuz düşlerimizi. Özgürlüğümüzü hatırlarız. Ve tarih boyunca süregelen barbar istilaları, onurumuzu, savaşı, kıyımı ve yenilgiyi…&#xA;Daha dün gibi hatırlarız; Tuapse’den, Soçi’den, Suhum’dan lanetli gemilere bindirilişimizi&amp;hellip; Karadeniz’in hırçın sularında yol alışımızı ve umutsuz geriye bakışımızı&amp;hellip; Kucaklarımızda ölen çocuklarımızı ve denizin mavi karanlığına verdiğimiz sevdiklerimizi&amp;hellip;&#xA;Daha dün gibi hatırlarız; Osmanlı topraklarına varışımızı&amp;hellip; Sıtmadan, tifodan, koleradan ve açlıktan bir kez daha kırılışımızı… Anadolu’ya, Balkanlar’a ve Ortadoğu’ya savruluşumuzu&amp;hellip; Anadolu’nun, Balkanlar’ın ve Ortadoğu’nun kaderine ortak oluşumuzu…</description>
    </item>
    <item>
      <title>21 Mayıs, DÇP’nin Duruşu ve Yarınlar...</title>
      <link>/blog/21-mayis-dcp-nin-durusu/</link>
      <pubDate>Mon, 02 Jun 2003 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/21-mayis-dcp-nin-durusu/</guid>
      <description>Sevdiklerimizle kucaklaştık ve savaşa gittik&#xA;Toprağımızla kucaklaştık ve sürgüne gittik&#xA;Bu yıl sürgünü hatırlama bilincimiz, başka bir değişle kendimizi ve kimliğimizi tanıma/tanımlama isteğimiz daha yükseklerdeydi. Ankara&amp;rsquo;da, Samsun&amp;rsquo;da, Kefken&amp;rsquo;de, İstanbul&amp;rsquo;da ve Çerkeslerin olduğu diğer bölgelerde anma programları yapıldı. Daha etkin, daha yaygın katılımlar sağlandı. Daha çok konuşuldu. Daha çok tartışıldı. Söylenmiş sözlerin, yazılmış sözcüklerin, atılmış adımların ve kotarılmış etkinliklerin hepsi, 21 Mayıs&amp;rsquo;ı daha iyi anlamamız ve daha iyi anlatmamız için yardımcı oldu.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Sürgünde Yas, 2003</title>
      <link>/blog/surgunde-yas-2003/</link>
      <pubDate>Thu, 22 May 2003 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/surgunde-yas-2003/</guid>
      <description>Çerkes Sürgünü’nü ve sürgün yollarında kaybettiklerimizi anıyoruz. 25 Mayıs Pazar günü Saat 20:00’de İstanbul/Üsküdar’da Kız Kulesi’nin karşısında denize çiçek bırakacağız ve yas yutacağız.&#xA;BASIN AÇIKLAMASI&#xA;Çerkesler (Adiğe, Abhaz ve Ubıh’lar), 21 Mayıs 1864’de sona eren Rus-Kafkas Savaşı ile birlikte insanlık tarihinin en trajik sürgünlerinden birini yaşadı. Çerkes nüfusunun yüzde 70’i yurtlarından edildi. Onbinlercesi sürgün yollarında can verdi. Sağ kalanlar, dönemin Osmanlı topraklarına dağıtıldı.&#xA;“sevdiklerimizle kucaklaştık ve savaşa gittik&amp;hellip;”&#xA;1700’lerin sonunda Rusya İmparatorluğu’nun Kuzey Kafkasya’yı istila girişimi ile başlayan Rus-Kafkas Savaşı onyıllarca sürdü.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Sevdiklarimizle Kucaklaştık ve Savaşa Gittik, Toprağımızla Kucaklaştık ve Sürgüne Gittik</title>
      <link>/slog/sevdiklerimizle-kucaklastik-ve-savasa-gittik-2003/</link>
      <pubDate>Wed, 21 May 2003 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/slog/sevdiklerimizle-kucaklastik-ve-savasa-gittik-2003/</guid>
      <description>Çerkesler (Adiğe, Abhaz ve Ubıh’lar), 21 Mayıs 1864’de sona eren Rus-Kafkas Savaşı ile birlikte insanlık tarihinin en trajik sürgünlerinden birini yaşadı. Çerkes nüfusunun yüzde 70’i yurtlarından edildi. Onbinlercesi sürgün yollarında can verdi. Sağ kalanlar, dönemin Osmanlı topraklarına dağıtıldı.&#xA;“sevdiklerimizle kucaklaştık ve savaşa gittik&amp;hellip;”&#xA;1700’lerin sonunda Rusya İmparatorluğu’nun Kuzey Kafkasya’yı istila girişimi ile başlayan Rus-Kafkas Savaşı onyıllarca sürdü. Kafkas halkları özgürlüklerini korumak ve yurtlarını savunmak için olağanüstü direniş gösterdi. Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupalı büyük devletlerin yalnız bıraktığı Kafkas Halkları, Rusya İmparatorluğu’nun büyük askeri gücü karşısında çaresiz kaldı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Bu Deniz, Bu Toprak, Bu Gökyüzü Tanığımızdır</title>
      <link>/slog/bu-deniz-bu-toprak-bu-gokyuzu-tanigimizdir-2002/</link>
      <pubDate>Tue, 21 May 2002 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/slog/bu-deniz-bu-toprak-bu-gokyuzu-tanigimizdir-2002/</guid>
      <description>Dünyanın her yerindeki Çerkeslerin bir millet şuuru içinde birleşip varlıklarını, kültürlerini ve Kafkasya’daki vatanlarını koruyup yaşatmaları, tarihi görevleridir.&#xA;Cemal Kutay&#xA;Daha dün gibi hatırlarız; Kuzey Kafkasya’daki güzel yurtlarımızı ve rüzgar kanatlı atlarımızı. Güzel şarkılarımızı ve sonsuz düşlerimizi.. Özgürlüğümüzü hatırlarız. Ve tarih boyunca süregelen barbar istilaları, onurumuzu, savaşı, kıyımı ve yenilgiyi…&#xA;Daha dün gibi hatırlarız; Tuapse’den, Soçi’den, Suhum’dan lanetli gemilere bindirilişimizi&amp;hellip; Karadeniz’in hırçın sularında yol alışımızı ve umutsuz geriye bakışımızı&amp;hellip; Kucaklarımızda ölen çocuklarımızı ve denizin mavi karanlığına verdiğimiz sevdiklerimizi&amp;hellip; Daha dün gibi hatırlarız; Osmanlı topraklarına varışımızı&amp;hellip; Bataklık kıyılarına çıkışımızı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Sürgünde Yas, 2002</title>
      <link>/blog/surgunde-yas-2002/</link>
      <pubDate>Sat, 18 May 2002 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/surgunde-yas-2002/</guid>
      <description>güzel yurtlarımız vardı&amp;hellip; Ve rüzgar kanatlı atlarımız&#xA;güzel şarkılarımız vardı&amp;hellip; Ve sonsuz düşlerimiz&amp;hellip;&#xA;Daha dün gibi hatırlarız; Tuapse’den, Soçi’den, Suhum’dan lanetli gemilere bindirilişimizi&amp;hellip; Karadeniz’in hırçın sularında yol alışımızı ve umutsuz geriye bakışımızı&amp;hellip; Kucaklarımızda ölen çocuklarımızı ve denizin mavi karanlığına verdiğimiz sevdiklerimizi&amp;hellip;&#xA;Daha dün gibi hatırlarız; Osmanlı topraklarına varışımızı&amp;hellip; Sıtmadan, tifodan ve açlıktan bir kez daha kırılışımızı… Ve Anadolu’ya ve Balkanlar’a ve Ortadoğu’ya savruluşumuzu&amp;hellip;&#xA;Onyıllar süren bir savaşın sürgündeki çocuklarıyız&#xA;Bu deniz, bu toprak ve bu gökyüzü tanığımızdır</description>
    </item>
    <item>
      <title>Federasyon ve Konfederasyon Konusunda Düşünceler</title>
      <link>/blog/federasyon-konfederasyon-dusunceler/</link>
      <pubDate>Wed, 17 Apr 2002 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/federasyon-konfederasyon-dusunceler/</guid>
      <description>Değerli Marje katılımcıları,&#xA;Medeni Kanun ve Dernekler Kanunu’da, sivil toplum örgütlenmelerine yeni olanaklar sağlayan değişiklik çalışmaları ile birlikte toplumumuzda da yeni örgütlenme modelleri ile ilgili çalışmalara başlanmıştır. Bununla ilgili olarak Ankara, İstanbul ve diğer kentlerde toplantılar düzenlenmekte, model arayışları ile ilgili tartışmalar yapılmaktadır.&#xA;Toplumumuzun dinamik kesiminin katılımcısı olduğu Marje platformunun da bu tartışmalara ve fikir alışverişine yardımcı olabileceği kanısındayım. Tartışmaya başlangıç oluşturacağı kanısı ile, yeni örgütlenme modeli konusunda öne çıkan soruları ve buna ilişkin düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya için Öneriler</title>
      <link>/blog/abhazya-icin-oneriler/</link>
      <pubDate>Sat, 16 Feb 2002 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/abhazya-icin-oneriler/</guid>
      <description>Tarihin, yüzyılı aşkın bir aradan sonra Abhazlara ve anayurtları Abhazya’ya sunduğu ‘kimlik/varlık olma’ fırsatı, elimizden kaçmak üzere. Sovyetler Birliği’nin dağılması ile başlayan ve Abhazya-Gürcistan Savaşı ile dünyaya malolan bu şans süreci, gerilemeye ve sönmeye başladı. Abhazya’nın yükselen iç dinamikleri, başta Türkiye olmak üzere Abhaz diasporasındaki uyanış, Çerkes dünyasının açık desteği ve dünyadaki olumlu konjonktür ve sempati, savaş sırasında ve sonrasında Gürcistan’a karşı elde edilen stratejik-siyasi-diplomatik üstünlükler tek tek kaybedilmekte.&#xA;Savaşın bitiminden bu yana geçen 7 yıllık sürede Abhazya-Gürcistan sorununda kalıcı bir çözüm bulunamaması, Abhazya’nın statüsü ile ilgili belirsizlikler, Rusya öncülüğünde BDT’nun Abhazya’ya uyguladığı ambargo ve Gürcistan’ın uluslararası düzeyde yürüttüğü Abhazya’yı tecrit politikaları Abhazya’ya ağır faturalar yükledi.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Dünden Bugüne Abhazya/Gürcistan-Abhazya Anlaşmazlığı</title>
      <link>/slog/dunden-bugune-abhazya-2002/</link>
      <pubDate>Sat, 16 Feb 2002 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/slog/dunden-bugune-abhazya-2002/</guid>
      <description>Abhazya ve Abhazlar hakkında özet bilgi: Abhazya’nın coğrafi konumu, nüfus yapısı, ekonomisi&amp;hellip; Abhazların tarihi, etnik ve kültürel kimliği&amp;hellip;&#xA;Dünden bugüne Abhazya: Tarihi, hukuki ve siyasi gelişimi&amp;hellip;&#xA;Gürcistan-Abhazya ilişkilerinin kısa tarihçesi: Gürcistan-Abhazya anlaşmazlığının temelleri&amp;hellip;&#xA;1992 savaşı ve sonuçları: Savaşın ağır faturası ve yeniden yapılanma süreci&#xA;Gürcistan-Abhazya arasında barış görüşmeleri. Cenevre sürecinden günümüze&amp;hellip;&#xA;Barış görüşmelerini tehlikeye sürükleyen gelişmeler. Son 6 ayın kapsamlı değerlendirmesi. Gürcistan’ın sınır ihlalleri ve gerilla hareketleri. Mülteciler sorunu. Barış gücünün görev ve yetkilerine ilişkin tartışmalar&amp;hellip;</description>
    </item>
    <item>
      <title>Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile Görüşme</title>
      <link>/slog/ismail-cem-ile-gorusme-2002/</link>
      <pubDate>Thu, 24 Jan 2002 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/slog/ismail-cem-ile-gorusme-2002/</guid>
      <description>Görüşmeye katılanlar Dışişleri Bakanlığı&#xA;İsmail Cem: Dışişleri Bakanı&#xA;Mehmet Görkay: Dışişleri Bakanlığı&#xA;Rusya, Kafkasya ve Orta Asya&#xA;Masası Genel Müdürü&#xA;Ertan Tezgür: Genel Müdür Yardımcısı&#xA;Engin Soysal: Özel Kalem Müdürü&#xA;Murat Adalı: Şube Müdürü&#xA;Oya Tunga: Başkatip&#xA;TBMM Dışişleri Komisyonu&#xA;Zafer Güler: İstanbul Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi&#xA;Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi&#xA;İrfan Argun: Komite Başkanı&#xA;Sezai Babakuş: Komite Sözcüsü&#xA;Bülent Özbelli: Komite Üyesi&#xA;Bediz Tantekin: Komite Ankara Temsilcisi&#xA;Kafkas Derneği (Kafder)</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya ‘Bağımsızlık’ Dedi</title>
      <link>/blog/abhazya-bagimsizlik-dedi/</link>
      <pubDate>Sat, 01 Dec 2001 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/abhazya-bagimsizlik-dedi/</guid>
      <description>Abhazya Dışişleri Bakanı Şamba, Abhazya&amp;rsquo;nın bağımsız devlet inşa etme amacından dönmeyeceklerini belirtirken Rusya ile entegrasyon önerilerinden de vazgeçtiklerini bildirdi. Şamba ‘BM belgesi kabul edilse bile Abhazya bağımsız devlet olmaktan vazgeçmeyecek’ dedi.&#xA;Bağımsız Devletler Topluluğu&amp;rsquo;nun 10. yıl zirvesinin ardından dün bir açıklama yaparak Abhazya&amp;rsquo;yı Tiflis merkezli Gürcistan içerisinde bir yapı olarak gördüklerini belirten Gürcistan Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze&amp;rsquo;ye ilk tepki Abhazya Dışişleri Bakanı Sergey Şamba&amp;rsquo;dan geldi.&#xA;Abhazya Dışişleri Bakanı Sergey Şamba, şu ana kadar Rusya&amp;rsquo;nın muhalefetini aşamayan ve Tiflis ile Suhum arasında yetki paylaşımını öngören Birleşmiş Milletler belgesinin BM Güvenlik Konseyi&amp;rsquo;nden geçmesi durumunda bile Abhazya&amp;rsquo;nın egemen, demokratik devlet olmaktan vazgeçmeyeceğini bildirdi.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Ferai Tınç&#39;a Yanıt</title>
      <link>/blog/ferai-tinc-yanit/</link>
      <pubDate>Mon, 15 Oct 2001 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/ferai-tinc-yanit/</guid>
      <description>Sevgili Ferai,&#xA;Bugunkü köşenizde ‘Gürcistan&amp;rsquo;ı rahatlatan güvence’ başlıklı yazınızın gerçekleri yeterince yansıtmadığı kanısındayım. Öncelikle, ‘Gürcistan&amp;rsquo;ın Abhazya&amp;rsquo;daki Gürcü köylerini korumak üzere harekete geçmesi’ ifadeniz üzücüdür. Hangi bilgi kaynakları sizi bu kadar net ifadelere sürüklüyor. Gürcistan hükümeti ve bakanı, orada olup bitenleri kendi lehine yorumlayabilir. Ama, sizin gibi saygı duyduğumuz gazetecilerin, şüpheli bilgilerle net sonuç çıkarması, hele hele Türkiye&amp;rsquo;de Gürcistan-Abhazya sorununa duyarlı geniş okuyucu kitlesi bulunan sizin bunu yapması üzüntü vericidir.&#xA;Ben şahsen, bu meselede taraf olduğum halde, yazı yazarken Abhazya lehine bu kadar net tanımlamalar yapamıyorum.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Türk-Gürcü Vakfı Genel Müdürü Mevlüt Artvinli ile Görüşme</title>
      <link>/blog/mevlut-artvinli-ile-g%C3%B6r%C3%BCsme/</link>
      <pubDate>Fri, 22 Jun 2001 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/mevlut-artvinli-ile-g%C3%B6r%C3%BCsme/</guid>
      <description>Türkiye’deki Kafkas-Abhaz lobisi ile Gürcü lobisi temsilcileri arasında yapılan iki toplantıdan sonra, birlikte yürütülecek çalışmaların somutlanması amacıyla karar verilen taraflararası ön çalışma grubunun ilk toplantısı, Sezai Babakuş ile Mevlüt Artvinli arasında 22 Haziran 2001 Cuma günü yapıldı. Görüşme ile ilgili özet bilgi aşağıdadır:&#xA;Görüşme Yeri: Sezai Babakuş’un Çengelköy’deki ofisi&#xA;Görüşme süresi: 2 saat&#xA;Görüşme Notları: Önce taraflar arasındaki iki ortak toplantının genel bir değerlendirmesi yapıldı ve ilerisi için neler yapılabileceği konuşuldu.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Deniz, Kardeşimi Geri Ver, Geri Ver Sevdiğimi!..</title>
      <link>/slog/deniz-kardesimi-geri-cer-2001/</link>
      <pubDate>Mon, 21 May 2001 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/slog/deniz-kardesimi-geri-cer-2001/</guid>
      <description>Halen Kafkasya’da yaşayan Çerkesler 1864’ten beri, yani 137 yıldır Karadeniz’e böyle seslenir. 21 Mayıs’ta biten savaşın sürgün ettiği, sürgün yollarında yitip giden kardeşlerini, sevdiklerini geri isterler. Bizleri geri isterler. Bunun için Karadeniz’e ilenir ve çiçek verirler.&#xA;Daha dün gibi hatırlarız; rüzgar kanatlı atlarımızla Kafkasya’nın bir yamacından diğerine coşan özgürlüğümüzü. Ağustos yıldızları kadar sonsuz düşlerimizi. Ve şarkılarımızı&amp;hellip;&#xA;Daha dün gibi hatırlarız; savaşı, kıyımı ve acıyı. Tuapse’den, Soçi’den, Suhum’dan itile kakıla lanetli gemilere bindirilişimizi.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya ile Gürcistan Arasındaki Barış Sürecine Diaspora Katkısı Ele Alındı</title>
      <link>/blog/abhazya-gurcistan-baris-s%C3%BCrecine-diaspora-katkisi/</link>
      <pubDate>Sat, 19 May 2001 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/abhazya-gurcistan-baris-s%C3%BCrecine-diaspora-katkisi/</guid>
      <description>Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi ile Türk-Gürcü Kültür ve Eğitim Vakfı, Abhazya ile Gürcistan arasındaki problemlerin barış yoluyla çözüm için sürdürülen çabalara diasporadan nasıl katkı verilebileceğini görüşmek üzere 14 Mayıs’ta İstanbul’da biraraya geldi. Görüşmeye Birleşik Kafkasya Konseyi ile Kaf-Der başkanları da katıldı.&#xA;Yaklaşık 4 saat süren yemekli toplantıda, taraflar Abhazya ile Gürcistan arasındaki anlaşmazlığın barışçı yollarla çözümü için diaspora desteği verilmesi hususunda mutabakata vardılar. Bunun için iki tarafın eşit sayıda temsilcilerinin yer alacağı ‘Sivil Barış Girişimi’ grubunun oluşturulması görüşü benimsendi.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Sürgünde Yas, 2001</title>
      <link>/blog/surgunde-yas-2001/</link>
      <pubDate>Fri, 18 May 2001 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/surgunde-yas-2001/</guid>
      <description>güzel yurtlarımız vardı ve rüzgar kanatlı atlarımız&#xA;güzel şarkılarımız vardı ve sonsuz düşlerimiz&amp;hellip;&#xA;sürgünde yas&#xA;1864 Çerkes Sürgünü’nü(*)&#xA;ve sürgün yollarında ölen insanlarımızı,&#xA;20 Mayıs Pazar günü anıyoruz.&#xA;Saat 19:00’da İstanbul/Üsküdar’da Kız Kulesi&#xA;karşısında denize çiçek bırakacağız.&#xA;DEMOKRATİK ÇERKES PLATFORMU&#xA;Abdulkadir Özpehlivan, Abdulkadir Özyılmaz(Cemişo), Abdulmecit Cankat, Ahmet Özel, Akçal Cankılıç, Ali Güneyoğlu(Guloy), Ali Kösal(Bif), Atay Ceyişakar, Atilla Ceyişakar, Atilla Yenişen, Albuz Yağan, Aysu Tüysüz, Ayşe Seda Berzeg, Ayten Özcan, Bahri Akın, Barbaros Binicioğlu, Barış Güven, Baturay Tok, Beycan Şen, Bislan Aydemir, Bülent Atçı, Bülent Özbelli, Can Kesgin, Cavit Eroğlu, Cengiz Gül, Cidal Hezar, Cihan Candemir, Cihan Zafer, Cihat Bageoğlu, Ceyhun Kesgin, Çetin Öner, Derya Taymaz, Didem Sezer, Dilek Demir, Doğan Özden, Emel Dinçer, Emine Aslantuğ, Emre Eroğlu, Erdal Çatan, Erhan Şahin, Erol Taymaz, Ersoy Nur, Emel Yağan, Emre Eroğlu, Ender Şenol, Esat Özen, Eyüp Baloğlu(Hevsej), Faysal Sayın, Fehmi Yapıcı, Femihan Töre, Ferda Aksan, Feride Binicioğlu, Filiz Çelik, Fuat Uğur, Gunda Demiröz, Gupse Altınışık, Gupse Arit, Gürsel Berzeg, Hadis Elmas, Halis Çakır, Halil Ulutaşlı, Handan Demiröz, Harun Canberk Aydemir, Harun Şahin, Hasan Büt, Hasan Bide, Hasan Okan İşcan, Hava Karadaş, Hayati Kanık, Hilal Atan, Hollanda Çerkes Kültür Derneği, Hürsen Özlü, Hüsnü Altınışık, İbrahim Uğur, İlkay Nefin Güçlü, İrfan Argun, İsmet Özbay, İzzet Aydemir, Janberd Dinçer, Janberk Aydemir, Kamuran Tuç, Kaya Şenvar, Kocaeli Kafkas Derneği, Konuk Aydemir, Lale Karaoğlan, Leyla Şen, Mahmut Özden, Mansur Balcı, Mehmet Bingöl(Yemiş), Mehmet Kanbek, Mehmet Kanbolat, Meltem Ulutaşlı, Meral Atan, Mesut Akman, Mezbjen Doğa Sporları Grubu, Mihrican Ataş, Muharrem Çurey, Muharrem Saran, Muhammet Baytuğan, Muhittin Ünal, Muhittin Yürekli, Murat Özden, Murat Özkan, Murat Papşu, Murat Yağan, Musa Tok, Muzaffer Özen, Mücella Şegem, Naim Sarıgül, Nart Atalay, Necdet Önder, Nesrin Demirkan, Nevin Uğur, Nibjeug Müzik Grubu, Nilüfer Karadaş, Nurten Sezer, Nurten Özcan, Onur Güngör(Aşua), Osman Ömür, Osman Güdü, Recai Acıcbe, Recep Güçlü, Recep Kaygusuz(Halaj), Sacit Kızılot(Hamteş), Sadık Çelik, Sadık Ergören, Sami Korkut, Selma Savaş, Semih Şahin, Semiha Altındağ, Setenay Süzer, Seyhan Er Ulutaşlı, Sezai Babakuş, Sinan Çetav, Sinem Vatanartıran, Suat Aras, Suna Setenay Çetav, Sunay Ömür, Şamil Jane, Şamil Turan, Şemsettin Çevik, Talih Altınışık, Tarık Acaroğlu, Tarkan Eyerci, Tayfun Habiçoğlu, Tülay Bir, Ufuk Vurdum, Ümit Tokoğlu, Ünal İnci, Vahit İnkilap, Veysel Altıntaş, Vural Ulutaşlı, Yalçın Erdemir, Yasin Kalkan, Yaşar Güven, Yalçın Karadaş, Yavuz Uluser, Yeşim Juğ, Yinal Özkan, Yusuf Taymaz, Yüksel Hatko, Zafer Alp, Zekayi Baydilli, Zeki Çelik, Zeynel A.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Kur Edebiyatı ya da Flörtün Çerkescesi</title>
      <link>/blog/zehes-alaf-kur-edebiyati/</link>
      <pubDate>Tue, 28 Nov 2000 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/zehes-alaf-kur-edebiyati/</guid>
      <description>Çerkesler’de diğer kültürlerden farklı, kur ve flörtü edebileştiren bir gelenek var. Abhazların &amp;lsquo;alaf&amp;rsquo;, Adige ve Kabartayların &amp;lsquo;psetluh&amp;rsquo; dedikleri bu tanışma, kur ve flört geleneğinin en önemli özelliği hem erkeklerde hem kızlarda kıvrak zeka, keskin mizah ve güzel konuşmayı gerektiriyor.&#xA;Çerkes gençleri genellikle düğünlerde, &amp;rsquo;tasamhara&amp;rsquo; veya &amp;lsquo;zehez&amp;rsquo; adı verilen özel toplantılarda, ev ziyaretlerinde ya da dernek benzeri sosyal ortamlarda biraraya geliyor. Bu tür buluşmalar tanışma faslı ile başlıyor. &amp;lsquo;Eyhabı&amp;rsquo; ya da &amp;rsquo;tamada&amp;rsquo; adı verilen grup liderleri, herkesi birbiriyle tanıştırır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Sesleri ve Renkleri Solan Bir Halk: Çerkesler</title>
      <link>/blog/atlari-ruzgar-kanatli/</link>
      <pubDate>Thu, 23 Nov 2000 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/atlari-ruzgar-kanatli/</guid>
      <description>Atları rüzgar kanatlıydı&#xA;Kafkasya’da yüzyıllardır biriktirdikleri öyküleri vardı. Kafkas Dağları’nın hırçın doruklarından Karadeniz’in nazlı koylarına at koştururlardı. Atları rüzgar kanatlı, okları şimşek uçlu, kamaları gümüş kakmalıydı. Onlar Çerkesti, Abhazdı, Adigeydi, Ubıhtı, Kabartaydı. Onlar Nartlar’dı. Güneş’ten ateş çalan da onlardı, sular ülkesinden deniz kızını kaçıran da onlar. Kahramandılar ama kızkardeşleri Setenay için ağlayabilirlerdi. Mağrurdular ama karınlarını doyurmak için avladıkları ceylandan özür dileyebilirlerdi. Özgürdüler ve özgürlük tutkuları sabah dualarına “Tanrı herkesi özgür ve mutlu kılsın.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Nazım&#39;a Yolculuk...</title>
      <link>/blog/nazima-yolculuk/</link>
      <pubDate>Wed, 15 Dec 1999 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/nazima-yolculuk/</guid>
      <description>vurulursa bir kuş&#xA;uçarken havada,&#xA;vurulduğunu bilmez,&#xA;uçmaya devam edermiş.&#xA;bir süre daha&amp;hellip;&#xA;nazım’a yolculuk&#xA;istanbul, 2000&#xA;leylu’ya 1/.&#xA;ilk söz, yolcuya dair&#xA;o’nu moskova’da tanıdım.&#xA;‘arbat’ın türkleri’ diye bir dizi peşinde koşarken rasladım o’na. mart’ın son günüydü. salaş bir café köşesinde, votka yudumlayarak notlarımı gözden geçiriyordum. karışmış saçı-sakalı, bitkin-pejmürde, bakışları masamdaki yarılanmış votka şişesinde, gelip oturdu yanıma. sessizce ve teklifsizce.&#xA;‘benim de bir hikayem var’ dedi.&#xA;biraz votka ile ısıttık dostluğumuzu.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya TV ile Röportaj</title>
      <link>/vlog/abhazya-tv/</link>
      <pubDate>Tue, 14 Dec 1993 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/abhazya-tv/</guid>
      <description>1992-1993 yılında Gürcistan&amp;rsquo;a karşı yürüttüğü bağımsızlık mücadelesinde Abhazya&amp;rsquo;nın yanında yer alan ve ilk devlet başkanı Ardzınba&amp;rsquo;nın ekonomi ve siyaset danışmanı olarak görev alana gazeteci yazar Sezai Babakuş&amp;rsquo;un Abhazya TV&amp;rsquo;de yayınlanan söyleşisi.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Hibla Gerzmava Konseri</title>
      <link>/vlog/hibla-gerzmava-konseri/</link>
      <pubDate>Sat, 14 Dec 1991 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/vlog/hibla-gerzmava-konseri/</guid>
      <description>Abhazya Sohum&amp;rsquo;da 1991&amp;rsquo;de düzenlenen Hibla Gerzmava konserinde Abhazya&amp;rsquo;ya Türkiye&amp;rsquo;den yeni gitmiş bir genç sahneye çıkar ve sokaktaki zakkumlardan topladığı bir demet çiçeği sanatçıya ve piyanisti Katia&amp;rsquo;ya verir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Kafkasların Dibinde Bir Yeşil Cennet</title>
      <link>/blog/kafkaslarin-dibinde-bir-yesil-cennet/</link>
      <pubDate>Wed, 26 Jun 1991 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/kafkaslarin-dibinde-bir-yesil-cennet/</guid>
      <description>Abazaların ülkesinde, Karadeniz kıyılarından Kafkaslar&amp;rsquo;ın yamaçlarına doğru bakıldığındı, palmiye ve okaliptüs ağaçlarının hemen ardında narenciye bahçelerini görebilirsiniz. İçkiyle aranız iyiyse, geleneksel Abhaz restoranlarında mola verip yerel şarapla, kurutulmuş et ve &amp;ldquo;abısta&amp;quot;nın tadına bakabilirsiniz.&#xA;Türkiye&amp;rsquo;de &amp;ldquo;Abazalar&amp;rdquo; diye bilinen Abhazların ülkesi, Kafkas Dağları’nın buzul doruklarıyla Karadeniz&amp;rsquo;in en yumuşak ikliminin iç içe geçtiği küçük bir ülke. Abhazya için, cennetin diğer adı demek, yeterli değil. Adeta bir &amp;ldquo;masalülke&amp;rdquo;.&#xA;Sohum&#39;da St. Sımon Kilisesi: Ülkede Abhaz ve Gürcülerin yanı sıra, Ermeni ve Rumlar var.</description>
    </item>
  </channel>
</rss>
